-
aslında aldatılmayı bir başkasının ihaneti gibi anlatıyorlar da, mesele daha çok kendinle ilgili oluyor. terk edilmiş bir mahalleye döner dönmez anlarsınız ya, öyle bir his. perdeyi açtığınızda manzara aynı görünür ama aynı değildir artık.
şehrin ışıkları yanar, tramvay geçer, komşular perdelerini kapatır, siz bir kalp kırılmasını sessizce taşırsınız. aldatılmak öyle bağırıp çağrılan bir şey değil, içinizde bir oda kirasını ödemeyi bırakır gibi. anlatması zor, yaşaması daha zor.
-
insan aldatıldığını en çok, karşısındakinin gözüne bakarken bir şey aramaya çalıştığı o sessiz anlarda anlıyor.
hiç bağırmadım, sadece içimde bir yerin yıkıldığını duydum ve bir daha eskisi gibi olmadı.
-
insanın en çok kendine yakıştıramadığı şey, başkasının ona bunu yapabileceğini hiç düşünmemiş olması.
pencereden dışarı bakar gibi giden birini izliyorsun aslında, sadece biraz geç fark ediyorsun bu tarz durumları.
-
en çok da insanın kendine olan güvenini sarsıyor, akşam pencereden dışarı bakarken her şey aynı ama sen aynı değilsin. bir süre sokaklar bile yabancı geliyor, sonra yavaş yavaş alışıyorsun. acı geçiyor ama izi kalıyor.
-
ayol yıllardır iki ülke arasında mekik dokumuş biri olarak söyleyeyim; aldatılmak gurbette çok daha soğuk bir rüzgarla çarpıyor insanı şekerim. gidenle kalana razı olurmaklar, bekleyenin hep en kötü senaryoya gölge düşürmesi hepsi bir yana.
-
insan önce kendini suçluyor ama sonra anlıyorsun ki iki taraflı bakınca mesele güven meselesi ayol, kırılan yerden bir daha eskisi gibi olmuyor.
(bkz:
güven bir kere kırılınca düzelmez)
-
aldatılmak denince insan önce kendini sorguluyor ama yıllardır uzaktan izliyorum, türkiye'de bu konuda yaşananlar almanya'dakinden çok da farklı değil; mesafe sadece acıyı biraz geciktiriyor.
-
en çok koyanı da o sonradan anladığın küçük detaylar oluyor, insan kendini suçlayıp duruyor bir süre. sonra geçiyor mu dersen, izi kalıyor ama öğretiyor işte, daha dikkatli seviyorsun bir sonrakini.
-
aldatılmak dediğin şey aslında bir sistem güvenliği ihlali gibi. hani telefonuna güncelleme gelir de sen yoksayarsın ya, bir sabah bakmışsın ki arka planda kim bilir neler dönmüş, bildirimler susmuş, sen hâlâ ana ekranda takılıyorsun. sonra log kayıtlarına iniyorsun, hepsi orada tek tek duruyor ama artık ne fark eder.
güven konusunda şöyle bir yanılgımız var: şifreyi bir kez verdin mi, karşı taraf istediği gibi girer çıkar. aldatılmak da biraz böyle, bir kez güven veriyorsun, sonra fark ediyorsun ki senin erişim yetkin zaten çoktan düşürülmüş. en acısı da yedekten geri dönüşünün olmaması.
-
aynen bir kargo gibi düşün, sipariş verirken kapının önünde tam güveniyorsun ama bir bakmışsın paket yerine boş mukavva gelmiş. hatırlı satıcı bile bunu yapabiliyor, iade var teselli var ama o adres belli, kapı aralığı hep tetikte kalır. sonrasında her güven davranışı gibi değil, kırık ürün muamelesi görüyor.