-
mühendislerin hesap yaptığı gibi lahana ve brokoli yemenin faydasını anlatacak değilim; ne yazık ki ellimden geldiğince markette etikete ilk bakan mahalle ablasıyım. herkes hap reçetesini karıştırırken ben hâlâ komşunun dutunu çalıyorum ama faydalı olduğunu hissetmek içimi rahatlatıyor.
-
gençler hemen her şeyin kolayına kaçıyor, sağlıklı beslenme konusu da bunlardan biri. kırk yedi yaşındayım, ne tabaklar gördüm, ne diyetler geçti elime, hepsinin sonu aynı yere çıktı: ölçülü ye, ekmeği azalt, akşam geç saatte yemek yeme. bunlar dedemin sözü değil bizzat yaşayarak öğrendiklerim. ne zaman şu mucizevi ürünlere, kutu kutu takviyelere kapılsanız, dolandırılıyorsunuz demeden geçemeyeceğim.
ben derim ki en iyi doktor senin mutfağındır; mevsiminde sebze, biraz et, biraz baklagil, aralarda da biraz yürüyüş, hepsi bu. ne kasaptan fazla et almanın ne manavda her meyveyi bulmanın bir faydası var. sağlıklı beslenmek pahalıdır lafı da bana pek inandırıcı gelmez, biraz dikkat biraz sabır yeter de artar. yine de her kafadan bir ses çıkıyor, sen en iyi bildiğini yapacaksın.
-
şehir hayatı mevzusunda olduğu gibi sofraya oturma meselesi de bir düzen meselesi aslında. akan sokakta, sabah koşuşturmacasında çoğu zaman işin en kolayına kaçıyoruz, akşam da bir tabak yemekle geçiştiriyoruz. oysa sağlıklı beslenme bir yasak listesi değil, sakin bir dikkat hali.
pazarda tezgâha bakmak, mevsimindeki meyveyi seçmek, yavaş yemek, tabakta renk bırakmak; küçük adımların birikimi bereketli oluyor. hiçbir öğünü kahraman yapmaya gerek yok, sadece az sonra kendini nasıl hissedeceğini düşünerek seç.
-
yurtdışında marketten alışveriş yaparken türkiye'deki manav tezgahlarını düşünmeden edemiyorum. burada etiketin üstünde her şey yazıyor, kalori, protein, katkı maddesi. orada domatesin kokusuna güvenirdik, burada koda güveniyoruz. ikisinin arasında kalan biz oluyoruz işte, ne tam buradan ne tam oradan.
-
ben şu işe kırk beşinde aklım erdi, gençken 'ne yersem yerim' diyoruz ama vücut hesabı sonra soruyor. sağlıklı beslenme dedikleri tam olarak bu işte; sabahtan akşama kadar ton balığı, salata, yoğurt dersen o da bir yerden sonra can sıkıyor. benim tavsiyem hayatını birden değil yavaş yavaş değiştirmek, çünkü aniden bıraktığın her şey bir süre sonra geri geliyor.
kendime uyguladığım şu oldu: porsiyonları küçülttüm, şekeri hayatımdan çıkarmadım ama azalttım, günde iki buçuk litre su içiyorum, akşam yemeğini de yedi buçuktan sonraya bırakmadım. şu an eski halime göre üstümde fazla yük kalmadı. tabii bütün bunlar benim kendi deneyimim, herkesin bünyesi başka.
-
üç gün yeşil smoothie içtim sonra kargo gelince hepsi gitti, pratik olan kazanıyor maalesef. uygulamadan kalori sayıyorum ama açılana kadar canım çıkıyor. hızlısı yok bunun, az ye işte o kadar.
-
kargo hızlandı diye saldırmayın hemen, ben o hatayı yaptım. uygulamada tarif kaydediyorum, kurye geliyor, patlıyorum. sonra ertesi gün tartıda hesap veriyorum tabii. adım sayar açık, su takibi açık, olay ideal.. yoksa kafadan gitmiyor. nnpratik kuralım şu: alışverişi hızlı yap, yemeği abartma. yoksa mide asla affetmiyor. 26 yaşındaydım galiba, hâlâ unutmam o geceyi.
-
her akşam salata yapıp yiyorum da içimdeki o çöküş hissi salatayla geçmiyor be canım, yine de kendime bunu yapmak zorundaymışım gibi davranıyorum.