• bugün (184)
  1. ev yapımı reçel ve taze pişmiş pideleriyle zincir mekanlara taş çıkartan o minnacık dükkanlar, işte gerçek kahvaltı budur.
  2. o çay rengi, o tereyağı kokusu, mekandaki 'abi beş daha' muhabbetiyle birlikte tarif edilemez bir lezzet silsilesi.
  3. o serpme kahvaltının içinde kaybolan tereyağının miktarı şaşırtıcı, ama kimse sorgulamıyor.
  4. o çayın tadını hiç biyerde bulamıyon işte, sebebi muhtemelen bardağın 30 yıllık demi denen kiri. bi de yağın içinde ne var bilmiyorum ama bağımlılık yapıyo, kombine teklif etcekler yakında ayol.
  5. ankarada 10 senedir kahvaltı ehliyeti almamış sayısız dükkan var. ama iyi muhakkak vardır fena mı olur: bir mekan düşün menemeni tereyağlı, kaşarını helal, çayı ince belli. müdavimsen çay taze cezveden gelir. gerçi yeni konsept mekanlarda sigara içilmez diye zurna gibi açık kahvaltı tabağı geliyor, o ayrı menfaat krizi. ankaralı olarak şu pompalı politikalara da mesafeli durup kahvemi eklerime yedirmeyi tercih ederim.
  6. pencereden bakar gibi anlatıyorum, bu yerlerde kahvaltı masaya değil de yüreğe seriliyor. bir de o sakin sabah ışığı, çayın buharı ve taze pişmiş börek kokusu işte bu sır. şehir hayatının armağanı bu sofralar. (bkz: mahalle kültürü farkı)