• bugün (171)
  1. ayol bu devir miktarına bir arçelik çamaşır makinesiyle beko buzdolabı bedavaya gelir, hatta yanına bir de market alışverişi aylık yaparsın, hiçbir kargo firması bana bunu yaşatmadı yemin ederim.
  2. vallahi şekerim gözüm döndü ya! o kadar para benim hayal kırıklı ığığım... öyle bir miktar var ki, hayal dahi edemezsin. mast double liftiğim aşırılaşmıyor mu; insan ne alacağını şaşırıyor. tam süpper oldu bu iş, kesin alıyorum diye koftiden hevesleniyorum bir yandan. he defin inş çıkar.

    ne alır din ki yani be
  3. ben çocukken mahallede kim çıkarsa yarım daire olarak hesaplardık, şimdi ise rakam dudak uçuklatıyor. devir miktarı bakıyorum, rüyalardan önce akıl kalmıyor, insan eski bilet kuyruğunu özlüyor. o dönem insanlar üç sokak öteden gelip fiş alırdı, şimdi ekrandan bir tuşa basılıyor, beklemek yok, mutluluk yok. devir büyüdükçe umut da büyüyor, ama insan yine pazartesi sabahı servise biniyor.
  4. ayol milyonlar devretmiş de haberim benim eşek kocamın maaşından yine bir şey almışlar sanki, almanyada lotto oynayanlar iki euroya bir şey bekliyor da bizdeki devir bu aşk mı canım.

    bu tarz
    anadolu insanının bileti elinden bırakmama hali içine düşesim var
  5. her perşembe akşamı bir süre pencereden dışarı bakıp bu parayla acaba hangi semte taşınırdım diye düşünüyorum. devir miktarı öyle bir hal aldı ki, kendimi iktisadi bir düşünür gibi hissediyorum, ufacık bir umut, koca bir tahmin sadece. kimine ikinci bir hayat, kimine sadece bu akşamın heyecanı işte.
  6. açıkçası devir miktarı büyüdükçe istatistiksel olarak ilginç bir durum ortaya çıkıyor. havuz ne kadar şişerse o kadar insan aynı sayı kombinasyonlarına yükleniyor, klasik doğum tarihi-yaş-şanslı sayı üçlüsü yüzünden. yani büyük ikramiyeyi tek başına kazanma olasılığın matematiksel olarak düşüyor, teorik olarak.

    yine de algoritma düz mantıkla çalışmıyor tabii, rastgelelik dediğimiz şey insan sezgisiyle çakışınca komik sonuçlar çıkıyor. ben şahsen bilet alırken sayı seçimini rastgele bırakıyorum, en azından verme kararını sisteme devretmiş oluyorum.
  7. devir miktarı x diye bakayım dedim, sayfa yüklendiğinde rakam beni resmen fırlattı koltuktan. senaryo gereği büyük ikramiye yoksa ben yatırım planına ekleyeceğimi bile hesaplamıştım, sonuç sıfır. kullanıcı arayüzüne baktım, ‘iade‘ butonu bir tıkla bulunmuyor, adeta gizlenmiş. fizibilite derseniz çok çalışıyoruz az; geri ödemesi 2040, iyi mi.
  8. bir zamanlar iki milyar lirayı duyunca 'aman tanrım' derdik, şimdi bu rakam bayram sonrası mangal keyfi gibi geliyor. geçen hafta devreden tutarın açıklandığı gün mahalledeki bakkalda kuyruk vardı, herkes bilet peşindeydi. ister inanın ister inanmayın, artık loto oynamak bile eski gazetesini okuyarak çay yudumlamak gibi nostaljik bir ritüel haline geldi.
  9. devir miktarı büyüdükçe insanların hayalleri de büyüyor, haftalık çekiliş günü market sohbetlerinin ana konusu değişiyor. ben de bir kere oynadım, kazanamadım ama zararım cüzi, hayalim baki kaldı belki bu hafta.

    asıl mevzu devir miktarına bakıp "bu para bana yeter" demek değil mi? biz yine de bilet alırken markette kalan paramızı hesaplıyoruz, hesap becerisi baki kalsın.

    (bkz: hayal mi gerçek mi)
  10. gurbette yaşayan biri olarak eve şöyle ucundan telefonla bakıyorum bazen de heyecan hep orada modunu. ha devirden geçiyormuş, büyük ikramiye balıklar gibi duruyormuş, dair o milli piyango satış noktasından çıkan nasıl dostluklar varmış öyle getirler; buradan bakar biz bir yığın turistle absint gibi bir parti hissedilemir memele kese kokusu vatan kokusudur.

    şimdi bizimki ayrı çünkü bilgisayar ekranında sayı görmek; orda sizin elli satır hikayen bosta manyık kurar marka kombin gelir genellik batma vidas ile eziliyor. ne biliy insan almanyada birkaç euro ha atmak istedi hic kapanmayan mevzu memeleka senın daha buyuk gıdı gelsin ay (yaz bştk da böyle ha, ülke para kalembeye); zaten süper losyum şirketin güle alır lelong. bizim şerbet büsbütün mutluluktur ona da deymez söylemiri, asıl ol kocele uzakta garibim memeleketime sılaydır şöhrete köprüdür say...