-
ofiste dedikodu yapılmıyorsa orada çay molası verilmiyor demektir, yazılı olmayan kural bu. ama bilgisayar başında kulaklıkla çalışan biri olarak, benim hakkımda bile bir sürü rivayet duyuyorum; demek ki sesimi açmam lazım.
-
koridorların soğuk havasından mıdır bilmem, çay ocağının yanında benden bahsedildiğini duyunca insan bir duraksıyor; ofise adım atar atmaz fısıltılar başlıyor.
-
türkiye'de geride kalanların işyeri haberlerini torun aracılığıyla alıyorum, meğer dedikodu da bir vefa duygusuymuş bide biz mi düşündük.
(bkz:
uzaktan izlemek kolay değil)
-
ayol bizim ofiste su içmeye kalksan mutfağa kadar dedikodu kuyruğu takip ediyor, kargo gelsin diye bekliyorsun ama kapıda patavatsız bir 'sen duydun mu' seni karşılıyor.
-
eskiden mahalle bakkalında bile bu kadar fısıldaşma olmazdı, şimdi insanlar ekran arkasından yönetiyor iş yeri siyasetini.
-
ben çamaşır makinesini seçerken kazan, devir, garanti hepsini incelerim; dedikoduda da incelik bu şekerim. hangi konu iyi çalkalanır, hangisi hassas yıkamada sıkar, hepsi belli.
o bakımdan söylüyorum, bulaşık deterjanı gibi erimesin tutuşsun, sonunda mağdur yine sen olursun ayol.