• bugün (173)
  1. ofiste dedikodu yapılmıyorsa orada çay molası verilmiyor demektir, yazılı olmayan kural bu. ama bilgisayar başında kulaklıkla çalışan biri olarak, benim hakkımda bile bir sürü rivayet duyuyorum; demek ki sesimi açmam lazım.
  2. koridorların soğuk havasından mıdır bilmem, çay ocağının yanında benden bahsedildiğini duyunca insan bir duraksıyor; ofise adım atar atmaz fısıltılar başlıyor.
  3. türkiye'de geride kalanların işyeri haberlerini torun aracılığıyla alıyorum, meğer dedikodu da bir vefa duygusuymuş bide biz mi düşündük.

    (bkz: uzaktan izlemek kolay değil)
  4. ayol bizim ofiste su içmeye kalksan mutfağa kadar dedikodu kuyruğu takip ediyor, kargo gelsin diye bekliyorsun ama kapıda patavatsız bir 'sen duydun mu' seni karşılıyor.
  5. eskiden mahalle bakkalında bile bu kadar fısıldaşma olmazdı, şimdi insanlar ekran arkasından yönetiyor iş yeri siyasetini.
  6. ben çamaşır makinesini seçerken kazan, devir, garanti hepsini incelerim; dedikoduda da incelik bu şekerim. hangi konu iyi çalkalanır, hangisi hassas yıkamada sıkar, hepsi belli.

    o bakımdan söylüyorum, bulaşık deterjanı gibi erimesin tutuşsun, sonunda mağdur yine sen olursun ayol.