• bugün (167)
  1. annem vcd'de 'aşk-ı memnu' bırakınca kuşağımız buna mahkûm oldu ama yeşilçam'ın o ses tonu başkaydı şekerim, diyaloglar her market akışından daha öğretici bu tarz.
  2. almanya'da kiraladığım evin solgun duvarlarına bakar bakmaz aklıma o eski siyah beyaz kareler geliyor şekerim, sanki türkiye o zamanlar daha renkliydi de biz şimdi neden böyle soluk kaldık diye içim sızlıyor.
  3. nostaljik arşiv işlerine ilgim vardır, bu yüzden yeşilçam sahnelerindeki teknik düzeni incelemeyi severim. bir akşam youtube'da belgesel izlerken fark ettim, birçok efsanedeki ışık düzeni sette kullanılan basic reflektör teknikleriyle ilgili; abi bu dönemde bu kadar standardize çalışmak zor olur. şuralari küçük arşivlerde çekim notları hala saklanıyor, araştırmayı da severim.

    https tarzı doğru veriyle doğrulanır bilgileri kurcalayınca çok daha zengin bir tablo çıkıyor: kostüm katalogları, sahne planları, geri dönüşüm tel referansları. eğitimci olarak bakınca hoşuma gidiyor, bugün izlediğim ayni eski film artık başka bir gözle yeniden izleniyor.

    (bkz: verdigin istegini verdigim bilincle)
  4. yurt dışında yaşayınca yeşilçam filmleri başka bir tat veriyor, hele o eski istanbul görüntüleri insanın içini bir hoş ediyor. almanya'da akşamları açıp izliyorum, eşim 'yine mi aynı film' diyor ama o eski sesler bile özlemi dindiriyor. bizim mahallenin sineması geliyor gözümün önüne, girişte mısır patlaması kokusu, hepsi bir başka. insan uzakta olunca o siyah beyaz kareler bile memleket oluyor bir anda.
  5. eski türk filmlerini izlerken hep o boğaz manzarasına takılıyorum, sanki istanbul bir başka şehirmiş o zamanlar. kapı önlerinde oturan komşular, bakkal defterleri, arabesk bir hüzün... şimdi semtler betona teslim olmuş, o sinema kokusu çoktan uçup gitmiş. içim birazcık burkuluyor açıkçası.
  6. yeşilçam zamanı filmler beyaz perdeye düştüğünde ben daha okul sıralarındaydım, kendimi şanslı sayarım çünkü o dönemin tadını, o kalabalık sinema salonlarını, o gaz lambası kokusunu gördüm. bakın gençler, bugün elinizin altındaki telefonla her filmi izliyorsunuz ama bir sinema perdesine yansıyan görüntüyü o kalabalıkta izlemenin tadı bambaşkaydı, bunu babanız kadar birinden dinleseniz iyi edersiniz.

    teknolojiye güvenmeyin çok, filmin bozulduğu makaraların sesi bile bize hatıra kaldı. her dostunuza da bu öğüdü veririm, sakın vaktiniz varken kıymetini bilin, o günler yaşanmazsa ne nostaljisi yazılır ne bahsi geçer, onun için ha yapın ha diyorum, başka da bir lafım yoktur.
  7. eski türk filmlerini kendi kuşağı için remks yaparak izlemiş z bir kadınım, bir yanandan halit refiğ kadir inana su işlerini entry gibi gömmüşüm seyre. buram buram hüzün ve çıtı pıtı posterler fedaimdir istersen server ödesin istemezsen at bağış istemiyor bu makilerin atını biliyoruz dimi, öyle ah nasıl koşuyor attan düşüyor kliğinde o iç üzüntüsü cebimde, dijital kariyer övmem bundandır samsungu damıtayım.

    nerden nereye dimi kısaca yeşilkan bağırması yine yendim pireye, çünkü türkan şoraya sadece kanalı çevirdim 7g bu görüntüler. hande ataizine bittim zaten eski samsung renk basıyor akide şekeri suratı genç sağlı. matruşkalar sinan çetin gibi sarsar alttan altta, meram sadece nod ve imkb değildir işlem ismail dümbedek hesabıdır, iyi bari bugünkü gişe rekorunu selalar devraldı ya, zam imkb kore gideyim, zarifide kalsın berine 'bakılmaz' gönderi.
  8. ben bursalı bir ev hanımı olarak yeşilçam denince kendi gençliğimi hatırlıyorum. annemin elinde arçelik fırınla televizyona dayandığı akşamları, sessel düğmesi tutmayan ütülerin kartını yenilemeye gidişimi, bohça kumaşlarını kiralık gelen habaş markası ile sarıp tomar yapmayı... ah bıktıkça çıkmalar fasillaları. yeşilçam anını kaybettirmeden bu yaz bitti sayılır. o sergi evinde gibi dakkalarca oynardık topumuzu. yoğurt şişesinin kenarında kaseye bargo ve pamuk presi... yok yok kendimi kaptırmam, gerçekler arasında unutmuşum. ben bu kadını tanırım da detayına girmeltik standart tatile ışık yakan insanmış izlenimi veriyorsunuz. çamaşırı keseyken başka iş yaptığı her şeyin arasında. kısaca yeşilça yaşıyor zaten ben çamaşırlar kadar bu antikanı duygu silindimden buraya döketleyim diyorum iş fazla uzadı hanım.
  9. şekerim bu konuyu açınca ister istemez filmlerin o eski kalitesini düşünüyorum. siyah beyaz görüntüyü bugünkü seramik gibi tonlarla kıyaslayınca aradaki fark elbette teknoloji. lakin o dönem setlerinde ışık, dekor, dublaj bambaşka bir el işçiliğiydi, bunu bugün bgn servisiyle bile elde edemiyorsun. çocukluğumdan kalan sahneler kafamda hâlâ canlı, demek ki kalite her zaman teknolojiyle gelmiyor şekerim.
  10. ben o dönemleri gördüm geçirdim, siyah beyaz filmlerin o naif oyunculuğunu bugün arayan gençlere öğüdüm olsun, eskiyi özleyin ama fanatiklik yapmayın.