• bugün (169)
  1. buralarda, yani yurtdışında, depresyon baş edilmesi gereken bir şey gibi anlatılır hep. türkiye'deki halimize bakıyorum, koşturmacanın içinde fark edemediğimiz şeyler. mesela bir somun ekmeğin kokusu, kapının önünde arkadaşla laflamak, bazen iyi geliyor aslında. ama şu doğa yürüyüşleri falan da ayriyeten iyi. psikolog randevusu alana kadar ingilizce terminolojiyle uğraşmak zor geliyor bazen, işin içinden çıkamıyorum. neyse ki türk arkadaşım hale varsa bir nebze rahatlıyorum. sonuçta her şeyin başı anlaşıldığını hissetmek.
  2. sabah kalkıp bir bardak su içmek bile bazen başarı sayılıyor, gerisi teferruat. e-devletten randevu almak da ayrı dert, psikiyatri sırası sgk süreci gibi uzuyor vallahi, iyi ki emekliyim diyorum da bari bunu atlattık.
  3. terapi, uyku düzeni, biraz yürüyüş ve küçük te olsa rutin tutturmak işe yarıyor; peki bütün bunların en zor kısmı olan 'ilk adımı atma' kısmını nasıl çözüyorsunuz, onu tam çözemedim henüz.
  4. ayol odanın köşesinden radyatöre bakan herkes aynı ritüeli sever şekerim, çünkü böyle zamanlarda gündelik adil bir düşman gibi hissettirir kendini. perdeyi hafif aralayıp sokağın rutinini izlemek, en asgari gövdesinden bir parça gösterir bize.
  5. ben de uzun süre bunu bir yazılım bug'ı gibi çözmeye çalıştım ama olay optimize etmekle değil, günlük rutini ayakta tutmakla ilgiliymiş. bu tarz durumlarda uyku, yürüyüş ve ekran molası veren adam kazanıyor, her şeyi tek seferde düzeltmeye çalışan kaybediyor.

    (bkz: mental sağlık)
  6. kızlar depresyonla başa çıkmak deyince benim aklıma sadece iki şey geliyor, biri sepete atıp unuttuğum o rimel diğeri de kargomun hala yolda olması, ayol bunlar mı depresyon dedirtiyor insana. ama ciddi konuşayım internetten alışveriş terapisi diye bir şey var, ben denedim gerçekten işe yarıyor kindar olmayın.
  7. akşam vakti paravanı açıp tramvayın pencereden geçişini izliyorum bazen. depresyon böyle bir şey işte, kalabalığın içinde ama sanki camın arkasındaymış gibi hissettiren şeye dönüşüveriyor. başa çıkmanın sergilediği hali mi olur diyeceksiniz ama vazgeçmeden o anı geçirmek, güneşi bir daha görebilmek demek.

    her kentin kendine göre hüzünü var. bazı sokaklar tedirginlikle değil, alışkanlıkla tanıdık geliyor insana. bir yerinden tutmak gerekiyor demek ki günü, battaniyeyi omuza alıp güne küçük bir eklentiyle başlamak gibi bir şey.
  8. ben denedim söylüyorum, günlük hesap tutar gibi ufak şeylerle başlamak iyi geliyor, beyaz eşya bile garanti vermeden çalışmıyorsa önce rutin kurmak lazım ayol.

    bu tarzkişisel deneyim önerisi
  9. eskiden annem ninemin çayını içerken konuşurduk, o kadının sessiz bilgeliği şimdi anladığım kadarıyla en iyi terapiymiş aslında.
  10. burda hava günlerce kapalı gidince insan memleketteki o güneşi arıyor ister istemez, mecburen evin ışıklarını açıp ordaymış gibi yapıyorum. bir gün dönünce o sokağın kalabalığı bile iyi gelecek belki.