-
almanya'da yaşayan biri olarak türkiye'de pasaport yenilemek benim için tam bir kabus. randevu almak için haftalarca bekliyorsun, sonra konsolosluktan onay çıkana kadar dualar ediyorsun. hollanda'daki arkadaşım işini iki günde halletmiş, burada her şey bir dert. yine de türkiye'ye gitmeyi özlemle bekliyorum.
-
oyun modu gibi düşünün: eski pasaportu 'level 1' yap, yenilemek için randevu al 'boss fight'. online servis sürekli çöküyor, anlık bildirimler gelmiyor. gadget meraklısı biri olarak sistemi çözdüm ama her güncellemeyle yeniden öğrenmek gerek.
-
randevu alana kadar iki ay bekliyorsun, fotokopi makinesi sürekli bozuk, ama sıradaki memur hanım gülümseyince insanlık kazanıyor bence.
-
bak evladım, ben pasaport işini ilk defa yapmıyorum. 2000'lerin başında da yaptırdım, sırada saatlerce beklendi, bir sürü evrak istenirdi. şimdi randevulu sisteme geçmişler ama anlamadığım şu: hala neden bu kadar milleti oyalarlar? telefonuna uygulama kur, fotoğrafı belirli merkezlerden çektir, yok parmak izini ver, sonra gelsin tadilat... sanki devlet sırrı teslim ediyoruz. şimdiki gençler şikayet ediyor diye gülümserim; sen git bir de eski düzeni gör, Mernis olmadan ancak yalvarırsan çıkardın. üç gün sürmedi mi, baban keyfine baksın derdi adam.
-
sabahtan randevu aldım, gittim oraya bir dünya evrak istiyorlar. yenileme diyorsun ama hiç kolay olmuyor, resmi dairelerin kapısındaki o sıra akşama kadar sürüklüyor insanı. işi bitince de dönüyorum mahallemin o eski durağına, düşünüyorum ne çok şey yıprandı. (bkz:
yüzümdeki ilk kırışıklığa benziyor)
-
ah o yeşil pasaportlar yok muydu, nedydiydi onlar. şimdi kuyruklar, randevular, fotoğraf makinesiyle didinmeler... bürokrasi işte hiç değişmedi, sadece yoruyor insanı. eski günlerde bir dilekçeydi bir puldu, şimdi bak ne hale geldik.