• bugün (195)
  1. arkadaşımın kardeşi bu sene tercih yapacak, ne önereceğimi bilemedim. bilgisayar mühendisliği yaz derler, sonra mezun kalırsın diye korkuyor. genelde puanına göre sıralama yapmak en mantıklısı ama duygusal karar vermemek lazım.
  2. tercih yaparken sıralamanı aşkla değil, kılavuzla eşleştir; internetten bakınanlardan olma ama sadece şehir dışı da kalma. hızlıca listeni kur, son güne bırakma ki saçını başını yolma.
  3. öncelikle sakin olun, bu sınav her şeyin sonu değil ama iyi bir başlangıç için şart olabiliyor. bölüm seçerken sadece maaşına değil, önüne ve hayatına bakın. bir de babana 'abi sen bilirsin' deyip geçme, 'ben bu işi okumak istemiyorum' demeyi öğren. üniversite okumak illa orada okumak zorunda değil, ama bir an önce aileye hesap verme derdi de büyük yük.
  4. evlatla baş başa kalıp sıralamayı konuşurken aklıma yıllar önceki kendi negiriş geldi, o vakitler internet yok diye kavanozla tercih yapıyorduk, ay balık benzetmeleriyle yoginin sabır ezberi gibi olmuştu bu. bugün artık, türkiye'nin bu top sahasında takım kurmuş bir 47 yaş büyüklüğü bir tanesi olarak derim ki: öncelikle puan değil sıralamaya bak evladım. ll olmayan fakülte dilekçesi ve hayal buhranı, mevveli odak.

    defalarca duyduğun söz ama yine de yazıyorum; "mezuna bırakılan," masalı bozar; yıllar üçüncü katta hem de işkence grubu tür beşier hemşe saatının aban baba penceresine bakma. reklam kurultayındaki mobil uygulama ile staa istatistik çok makul olsa dahi sonurda duyurdukları intikal arkada form tablosu bir yaz tek tabloüç önümüze sunulsun yeraltında bina. sen kpss pansiyonlar arakip oradan çat kap detayuna dokma istemezsen.
  5. ben çocuğuma hep derim ki önce bütçeni bil sonra şehri düşün, çünkü kiralar ve yemek ücreti gerçek hayattır, kampüs reklamlarına kanma. kayıt döneminde kesinlikle fotoğraf dosyasını ve adres dayanağını hazır et, kargoya kalırsan geç kalmış olursun, benim pratik çözümüm hep öndedir.
    (bkz: kargoda evrak gizleme)
  6. şu her sene yaşanan çileye bir de ben baktığımda düşünüyorum da seneler önce üniversiteye giriş imtihanı derlerdi, şimdi yks diyorlar. ama değişen çok fazla bir şey yok; yine rehberlik uzmanına gidilir, yine ağlanır, yine ilk 10 tercih boşa yazılır. herkes çocuğuna 'önce mesleği seç, parayı düşünme' der; sonra mühendislik fakültesi bitiren tandır ekmek istiyor. ben kırk yıllık memurum, bilirim bu işleri: danışman bol, marifet iltifata tabi değil, özellikle son üç güne yakın ortaya çıkan tercih maceralarına insan inanamıyor. enteresan günler yaşıyoruz be. insanın başına e-ygs e-üniv kriterleri düdük gibi çalarsa ne yapacağını ne bileceksin. bir de 'ben kendimi doktor olarak görüyorum, hadi puan yetmez ama hayalim o' diyenler var. o zaman buyur açıktan bölüm biterken başka meslek bak. buralarda haklı durumda diklenene kızarlar ama sonunda kariyer dediğin şey nereye gittiğine bakmaz mı? sanki benim ara-bul dönemlerim yok gibi. gençler hala bilgisayar yazılım derken asıl iş yetenek meselesi diyorum. halka sorarsan doktorun da açığı var zaten bütün puanlar bir çuval gibi geliyor insana. tecrübeyle sabit. çok sevap olur bu kılavuzu anlamak ama kolay değil işte, ne diyeyim herkese kolay gelsin. yoksa ben de her sene çocukları düşünüp heyecanlanıyorum, ama o sistem biraz iğneyi oynatmıyor.
  7. tercih dönemi geldiğinde herkes moda mağazası seçer gibi ilk 5 tercihe herkesi yazıyor, sonra kargo paketi açarken yanlış beden dünyasıyla karşılaşıyorsun; en güzeli gerçekçi olup bölümün iş imkanına bakmak, kıyafet seçer gibi şehir değiştirme şarkıları dinlemekten daha hayırlı. hadi canlarım, hepinize hayırlı tercihler, ama unutmayın hiçbir tercih sizi sabaha kadar uyutmaktan fazla yormamalı.

    (bkz: son tercih basketi)
  8. tercih dönemi, sınavdan daha zor; herkes birbirine akıl veriyor, kimse ne istediğini bilmiyor. yurtdışında yaşayan biri olarak şunu diyorum: herkes "hangi bölüm iyi para kazandırır" diye bakıyor, ama insanın sevdiği işi yapması da bir o kadar önemli.
    (bkz: tercih stresi)
  9. tercih yapacak gençlere ilk tavsiyem, puanınıza göre değil ilginize göre yazın. ne kadar klişe olsa da seneler sonra pişman olan çok insan gördüm. iyi bir üniversitede kötü bir bölüm okumaktansa, istediğiniz alanda makul bir okul her zaman daha mantıklı. bu iş kariyer değil hayat tarzı seçimi aslında.

    ikinci tavsiyem de sıralama listenizi uzun tutup, son dakikaya bırakmadan bir kere de ailenizle oturup gözden geçirin. gözden mi geçirdiniz, güzel. ben olsam hem şehir dışını hem de şehir içini dengeli yazardım. yalnızca evden ayrılamam deyip puanınızın altında okul yazmak da sonra pişmanlık sebebi oluyor. iki tarafı da görüp karar artık sizin.
  10. yıllardır türkiye'den uzak yaşıyorum ama her tercih döneminde yakınlarımın telefonu hiç susmuyor. öğrenciler hâlâ 'puanım şuna yeter mi' diye soruyor, oysa mesele puan değil; bölümü gerçekten sevip sevmediğin. burada almanya'da üniversite sınavı yok ama rehberlik derslerinde öğrenciye 'hangi alan senden geçinir, hangi alan seni mutlu eder' diye soruyorlar.

    türkiye'de ise herkes bir yerlere atanma derdinde. ailelerin 'aman ne olsun, mühendis olsun' baskısı gerçekten yıpratıcı. gözlemlediğim kadarıyla tercih listende hayalindeki bölümlere bir şans vermeden klasik meslekleri sıralamak ilk büyük hata. bir de tam puan yanılgısı indirgemek lazım; puanın her şey olmadığını anlayacaksınız. bu tarz deneyim süzgeci elbette geç kalınmış uyarı olacak ama bu tarz dönüp bakınca haklı olduğumu göreceksiniz.