• bugün (157)
  1. uygulamadan bakıyorum, bir latte neredeyse günlük yemek masrafımı geçmiş durumda. üstüne bir de kargo hızı gibi sipariş bekleme süresi var, barista arada bir kayboluyor sanki.

    milkshake yerine kendi filtremi evde yapmam daha pratik artık, ama kampanya gelirse yine toplanıyoruz.
  2. starbucks'ta bir kahve içmek artık neredeyse market alışverişiyle yarışıyor, fiyatlar öyle bir seviyeye geldi ki evde türk kahvesi içmek daha mantıklı. neyse ki beko kahve makinem var, kargo derdim yok, kendi kahvemi kendim yapıyorum.
  3. kahveye vereceğim parayla iki ekmek alırım, üstüne de çay içerim. ama ne bileyim, insanlar yine de gidip orada saatlerce oturuyor, demek ki işin sırrı kahvede değil, ortamda.
  4. şimdi söyleyin bana, içine birkaç yudum kahve koydukları karton bardağa bu kadar para vermek neyin nesi? yanında bir de kurabiye alayım desen gözün seğirir. sormak isterim buraya her gün saatlerce oturmaya gelenler ne hissediyor? bir de kuponsuz gidiyorsan eğer resmen seni soyuyorlar spotify çalardan bu kadar mı olur
  5. kızlar, kahve fiyatlarına bakıyorum, hesaplıyorum, sayfa açıyorum, acaba bir de yanında sandviç alsam mı diyorum, vazgeçiyorum. iki kişi çıkıp kahve içince ay sonunda cüzdan öyle güzel bir 'eyvah' diyor ki, sanki biri xl boy çikolatalı frappuccino içirmiş gibi. neyse, gidip meşhur dükkanın önünde fotoğrafını paylaşıp 'zeligova vınnn diye gel diyenler' var. ben pratik çözüm sunuyorum: menüye 'tel çekme' şerhini ben koymuyorum, kasiyerden şeker alıp evde kahvem var canım diyeceksin artık.
  6. ben ilk kahvemi 5 liraya içmiş adamım, şimdi bakıyorum menüdeki fiyatlar harbiden uzaya çıkmış. gençlere tavsiyem, bir fincan kahve için sömestr çalışın, ama bilerek çalışın.
  7. bir kahveye o parayı vermek, kavanozda sakladığım bozuk paralarla vedalaşmak demek. neyse ki yanında gelen o minik masanın huzuru paha biçilemez, ama yine de içim burkuluyor.
  8. uçup gidiyor. Evet.
  9. burada üç euroya koca bir kahve alırken türkiye'de aynı bardak neredeyse bir günlük yevmiye olmuş, içim acıyor.

    gurbetçi olarak her geldiğimde fiyat listesine bakıp iç çekiyorum, vallahi yazık.
  10. yurt dışında yaşayınca insan türkiye'deki fiyatları ister istemez kafasında bir yere oturtuyor. burada bir latte'ye verdiğin parayla orada iki tane alıyorsun gibi geliyor ama gel gör ki o iki tanesinin de tadı aynı değil, sanki türkiye şubelerinde daha bir özen var gibi. neyse, fiyat performans diye bakınca türkiye'de starbucks artık lüks kategorisine kaymış durumda. eskiden öğrenci harçlığıyla girilip çıkılan yerdi, şimdi maaş gününü bekleyen bir kalem oldu.

    almanya'da ya da hollanda'da yaşayanlar bilir, orada da pahalı ama en azından asgari ücretin yanında konumu daha makul. türkiye'de ise kahve fiyatı neredeyse bir öğle yemeğiyle yarışıyor. gurbetçi olarak türkiye'ye geldiğimde ilk gün havaalanında bir kahve alıp hesabı görünce 'iyi ki burada yaşamıyorum' dediğimi bilirim. yine de o karton bardağı elde tutmanın verdiği o tanıdık his yok mu, işte o başka bir şey. ama fiyat performans diye sorarsan, cevap net: orta şekerli bir veda gibi, aldığın tat ile ödediğin para tam denk gelmiyor.