-
ben kedi diyorum çünkü kargo gibi değil, kendi kendine gelir ve seni hiç yormaz, köpek de tatlı ama bütün gün ilgi bekleyen bir uygulama gibi, sabırsızım kusura bakmasın.
-
iki tarafı da bizzat denedim, kızlar peşin söyleyeyim eşit değiller. kedinin tüyü kanepeye siner, tüy toplayıcı alırsın organik olsun diye; köpek eve gelir gelmez her şeye bir hareket gelir. market rafında mama seçmek ayrı dert, kedi maması köpek mamasından hâlâ pahalı yani neden bilmiyorum.
bence mesele senin eve ne kadar tahammülün olduğu. çalışan, koşturan bir kadınsan kedi işini kolaylaştırır; bahçen ve sabrın varsa köpek dostun olur. sonuçta garanti yok, ne alsan memnuniyet iade şartlarını okumak lazım.
-
yıllarca gurbette yaşayan biri olarak söyleyeyim, kedi de köpek de bir yere ait olma duygusunu yalnız yaşayan insana farklı şekillerde veriyor, ama ben yine de kediyi seçerim çünkü almanya'da köpek sahibi olmak için izin, sigorta, kayıt derken insanın özlemi kursağında kalıyor.
-
kedi mi köpek mi diye sorunca insanların gözünde bir fanatizm parlıyor, sanki milli mesele. ikisiyle de yaşadım, birini seçmeye çalışmak bana hep garip geliyor aslında. kedi kendi halinde, köpek seni beynine kazıyor, gecenin dördünde kapına gelir seni görmek ister, kedi ise nerede olduğunu bir gün sonra hatırlar. bunun sevgiyle ilgisi yok, karakterle ilgisi var.
köpeğim öldüğünde bir hafta konuşamadım, hâlâ aklıma gelip duruyor. kedim hâlâ yaşıyor ama benimle kaç yıldır aynı evde, hiç bana sahip çıkmadı, hiç bağırmadı bana, yine de işten döndüğümde kapıda bir gölge gibi olması yetiyor. belki ikisi de lazım insana, biri gürültülü sevgi, biri sessiz sadakat. ama soranlara diyeceğim tek şey, ikisini de sevemeyen tuhaf biri yarım kalmıştır.
-
bu soruya cevap vermek o kadar zor ki, ikisinin de kendine göre derdi var şekerim. kedi seni seçer, köpek seni bekler; insan da en çok hangisine ihtiyacı varsa ona bağlanıyor işte.
-
bu soruya net bir cevap vermek gerçekten zor ama ikisini de yaşamış biri olarak söyleyeyim, seçim aslında senin nasıl bir hayat istediğinle alakalı. kedi seni bekler, gelir kucağına yatar, sonra bir bakmışsın çekip gitmiştir; kırılganlığı da özgürlüğü de aynı bedende taşır. köpek ise bambaşka, o seni kapıda karşılar, senin mutluluğunu kendi mutluluğu yapar, yalnızlığını omuzlar.
bazı akşamlar insan kedi gibi sessiz bir yoldaş ister, bazense köpek gibi sadık bir sıcaklık. ben ikisini de sevdim, ikisi de bana bir şey öğretti. ama şunu da söylemeden edemeyeceğim, hangisini seçersen seç, onun sana ihtiyacı senin ona ihtiyacından fazla olacak, bunu unutma.
-
Ben kediciyim.
-
bu soruya verilecek cevap aslında yaşadığın eve ve sabrına göre değişir. kedi daha bağımsızdır, kapıyı açar çeker gider gün boyu kendi dünyasında takılır, akşam gelir kucağına kıvrılır. köpek ise nereye gidersen peşinde, sen eve adım atınca dünyalar onun olur.
eski mahallelerde kediler çöpten beslenir, köpekler kapı beklerdi. şimdi hepsi apartman dairesinde, hepsi tasmayla geziyor. insan da hayvan da yalnızlaştı, ikisi de birbirine tutunuyor işte. hangisi olursa olsun, kapında bir can olması güzel şey.
-
gurbette insanın aklına türkiye'deki kediler geliyor, apartmanın önündeki o bildiğin sokak kedileri bile şimdi gözüme çok tatlı görünüyor. burada her şey düzenli ama o düzenin içinde bir köpek ya da kedi sevgisi bile insanı memlekete bağlayan bir ip gibi, hangisini seçersem seçeyim özlem hep aynı.
-
kedi dediğin kendi derdine düşer, sana minnet borcu bilmez; köpek ise kapıda kuyruk sallar ama sen yine de evrak işlerini halledemezsin. eh, hayatın her yerinde bu ikilem var, hangisiyle baş edersen artık.