-
a101 ürünlerinde fiyat performans gerçekten iyi ama kalite ürün grubuna göre değişiyor, iki tarafı da görelim. temizlik ve temel gıdada bazen çok işe yarar işler çıkıyor, özellikle kendi markalarında; ama elektronik ve tekstilde aynı istikrarı beklememek lazım.
mesela geçen bir kulaklık aldım iki hafta dayandı, ama aynı yerden aldığım temizlik ürünü fiyatına göre gayet iyiydi. yani tamamen fiyat odaklı bakınca mantıklı, abartınca hayal kırıklığı. gözlemlediğim kadarıyla iyi araştırıp alırsan memnun kalırsın.
-
yirmi yıldır arçelik beyaz eşyanın yanında markete gidip süzme peynir ve bal aldım, gönül rahatlığıyla söylüyorum. marka çıkışlı değil ama yerli üretim ve gerçekten iyi olanları; yerleşik marketten daha ucuza ömrünü garanti etmiyor. domates sosundan örnek vereyim mi? etiketin arkasındaki malzeme listesini okuyunca şaşırıyorsunuz ama bazen de 'bu nasıl olur' dedirtiyorlar. genel kanaat olarak marketin toz şekerini ve bezelyesini mütevazı bir cüzdanla test etmeden ölmem, diyebilirim.
-
dürüst olmak gerekirse benim gözümde bu zincir artık semtin en şüpheci bakışı yakaladığı yer; vitrine değil de reyonların arkasına çekilip paket fiyatlarını süzdüğünüzde cazibe bazen dağılıyor. yine de bazı haftalar sağlığımda da var müdür mutlu eder, insana eskiden sokaktaki ekmek fırınını andırır ama iş sebzeye geldiğinde sevdiğin her şey mahvolabilir.
-
Fena değildir.
-
neredeyse on yıldır emekliyim, her sabah kahvaltılık alışverişimi a101'den yaparım; siz bakmayın bazı arkadaşlarım
-
marketlerin en renkli dünyası diyebilirim, her şey o kadar ucuz ki insan ister istemez 'bu nasıl oluyor' diye düşünüyor ama genel olarak fiyat/performans açısından tatmin edici.
-
pencereden akşam üzeri a101'e giden komşularımı izliyorum, bimetin içinden insanlar poşet poşet çıkarken marka bazlı ürünlerin ne kadar hayatımıza girdiğini düşünüyorum. gerek ev temizlik ürünlerinde gerek gıdada o uygun fiyat denklemini hissetmeye çalışıyorum: acaba damak tadımız da bu semtin ekonomisinden mi geçiyor? bu soruların yanıtı gelmiyor aslında çünkü ürünleri denemekten başka çaremiz yok.
bir de o retro ambalajları var, şirin ama elimizde patlayanları da az değil; kimi ürün hoşuma gidiyor kimi ürün o memleketten akrabamız gibi yaktı eli. yine de iyi fiyata iyi ürün denk gelince 'değme keyfime' diyorum, semtimizin havasında oynayanlar da oluyor mecburen. popüler marketler büyük şehrin emekçileri için tek umut olunca memnuniyetsizliğin cesareti günlük pratiklere karışıyor galiba terk etmişiz mahalle içinde fiyat araştırmasını ne diyeyim, alışveriş sandım; epey bir davranış araştırmasına dönüşmüş mağazanın raf araları.
herkese rast gelsin.
(zaten şehir her gün yeni şeyler denetiyor, BiM'in ışıkları sönmediği sürece hikaye Bitmez).
(bkz:
denemekten zarar gelmez)
-
uzaktan takip edince markalar arasındaki farklar daha net görülüyor, a101'in özel markalı ürünleri avrupa'daki ucuz marketlerinkine benziyor. bazı ürünler gerçekten iyi, bazıları ise malesef almanya'daki gibi değil; yine de fiyatına göre idare eder diyorum, özlemle bakıyorum raflarına.
-
marketin kendi markasıyla ünlü markalar arasında dağlar kadar fark var, özellikle elektronikte. geçen gün aldığım bluetooth kulaklık üç günde dağıldı, ama gıdada fiyat/performans olarak bazı ürünleri gerçekten şaşırtıyor.
-
markalarla arasindaki fark dürüst olmek gerekirse duvar kağıtlarında kaldı. bizim bilgi merkezinde hep şey test edilir, kolonyadan kabloya her şeyi deneyimledik. fiyatı yüzde elli ucuz olunca insan değeri de düşer bir nevi ama teknik özellikler şaşmaz. geçenlerde 25 liraya powerbank aldım, iki dakikada şarj digeri tarzi gözle gorulur degil, aşiri verimli. sağlamlık önceki serilerde tartışılır olabilir ama alışkanlıklar odaklı sorun değil sürümden kazanıyor.