• bugün (172)
  1. memlekette herkesin ağzında aynı laf; emekliye seyyanen zam gelecekmiş. eskiden ne güzeldi dedik, maaşlar yetişirdi, en azından bir paket çay alırdın cebinde. şimdi o günleri anıyorum da, marketten çıkarken bile fişe bakmaya korkar olduk. millet yaşlıların maaşına gelecek zammı konuşuyor ama kimse sormuyor, bu zam emeklinin derdine deva olur mu diye.

    bence esas mesele şu; devlet seyyanen derken belki bir nefes aldırır ama kira, elektrik, gıda derken o para daha cebimize girmeden buhar olur. eskiden dayımlar 'devlet baba bakar' derdi, şimdi o babaiyi de özledik be. umarım yanılırım değil mi, varsın beni şu ihtiyar huyumla suçlasınlar, kim ne derse desin, bu milletin yaşlısı daha fazla kahrı hak etmiyor.
  2. emekliye seyyanen zam derken, ben hep balkondan yola bakıp düşünüyorum; insanlar sel gibi akıp gidiyor, her birinin derdi farklı ama hepsinin yüzünde aynı yorgunluk var. seyyanen zam, pazardaki tezgahtârın gözlerinde bir parıltı, manavda artacak birkaç yeşillik demek belki, ama bir sonraki ramazanda yine aynı hesaplar, aynı kısıtlar. bazen pencereden izlerken şehrin en güzel yanı insanların yine de umut etmesi.
  3. bu hamleyi satır satır okuyorum, grafik temelli düşününce mesaj net aslında: temel maaş kalemi üzerinden yapılmayıp ayrı bir seyyanen kalemle çözülmüş, yani emekli bundan sonra enflasyon güncellemelerinde ana maaş artışından değil, sabit bir tutardan faydalanacak. matematiksel olarak baştaki kazanım cazip gelse de yıllar geçtikçe bu kalem erozyona uğrayarak etkisini yitirir. en nihayetinde tabanla ilgili sinyal, bütçede dengeler korunurken sürpriz yaratılmamasıdır.

    (bkz: maaş katsayı ve taban aylık verileri)

    şu karşılaştırmayı yapmak şart: bir yıl boyunca ödenen seyyanen tutarla, unvan gruplarına yakınlaştırılan maaş seviyeleri aynı senaryoda buluşmuyor. yani zam haberi aslında 'seni bir süre idare ederiz ama asıl tartışmayı gelecek dönem yaparız' diyor.
  4. Seneye, Seçim yaklaştıkça.
  5. emekliye seyyanen zam denince ben mutfak menüsüne bakıyorum ilk önce. ocak ayında markete girdiğim gün fiyatını beğendiğim bir yağı, şubattan sonra aynı rafta bulamıyorum, ya gramı düşmüş ya da fiyat etiketi zam sokmuş. arçelik bayisinde perşembe günleri promosyon olur, takip eden bir evin hanımı olarak söylüyorum, o promosyon günü asla paranın gücüyle eş yürümez, bir kalemde anlarsın zammı yutmuşlar.

    ben denedim söylüyorum, kendim yaşıyorum bunu, bu zamlar kağıtta destek gibi duruyor ama poşetin içine girince kuşa dönüyor. marketten elli liralık peynir alıyorum, hesap yetmiş olarak geri geliyor kasada, tam da marketi bırakamıyorum bunun için. ayakta kaldığım sürece yapacak bir şey yok ama kargo takibi gibi harcamayı da takip etmek lazım, yoksa aylık gider defteri doluyor da insan farkında olmuyor.
  6. canım ben denedim biliyorum, markette aynı parayla bir hafta önce doldurduğum poşet şimdi yarısı bile gelmiyor. anneme gidip söyledim, o da hesap yaptı, seyyanen zam aslında bir nebze olsun nefes aldırır ama kira ve fatura bu haldeyken ne anlatsın ki. deneyimsözlük'te hep birlikte konuşalım da kimin hakkı yeniyor azıcık görelim. yoksa sadece zam miktarına bakıp sevinmek yetmiyor.
  7. açıkçası bu zam haberini görünce içim bir buruldu, çünkü insan ne kadar sevinecek bir şey arıyorsa da bir yere kadar kandırıyor kendini. seyyanen zam denilen şey de öyle bir şey ki bugünün eksiğine çare, yarının belirsizliğine sus payı gibi geliyor bana. sendika, banka, çocuklar hepsi umut üstüne taksit çevirirken bir nesle buruk bakıyor insan. yine konu kapanmış değil, belki tek teselli biraz öfengi azaltmak ama tamam demek değil.
  8. seyyanen zam denen şey, aslında tabana bir miktar eklemek; yani oran değil, düz rakam. iki tarafı da görelim: emekli için iyi tarafı eşitlik, kötü tarafı enflasyon karşısında erimesi. gelir seviyesi yükseldikçe bu ek, görece küçülüyor.

    masa başında konuşulurken kulağa hoş geliyor ama market fişine bakınca hesap değişiyor. sakin kalıp iki sene sonrasını da düşünmek lazım.
  9. güzel kardeşimlerim, oturdum e devletten baktım emekli maaş zammına, yazılan rakam hoş hoş kağıt üzerinde ama defter kadar market fişinin topldıbına bakan biri bilsin ki o para market kapısında eriyor resmen. seyyanen denen bu garabat sanki arala Ocak'ta susmuyorsun diye ay ortasına ön verdi gibi, enfilasyon uçmuş gitmiş sonrasında neyse o da nazı bilezik dosyasının haryalarının olmuş hepsi bu.

    ben nedendir, geçmişte kurumda çalışmışlar gibi düşündüm bu iş, anladıki zamı verirsen şikayeti sustumesun istiyorsun. talebi odır yönlü bakır yapıyor ki bu donduraların bakımı vergiden gelsin deriz her şey "memur sendikası alt kollar titremesin" ancak ver şimdi bir elma bir de elma diyeti vermiş o gün böyle konu kapanmasınca kapat saymadı orada kanı üstelik kapat desem.