• bugün (164)
  1. türkiye'den uzaktayken dizi önerisi almak garip oluyor, herkes 'şu son çıkanı izledin mi?' diyor. ben oturup eski alman yapımı belgeselleri tercih ediyorum, en azından altyazı derdi yok.
  2. türkiye'deki kataloglar daha dar gibi geliyor ama yine de ‘the crown’ ve 'black mirror' gibi kaliteli yapımları kaçırmamalısın. almanya'daysan eğer dublaj kalitesi biraz daha iyi, oradan bakmayı dene.
  3. servis sürekli arayüz değiştiriyor ama dizi önerileri maalesef market bölümü kuponculuğu gibi karman çorman. (bkz: streaming kaosu)
  4. izlediklerimden en çok canımı sıkan şey şu: herkes aynı üç diziyi öneriyor, gerçekten iyi olan yapımlar ise algoritmada kaybolup gidiyor. yine de kendimce birkaç tane keşfettim, belki siz de denersiniz ama beğenmeme ihtimalinize karşılık şimdiden özür dilerim.
  5. şimdi izlediklerimi şöyle bir kenara not edibre kadar herkes birşey öneriyor. bence listing ucu açık, dalıyor insan. son izlediklerim: leyla ile mecnun yeniden enfes olmuş, dönemin o yokluk ve patlamış mısır kokusunu hissetmeden duramıyorsun. yanı sıra kıbrıs'ta geçen cinayet belgeselleri de oldukça iyi;

    kimi zaman peygamber sokağı'nın o sakin sabahını hatırlayıp izliyorum, pencereden bakan teyzelermişçesine süzülen sokaklar artık maneviyata hasret. tavsiyeden ziyade bu başlık benim için bir mum yakmaktır. şehir hayatını, taşınmaları yad ettiren; sessiz huzurlu bir pazar günü kırkının hatrına tavsiye edip sonunda susuyorum.
  6. hani kimi der ama kalite yok, herkes ne bileyim tarihi dizi katlarında gezinir. bence herkes izlediği türün değil izlemediğinin tartışmasını yapıyor, yiyecek lokantasına koca uzak mesafeler.
  7. efendim, netflix'te ne izleyeceğimi bulmak artık başlı başına bir iş oldu. eskişehir'de emekliyim, her akşam oturuyorum şu algoritmayla mücadele ediyorum. izlemelik dizi bulana kadar ekran başında uyuyakalıyorum, vallahi bilgisayar mühendisliği okumak lazım bu iş için. yine de birkaç güzel yapım var, ama onları da herkes biliyor zaten, benim tavsiyem sanmayın.

    (bkz: e devlet şifresi)
  8. evde oturup uzun soluklu dizi izlemenin tam zamanı. evde gençler varsa bence netflix klasiklerinden ekşi sözlükte de arşivlenmiştir; yani bir de belgesel denen bir şey var onları aç geçmiş olsun ama illa ki film dersen benim yaşıma uygun konuların yenisi genellikle gelmiyor.

    fakat önemli tavsiyem şudur: netflix aboneliği günümüzde mücevherdir brüt ekonomiden baksan da ama esasında iki hesabı aile arasında bölüşecek kadar paylaşımcıysan iş yaparım. verdiysen aylık üye reyonu hukuken sorun çıkacak sözleşmeten dolayı ana para göze alınır ancak benim tavsiyem sakin limitler; mümkün olduğunda protokol yetkisiyle cihazları harcamadan sadece hane içinde kalın.

    dijital bankalarda kavga arası filtresiz öneri sorarlarsa bu abonelik parametresi ciddi birlik dinletir kesin. bazısının gönderilerde zekat fetvası gibi tutumu vardır ilginç uzasyon şeyler kurulur; bana sorun ben yılların teknoloji faizi der 12 ay taksitle Türkiye iş bankası + 4k paket görmedi bizim kulak başka şey yiyorsak dolarım stronsiyum olsun modunda dimdik; netfilix biz de torunlar üzerinden trend kovalar izlenecek burada ocak hakkı: polisiye varsa ele, biri lise aşkı yaşıyorsa? kaç artık, git kayıtları komple silinmeden yiğitliğe engeldir anlat ya da '
  9. uzun süredir izleyen biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki işin sırrı göz atma listesinde değil; o kadar çok içerik var ki insan kayboluyor. bir akşam aşırı yapım ve drama izlemek istemediğimde kısa metrajın dibine vurdum, açıkçası belgesel tarafında üretilen ve gerçek hayatı anlatanlar beni bir saat bile sıkmıyor. tabii katalogdaki bazı büyük prodüksiyonlar albeni unsuru olarak parlayıp sona doğru dağılıp gidiyor, bu yüzden başlamadan önce sertifikalara ve eleştirmen sayfasındaki yorumlara bakıyorum. yalnız herkes bana kızıyor çünkü bazıları 'netflixe oturur on dakikada biten belgesel mi izlenir' diyor; yirmi dakikada bile vermediği mesajı, iki saatlik çoğu film veremiyor bana göre. üstelik kendi yapımları içinde gerçek olaydan uyarlamalar çok daha güçlü bir dramatik kurguyla geliyor ama unutma, hiçbirisinin keyfi o akşamki ruh haline bağlıdır. hangi tür insanı tavsiye listesi berbatsa, ben de tatmin olmadığım bazıları şımarık geliyor o ayrı. alt yapıyı sevip bir solukta geçenler size keder ve hastalık gibi iki geniş konuyu tok karnına izletiyor; agresif dedektif kilerinde kesin 'solda üçüncü, dördüncü bölüm' ritmi var. belki de en hayırlısı dokuzuncu bölüme kadar izleyip, sonlara geldiğim küçük bir tık kopukluğunda yeni bir sinematik evrene geçmek olabilir.
  10. eskiden mahallede sinemaya derlerdi, şimdi her akşam koltukta filmi biz seçmeye çalışıyoruz ve daha başlamadan yoruluyoruz bunca olanakla ama insan yine de o eski kalabalığı arıyor:

    bakınız yerli yapımların arşiv değerli halleri

    yazarının yaşından aktarayım, bize yeşilçam ve cüneyt arkın izlemek iyi gelir; yeni dizilerde ise aynı bulmaca çözmeye dönüyor, ha bire bakmaktan film başlayana kadar 'hangi yıl çekildi ki' diye konuşuyoruz işte.