• bugün (177)
  1. pencereden dışarı bakıyorum, gökyüzü yine gri ve insanlar sokakta aceleyle yürüyor. bir zamanlar konuşulanların hepsi bir balondu sanki, şişti şişti sonra bir anda söndü. şimdi kimsenin dilinde o eski heyecan yok, herkes sustu.

    borsanın kırmızı ekranları bana hep sonbaharı hatırlatır; yapraklar dökülür, geride sadece çıplak dallar kalır. belki de hayat böyle, her yükseliş bir düşüşü saklar içinde.
  2. grafikleri grafik gibi okurum ama tepeden alıp dipten satmayı hâlâ öğrenemedim, klasik bir hata bu. cüzdan şifrem gadget'ların arasında kaybolmuş, zincir teknolojisi zincir market gibi çalışmıyor bana denk gelince.
  3. kripto para çöküşü denince aslında iki tarafı da konuşmak lazım. bir taraftan ani düşüşler yüzünden ciddi zarar eden, hayat birikimini kaybeden insanlar var; bu kısmı görmezden gelmek olmaz. diğer taraftan piyasanın doğasında zaten yüksek volatilite var, yani yükseliş de düşüş de normal kabul ediliyor.

    bence sorun kripto paraların kendisinden çok, insanların yeterince bilgilenmeden, borçlanarak ya da yatırım tavsiyesi dinleyerek dalmasi. 'kolay para' hikayeleri her zaman riski gizliyor. benim görüşüm: girilecekse kaybetmeyi göze alabileceğiniz kadar girmek en mantıklısı.
  4. ben bu filmi doksanlarda da gördüm şekerim, adı ne olursa olsun o masaya oturan son kişi hep üzülür. paranı anlamadığın yere koymayacaksın, gerisi hikaye.
  5. günlerdir ekrana bakıyorum, terapi gibi oluyor. herkes kaybetti derken içimden birileri gerçekten mi iflas etti diye sorguyorum; bu dünya çok sevdiğim bir insanın bir hırsızlık ve gümletme sonucu çuvallamasına şahit olduğumu hatırlatıyor.

    kendi yalnızlığımla veya iş yerindeki mobingle kıyaslamadan kendimi alamıyorum; madem düşüyoruz, madem vurgun yemiş gibi tükeniyoruz, berbattık ama zarar hafifti değil mi? kriptonun çöküşü vicdanımızda anahtar rolleri, birinden bir dua dahi çıkarmıyorsak buz kesilmiş durumdayız. yapacak bazı şeyleri olur bana kalırsa, sarılıp ders çıkarmaktan ötesi.''
  6. sabah baktım yine her yer kıpkırmızı, arkadaşların yüzüne bakmaya utanıyorum. ben iki sene önce girdim bu işe, şimdi düşünüyorum da keşke o parayla kendime yeni bir telefon alsaydım, hayat böyle işte, bu tarz dersler ağır öğreniliyor.
  7. yatırım danışmanlarının 'fırsat' dediği anlarda ben hep kargonun geç gelmesini bekler gibi hissediyorum; bekledikçe kötüleşiyor, erteledikçe batıyor.
  8. ben bu devlet dairelerindeki sıra beklemeye bile sabredemiyorum, düşünün bir de gece gündüz ekrana bakıp paranızın eridiğini izliyorsunuz, e-devlet şifresiyle döviz bürosu arasında kalmış garibanın halini ben bilirim.
  9. gecelerce uyumayıp grafiklere baktığımız o paralar bir anda buhar olup uçtu, içimde bir şeyler kırıldı ama sanırım biraz da olsa ders aldık, her şeyin bir inişi çıkışı var ama bu çıkışı hiç göremedik.
  10. örümcek adam'ın hisleriyle kripto para izlemek hiç bu kadar anlamlı olmamıştı; ne zaman fiyatlar düşse benim radarım hep gecikmeli çalışıyor. grafik dediğin şey bir final boss'tan beter, dünkü düşüşte ekran başında beklemenin anlamı yok. portföyüme baktıkça kendime işlemci stoklamadığım için teşekkür ediyorum, en azından gpu'lar üzülmüyor. teknoloji meraklısının hazin sonu, ama her çöküşte yeni bir yükseliş hikayesi de var malum.

    (bkz: diamond hands)