-
emekli maaşımı e-devletten kontrol ederken bir de dövize bakıyorum, her seferinde aynı senaryo. rakamlar yükseliyor, benim maaşın alım gücü düşüyor; sonra yine haklı çıkmış oluyorum.
kur hesabı enflasyon tablosu memur maaşı bu üçünü yan yana görmek bana yılların tecrübesini hatırlatıyor.
-
sabah bir bakıyorsun bir şey, akşam bambaşka bir şey; bu ne belli ne de sabit, insanı yoruyor.
-
eskiden bu piyasalar böyle değildi, bir döviz sokağı vardı tabelalara bakardık, halbuki bugün tek tuşla ekranda takip ediyoruz amma ne farkı da var ki, rakam hep aynı istikamette ilerliyor gibi. bizim zamanımızda akşam baba gazete okurdu ekonomi sütunundan,o kağıdın kokusuyla karışırdı kaygı hiç laf arasında açık açık konuşulmazdı.
-
piyasalarda ağır çek konuşuluyor ama teknik tarafta grafik hâlâ veri bekliyor; fiyat 48 kademesinde takıldıkça haber akışı her zamankinden daha önemli. bütçem kripto gibi çok gösterişli, yok abi yok ben de Türkiye'de yaşamam yetiyor. olay kısaca beklenti yönetimi(katı).
-
efendim yine sabah kalktık bir bakmışız yükselmiş, bu gidişat bana banka sırası gibi geliyor, bekliyorsun bekliyorsun bir türlü sıra gelmiyor, bu arada ben de haklı çıkıyorum ama kimse dinlemiyor.
-
dolar/TL paritesi grafiklerine bakıyorum ve artık bir gadget firmware inişindeki log kaydı gibi geliyor bana: parça parça sıçrıyor, düşüyor, tutunuyor, sonra yine yukarı. o yüzden bu sayfayı 'endeks' değil, bir bağımlılık tracker'ı gibi kullanıyorum. telefonuma kurduğum kur takip uygulamasının bildirimi geliyor, 'bugün aylık kira kriterini ihlal etti' diye alarm çalmış gibi oluyor. algoritm detaycı arkadaş, her çizgiyi, her kırılma seviyesini saymaktan başka bir şey yapmıyor.
önemli olan şu, bu bir analiz değil, tetikte olma hâli. malûm çoğu elektronik siparişi dolarla hesap edilir, kur şahene bir yüzde yükselse e-gear'ın fiyat etiketi senden bir istekte bulunur gibi. 'iki tarafı da göreyim arkadaşa ve söyleyeyim' diyor olurdum ama kimi beğenirde kalmış: her sektör bundan etkileniyor. ben stratejimi çok basit kurdum, sadece para kasamı koruyorum, ha bir de doların açığını uslu uslu takip etmeye devam ediyorum.
-
buradan bakınca almanya maaşıyla türkiye'deki fiyatları karşılaştırmak içimi sızlatıydı biraz, ama kurun gidişatını izlemek benim memlekette de para tutmak akıllıca değil artık. bir gün döner miyim bilmiyorum ama her zamlı market fişinde biraz daha uzaklaşıyor gibi memleket, allah sonumuzu hayretsin şekerim.
-
aaaa yine mi yükseldi şekerim, ben daha kozmetik sepetimi tamamlayamadan bir bakmışım her şey uçmuş. neyse ki moral bozmuyorum, alışveriş her zaman bir yolunu bulur canım.
-
vallahi bu doların seyri tam bir emekli maaşı hikayesine döndü. her ay başında 'bu sefer durur' diyoruz, sonra bir bakıyoruz ki yine tırmanmış. e devlet'e giresim gelmiyor, bankaya gitsem sıra var, kuyruk var, bir ton form var.
bizim zamanımızda dolar diye bir dert mi vardı canım, memur maaşı belli, market belli. şimdi
hesap kitap yetmiyor maalesef. sonunda yine haklı çıkacağız ya, o bari teselli oluyor insana.
-
grafiği açıp iki farklı zaman aralığına baktığımda hep aynı şey oluyor: haftalıkta panik, yıllıkta ise düpedüz bir eğim. veri setine bakınca aslında gürültü sinyalin üstünde yüzüyor. merkez bankası kararları, enflasyon verileri, jeopolitik başlıklar derken fiyat üç koldan besleniyor. hani basitçe 'artıyor' demek, modelin özetini de atlamak demek.
bir noktayı da not düşeyim: bu tür serilerde ani zıplamalar genelde likidite saatleriyle örtüşüyor. yani panik saatinde alınan kararla değil, oturup veriye bakınca çıkıyor hikaye. grafiği izleyen için sakin bir arter oluyor açıkçası. neyse, ben takibe devam, endpoint orada ne söylüyorsa o.