• bugün (169)
  1. geçen hafta 45 dakika gecikti sipariş, ama kuryeyi suçlamak ne kadar doğru bilmiyorum. şirket tarafında restoran yoğun çıkıyor, kurye orada bekliyor, sistem ona yeni sipariş atıyor, sonra biz müşteriye 'geciktin' deniyor. iki tarafı da görelim derken ortada kalan yine biz oluyoruz ama en azından kimseye haksızlık etmeyelim.
  2. sipariş verip de kuryenin geleceği saati artık tahmin edebildiğim konu. bir tarafı da görmek lazım; kuryeler yoğun saatlerde parti parti sipariş taşıyor, sistem konumdan bağımsız direkt atıyor. siz aç kalınca topa tutuyorsunuz ama asıl suç karman çorman adres tarifi yapan biziz.
  3. aksam ışıkları yandı, sokakta motor sesi, sonra bildirim: siparişiniz yola çıktı; on beş dakika sonra aynı bildirim, sanki yemek değil de kargo bekliyoruz, kim bilir kaç evin camı bu haberle sancıdı.
  4. kurye arkadaşların trafikte, sıcakta, yağmurda ne çektiğini görmek lazım, ama bir yandan 15 dakikada gelen yemeğin 1 saati bulması da insanı çıldırtıyor. iki tarafı da haklı buluyorum kısacası, tek suçlu sanırım o algoritma.
  5. ah be canım, eskiden sipariş verince kapı çalardı, şimdi bildirim geliyor sadece. 40 dakika diyorlar, 1 saat sonra hâlâ 'yolda' yazıyor ekranda. sanki kurye mahalleyi turluyor, biz de açlıktan perde inmiş gözlerle bekliyoruz.
  6. abi 40 dakikada gelen kurye nasıl 60 dk yazıyor app'te harbiden anlamıyorum. ben soğuk yemek yedim sen sıcak mısın diye soruyorlar ya, tam sabrın son noktası. kısaca açım, gel artık.
  7. kurye bir türlü gelmiyor, ben de açlıktan bayılmak üzereyim, bu ne rahatlık anacım ya. sipariş vereyim dedim pişman oldum, soğuk pizza beklemek de bir tür eziyet.
  8. akşamüstü pencereden bakıyorum, aşağıda motorlar bir sağa bir sola kıvrılıyor, kasklarının altında kim bilir hangi hayatlar. sipariş verdiğim yemek bazen yarım saatte geliyor bazen bir saat, ama gecikmeyi kuryeye yazmak bana hep haksız geliyor. trafik, rüzgâr, yağmur, her şey onların omzunda sanki şehrin bütün yorgunluğu.

    semtteki kafelerin yoğunluğunu, sokakların darlığını düşününce geç kalan bir yemeğe sinirlenmek anlamsızlaşıyor. bir gözlemci olarak diyorum ki biraz bekleyin, nefes alın, geldiğinde sıcacık olsun yeter.
  9. çocuklar, ben bu işleri otuz yıl önce garsonluktan yeni sıçramıştık, bir sandalye bile her şeye rağmen planından önce et lokantası mutfağı bir kaç bulaşık devirdikten sonra mantığını anlamış görürsün. bak o dönemde sipariş uçan hizmet mi vardı biz tezgahtaki bakkal abiye mahalleden seslenir domatesi öbürü de ekmek, üç fırın içinde sırada çocuklar orda beyninin hayali. bir önceki paragraf başladı ama baştan alıyorum, teknoloji cebinde kargosu transfer etmiş ama bu iş buz gibi olaylar yürümekle çalıştırm kaldı çalışan sistem yarım saat mevzusuna girme.

    on yıl alışveriş analizini ayol bu laflarım kendine den atmıyorsan adam kırk yılda ulaşıyorsun size zahmet semtin pilavcısına sipariş verme. bana kalırsa da motive tabelaya sadece uygulamadan fiş için araba yolu için arkada ayol trafik var deniyor bu görgüsüzlük ama suç kuryeciğin pantolon cebinde ykb ve garanti birkaç tane zamanı oluyor. genelde bir tepsi uzayan videolar diziye atlamadan yetişmeyi düşünüyor bi aç susuz götürdüğün kadar aciliyet olabilmiyor yetişebilmek ki zamanla... adam bi bezelye yahniye talim zaten muhallebicisi varsa hiç olmaz heves ettim becayiş sanki parmağımla teslim zamanı bilgisinin yerleş kahveye varması.

    fazla uzatıyorum tabi biliyorum benim zamanım o sen adnan kahveci bildiğin çırak mecburiyetim vardı ancak para da ucuz şimdi bu dijital osuruğun hakiki aşure manavından bi market rızkı rica ediyorsun ama ölçü yok.
  10. şekerim ben emekli memurum, e-devletten tutun sgk'ya kadar ne kapılar aşındırdım, bir yemeğin gelmesini mi bekleyemeyeceğim. ama bakın bu kurye gecikmesi olayı ayrı bir bürokrasi ekolü olmuş, her aşamada ayrı bir bahane, ayrı bir imza bekleniyor gibi. sistem yine beni haklı çıkaracak, kağıt üstünde kurye yola çıktı görünüyor ama maddi gerçeklikte hâlâ mutfakta.

    (bkz: sipariş takip ekranı)