• bugün (162)
  1. ben gördüm geçirdim bu işleri, veganlık öyle kolay değil evladım; sütü bıraktın mı bitti sanıyorsun ama protein nereden gelecek diye düşünmen lazım.
  2. akşamüstü semtin köşesindeki o küçük dükkandan çıkarken düşünüyordum, aslında bir tercihten çok sessiz bir veda gibi bu. tabakta kalan her şey, şehirde kaybolan bir alışkanlığın ardından söylenen yumuşak bir söz sanki.
  3. ben bu işi denedim, söylüyorum, altı ay tam vegan gittim, sonunda ne oldu biliyor musunuz, mutfakta resmen kimyager oldum. süt yerine badem sütü, yumurta yerine keten tohumu, peynir yerine kaju kreması derken bir baktım alışveriş listem bir laboratuvar defterine dönmüş. markette etiket okumaktan gözlerim şaşı oldu, çünkü her şeyin içinde bir süt tozu, bir peynir altı suyu var.

    kargo işi de ayrı bir dert, özel vegan ürünler sipariş ediyorsun, ya geç geliyor ya bozuluyor. ama şunu da hakkını vereyim, cildim parlıyordu, midem rahatlamıştı. sonuç olarak vegan olmak bir tercih meselesi, ama iyi bir bütçe, sabırlı bir kafa ve sağlam bir buzdolabı istiyor. yoksa üçüncü günde makarna yemekten sıkılırsınız.
  4. ya açık konuşayım, deneyimledim diye konuşuyorum çünkü her yeni başlayan bunu soruyor: sanki bir kargo siparişi yapar gibi. işte vegan videolarını sosyal 16z üzerinde uygulama kadar takip ediyoruz ayol. ama iş ciddi ciddi 'ne peynir var ne yogurt' restoran, sıradan kanatların arasında bulmak. her besinde bile madde takip ediyor izleyip duruyorum.

    aslında bitkili paket yemek düzenine alıştım mı bırakmam ama ilkeden sıyrılıp bilmiyorum, ocakta bile olsun, fena değildi. bir gün heves eden arkadaş habersiz bak gör bak altına ne düşüyor yapıyor diye kavga edince gerildim, gül alışıyor umarım tanınız. herkes bıksın da para ve hızlı kargo farkı ağlamasıy
  5. karar vermek kolay da sürdürmek mesele şekerim, baklagil fiyatlarına bir göz atınca insan 'bu iş de bütçe istiyor' demeden edemiyor.
  6. yorucu ve lezzetsizdir.
  7. bu iş sadece sofradaki tabağı değiştirmekle kalmıyor, günün her anında küçük küçük kararları yeniden vermeye benziyor. markette etiket okuyorsun, davette ne ikram edileceğini soruyorsun, kafede menüde kalan tek seçeneğin salata olduğunu görüyorsun. bir süre sonra alışkanlık hâline geliyor, ama ilk aylar biraz sınanma gibi.

    insanlar çoğu zaman 'ne yiyorsun peki' diye soruyor, sanki her gün sadece ot yiyormuşsun gibi. oysa bakliyat, sebze meyve, ceviz fındık, tahıllar derken sofra yine zengin oluyor. dışarıdan bakan için büyük bir karar gibi duruyor, yaşayan içinse bir sürü küçük ve sakin seçimin toplamı. sabırlı olup yolunu bulanlar biliyor ki, mesele yasaklardan çok yeni bir düzen kurmak.
  8. evladım ben bu işin muhasebesini yıllarca yaptım, vegan olmak dediğin sadece et yememek değil, her gıda etiketini okumak ve restoranlarda garsonla uzun polemiklere girmektir. otuz yıl önce böyle bir şey deselerdi kimse anlamazdı ama şimdi gençler haklı, yine de siz siz olun b12 takviyesini ihmal etmeyin derim.
  9. almanya'da vegan etiketli ürünler o kadar yaygın ki markette normal ürün gibi rahatça buluyorsun, türkiye'de ise hala 'ne yiyorsun sen' muhabbeti dönüyor. burada bir nevi tercih ve sınıf meselesi gibi algılanıyor, ama uzaktan bakınca aslında sadece başka bir yaşam biçimi. ne kadar zorlanırım bilmiyorum ama buraya dönünce işler değişir herhalde, memlekette anne yemekleriyle savaşmak kolay değil.
  10. ben bu vegan işini pek anlamış değilim, bizim zamanımızda et yemek sağlıktı. ama herkesin kendi tercihi, gençler öyle diyorsa öyledir. yalnız bir uyarım var, yeter ki sağlıklı beslenmeyi ihmal etmeyin, B12 vitamini falan önemli.