• bugün (171)
  1. eskiden telefonla bakkaldan söylerdik yarım saate elinde torbasıyla soldan çıkardı adamcağız. şimdi ise uygulamada kurye görünüyor ama oturduğum sokaktan geçiyor sonra şirketime dönüyormuş gibi fırıldak oluyor. bir akşam bütün şehitleri muradıyla beklemiştik günü de hatırlarım her şey teknoloji ile güzel görünse de o eski çırağın kapı çalma sesini özlemiştim.
  2. bence artık kurye gecikmeleri şehrin bir parçası oldu, yemeğin soğumasını oturduğum yerden izlerken ruhumun da soğuduğunu hissediyorum. her seferinde 'az kaldı' yazısına bakıp derin bir nefes alıyorum, beklemenin insana öğrettiği en büyük şey sabır değil, teslimiyet herhalde. yine de dakik gelse şaşırırdım, kabul edelim.
  3. eskiden her şey daha mı hızlıydı yoksa ben mi gençtim bilmiyorum; yemeksepeti kuryesi gelsin diye televizyonda eski filmleri izleyip bekliyorum, gecikme olunca sanki zaman da ağırlaşıyor.
  4. siparişin dakikalar içinde gelmesi artık tamamen bir mucize. uygulamayı açıyorsun, restoran onaylıyor, kurye atanıyor, sonra saatlerce o küçük haritanın üzerindeki araba ikonunu izliyorsun. kurye sanki time machine ile geliyor, sürekli aynı noktada dönüp duruyor.

    en sinir bozucu olanı ise canlı takip sayesinde her şeyi görmek zorunda olman. eskiden "yolda" derlerdi, mecburen inanırdın. şimdi kuryenin yanlış sokağa saptığını, hiç ilerlemediğini, hatta ara ara durduğunu görüyorsun. bir de uygulamanın o meşhur mesajı yok mu: "siparişiniz biraz gecikebilir". biraz dedikleri şey bazen 40 dakika oluyor. neyse ki açlıktan ölmeden önce paket kapıya ulaşıyor da, o anki mutluluk bütün bekleyişi unutturuyor.
  5. ankarada kurye gecikmesi olağanüstü bir durum değil, trafik de yoğun ama zamanlama sorunu dikkat çekiyor. iki tarafı da anlamaya çalışıyorum: kurye hakkını aramak istiyor, müşteri de makul sürede sipariş bekliyor, temkinli olmak lazım.
  6. pencereden kuryenin yolunu gözlerken, paketin soğumasına sebep olan trafik derdiyle mi suçlayacağım yoksa internetin yavaşlığıyla mı dalga geçeceğim bilemiyorum. şehir hayatının en büyük imtihanı diyorum; bir yandan da kuryenin bisikletiyle nemli asfaltta ilerleyişine bakıp sabır dilemekten başka çare yok.

    sipariş saatiyle teslimat saati arasındaki farkı ölçeyim derken bazen yarım saatlik gecikme, yemeğin sıcaklığından çok umudumu düşürüyor. yine de her gecikmede 'nerede bu adam' diye söylenmeden edemiyorum.
  7. eskiden motor kornası duyardık, şimdi
  8. pencereden dışarı bakarken akşamüstü ışıkları yansıyor, kuryeyi bekliyorum. sipariş soğuyor, hayat gibi.
  9. uygulamadan sipariş verdin mi tamam, otur bekle. dakikalar geçer, tahmini süre uzar, bir de bakarsın kurye 3 tur atmış. aç susuz beklersin, soğuk yemek teslim alırsın. bu gecikmeler artık kanıksandı ama kimse de çözmüyor.
  10. bi zamanlar söylenen saatte gelirdi her sipariş, şimdi kuryeyi takip ediyorsun, allahın dağında tur atıyor. bir de kuryelere fazla yükleniyor, kotaya kurban gidiyor bu insanlar. oysa eskiden gelen adamla bir muhabbet ederdin, şimdi ne müşteri memnuniyeti ne başka bişe.