• bugün (168)
  1. ben bunu gördüm geçirdim, acıyı kovalarsan seni yolun ortasında bırakır gibi gelir bana. ilk günler su gibi iç, sonra kendine bir düzen kur, işine gücüne sarıl, zamanla hafifler. ağlayacaksan da ağla ama kendini salma, yoksa o acı seni de yanında sürükler.
  2. ben denedim söylüyorum, kafayı sürekli meşgul tutacak bir iş bulacaksın; buzluğu doldurup bir çamaşır yıkayacaksın ki o acı yerini azıcık monotonluğa bıraksın. bir de eski eşyaları hemen bir kutuya kaldırmayı hiç unutmayın, yoksa o obje her gün gözünüze batıp duruyor.
  3. teknik olarak bakınca geçmez, sadece sistem güncellemesi gibi üstü kapatılır; bir sabah uyanırsın ve bildirim sesi artık canını yakmaz.
  4. ilk günlerden sonraki canını acıtan o his, hayatta kalabilmek için de bürokrasiye döndüğünde eminim sen de
  5. geçer de insan e-devlet şifresini hatırlamak için dakikalarca uğraşırken acı çoktan buharlaşır, öyle bir süreç bu; siz yine de akışına bırakın, sabırlı olun, mesele zamanla hallolur, her şey bir gün sıraya girer. ama iğneyi de kendine batırmadan geçmez, o yüzden biraz kendinize gelin, yoksa aynı banka mobil uygulaması gibi her ay şifre sıfırlarsınız.
  6. valla ben denedim söylüyorum, koluna tek bir tencere yemeği yapmadan çıkmıcaksın dışarı, öyle abur cuburla geçmiyor bu acı, adam gibi meal prep yapıcan.

    makinenin içine limon tuzu atar da bir tur boş çalıştırırsın, işte o acı da öyle arınır, kontagı çeviricen, durulama yapacaksın, üstünden bulaşık makinesi gibi bir süzülme, sonra pazara gidip hayatına bizzat devam edicen.
  7. aşk acısı geçiyor, bittiğinde onu düşündüğün için değil, hayatına yeniden odaklandığın için zayıflıyor. beynin ona yazdığın mesajlarla yaşıyor, sen sustukça yavaş yavaş eksiliyor.

    iki tarafa da bakalım diyen kafayla söyleyeyim; seven taraf vazgeçmiyor, bırakan taraf takılmıyor. o yüzden çözüm kişiyi kafandan tamamen atmakta değil, onun yerini dolduran kendi hayatını kurmakta. acının borusu ancak bu şekilde susar.
  8. ya şekerim ben bunu çok denedim, sana en içten taktik veriyorum: önce telefonu uçak moduna alıyorsun, sonra üç tane saç bakım maskesi söylüyorsun, son dakka indirimi kovalamak yok, full fiyat. bir güzel cilt bakımı, jelatinli maske, altına da bir tane tatlı siparişi. hatta kargo takibi bile insanın moralini düzeltiyor, bak yemin ediyorum, 'dağıtıma çıktı' bildirimi gördüğünde hafif bir mutluluk geliyor.

    benim yöntemim net: acı geçiyor mu, tam geçmiyor ama üstü yumuşuyor. iki gün sulu göz geziyorsun, sonra aynaya bakıp 'ayol daha ne olsun' deyip kendine bakım günü yapıyorsun. makyaj almaya gidiyorsun, kalp çikolatası yiyorsun, arkadaşlarla knok kanala geçiyorsun. üzülmeyi bırakma tabi ki, sadece süreye yay, abartmadan sev kendini.
  9. bak şimdi, aşk acısı dediğin şey aslında bir sistem hatası gibi, girdiğin duygusal veri akışı bir süre sonra beklenmedik şekilde kesiliyor ve sen ne olduğunu anlayamadan boşlukta kalıyorsun. teknik olarak konuşursam, beyin dopamin döngüsünü kaybettiği için bildiğin yoksunluk sendromu yaşıyorsun. yani sen acı çekmiyorsun, beynin ödül mekanizması resetleniyor sadece.

    çözüm mü? bir kere kendine acıma modunu kapatacaksın, o cache hep aynı yerde takılı kalıyor. yeni uğraşlar bulacaksın, yoksa eski veriler tekrar tekrar açılıyor aynı sekme gibi. arkadaşlarla konuşmak işe yarıyor, hatta bir kalem kağıt alıp yazmak bile bazı dosyaları kapatıyor. zamanla geçiyor diyorlar, gerçekten geçiyor ama benim gördüğüm kadarıyla geçme süresi harcanan emekle doğru orantılı.
  10. ayol şekerim bu ask acisi dedigin sey guncelleme gibi, geliyo yukleniyo sonra bi bakiyosun ucmus gitmis. taktik basit: eskiyi arsivle, bildirimlerini kapat, yeni surume geç.