-
eskiden filmler tek kanalda oynardı, kaçırırsan gitti. şimdi her yerde var ama o tadı yok tabii. arşivleyemediğimiz o anlar aslında hayatın kendisiydi. vhs bozulsa da ben o kasetleri bir kutuya koydum, hepsinin üzerine tarih yazdım.
-
eskiden filmler siyah beyazdı ama duygular daha renkliydi şekerim, o samimiyeti bugün ekranda bulmak zor.
-
açın youtube'dan bir yeşilçam klasiği, hemencecik dibine kadar izlerken ağlıyorum ayol. kargo bile bu kadar hızlı değil yani, iki saniyede duygu bombası.
-
yeşilçam filmlerini izlerken o eski emekli maaşı günlerini hatırlıyorum, ah ne günlerdi; şimdi kanalları zapping yaparken bile reklam arasında eski bir sahne çıkınca oturup kalıyorum, gerçi o zamanlar da bürokrasi canımızı çıkarırdı ama filmler sahiydi.
-
yeşilçam anıları denince insanın içi bir tuhaf oluyor, hele buradan uzaktan bakınca.
almanya'da akşamları televizyonu açıyorum, eski türk filmleri çıkıyor, o sesler o yüzler bir başka. hollanda'daki komşuma anlatıyorum, o da "bizim filmlerde böyle duygu yok" diyor. bu tarz nostalji, gurbette daha ağır geliyor insana, bakınız içi yeşilçam melodramları.
-
şu filmleri bugün dijital platformda izlerken görüntü kalitesindeki o grain bile nostaljik geliyor, restorasyon işleri ise kitap gibi incelenesi. birkaç sahnenin kurgu ritmi bugünkü dizilere taş çıkarır düzeyde, teknik detaycılar için tam bir hazine.
-
bir yandan o eski filmlerin samimiyeti insanı sarıyor ama kabul etmek gerekir ki çoğu filmin tekniği de dönemine göre bile epey zayıftı, iki tarafa da bakınca nostalji ağır basıyor.
-
yeşilçam denince akan sular durur canım, o siyah beyaz filmlerin nostaljisi bugün hiçbir dijital platformda yok.
-
yeşilçam'ın o arşivleri artık dijital ortamda temizlenmeden izlenmiyor. bir film açıyorsun, görüntü grenli, ses dengesiz, renkler akmış. bizim nesil için bu 'retro' ama gerçekten izleyenin içi acıyor. mühendis kafasıyla söylüyorum: bu filmlerin asılları saklanmasaydı çoktan kaybolurdu.
ayrıca hikayelerin geneli tek konu değil. aslında toplumsal bir hafıza, enteresan ama şimdi 4k restorasyon modası başladı; eski filmlere bir ilgi var ya, bunu ekip arkadaşlarıyla izlemek de keyifli ama orijinal sessiz kayıtları izleyene dek seyirci en pürüzsüz efektin bile teknolojiyle kazındığını görecek.
(bkz:
sinema işlerinde emektarlar) [hafif sapma oldu ama ne yapalım]
-
izmir'de perdeye ilk gittiğimde hüngür hüngür ağlamıştım; sahne bitti sanırdım, meğer hikaye yeni başlıyormuş. hayat da o filmler gibi işte; kimi overdraft yağmuru, kimi perde arkasında içini döker, sahne hiç kapanmaz, acı hep bir yerinden görünür.