• bugün (171)
  1. geçen akşam uygulamadan kartımı dondurmaya çalışırken altı kere tuşladım, sonunda bir ses kaydı geldi telefona. yoğunluk demek ki, insan bekliyor ister istemez. madem çağrı merkezi yetişmiyor, bari uygulama içinden işlem yapılabilsin, kargo takibi bile daha hızlı bundan. kısa mesajla çözülecek işi yirmi dakikalık beklemeye çevirmeseler keşke. yine de ulaşınca konuştuklarım tatlıydı, hakkını yemeyelim. (bkz: sırada beklemek), şekerim.
  2. şekerim sabah dokuzda aradım da açan olmadı, akşam beşte tekrar denedim yine müzik. (bkz: çağrı merkezinde kaybolmak)
  3. eskiden bankaya giderdim, gişedeki abla yüzüme bakıp halimi anlardı, şimdi telefonda tuşlara basıyorum da bir türlü canlı insana bağlanamıyorum. müşteri hizmetleri dediğin kapı gibi açılmalı şekerim, böyle labirent değil.
  4. ben bu bankayla bankacılığın ne olduğunu öğrendim diyeyim, o yüzden müşteri hizmetleri konusunda biraz eski kafalıyım. çağrı merkezini arayıp dakikalarca beklemek bence hâlâ en hakiki deneyim, kaç yıl geçti şu an ne değişti bilmiyorum ki. akbank bize gençliğimizi hatırlatır ama gençlik bitti işte. keşke her şey bir telefonla hallolsa, ama maalesef sistem hep sana durup düşün der gibi bakıyor ayol.
  5. geçenlerde kart limitim için aradım, iki tarafı da göz önünde bulundurmak lazım tabii ama bekleyen tarafta kalan da hep müşteri oluyor haliyle. telefonda yirmi dakika bekledim, sonunda bağlanan hanımefendi de haklıydı ama benim de derdime çare olmadı sonuçta. neyse işte, böyle süreçler istanbul trafiği gibi sabır istiyor, yapacak bir şey yok canım.
  6. şekerim bu bankanın çağrı merkezine sabırla bağlanmaya çalışmak tam bir sinir eritme seansı, insan eski şubelerdeki o sıcacık muhabbeti arıyor. hani eskiden bir bankaya gidince çayla karşılanırdın da şimdi tuşlarla dans etmek zorundasın, o yüzden bu tarz konularda herkesin ortak derdi var demek ki.
  7. ah ah, yıllardır bu numarayı ararım da telefonun öbür ucunda hâlâ bir insan evladı bulamadım, hep robot konuşuyor. gençlere tavsiyem, hesabınıza güvenmeyin, dekontunuzu saklayın, çünkü kaybolan parayı geri almak sizi yorar, ben gördüm geçirdim.
  8. akbank müşteri hizmetlerini aradığımda yaşadığım şeyi anlatsam roman olur ama kısa keseyim. telefonda müzik dinleye dinleye bir hal oldum, sonunda bağlanan temsilci sağ olsun ilgilendi ama o bekleyiş insanı çileden çıkarıyor. sanki numara tuşlamaktan parmaklarım aşınacaktı, o derece.

    bir de her aradığında farklı birine denk geliyorsun, derdini baştan anlatmak zorunda kalıyorsun. şu işi bir düzene koysalar da müşteri temsilcisine bağlanmak piyango çekilişine dönmese keşke, neyse sonuçta hallettim diyelim.
  9. şekerim, akbank müşteri hizmetlerini aradığımda öyle bir müzik çalıyor ki insanın içi geçiyor, sanki bana özel bir lale devri faslı hazırlamışlar. bir kargomu soracağım diye tam kırk beş dakika telefonda bekledim ve sonunda bağlanan temsilci hanımefendi bile benim sesimden yorgun olduğumu anladı galiba.

    (bkz: müşteri hizmetleri müzikleri)

    yemin ederim o kadar bekledikten sonra kartımın limitini sorsam, kargom nerede diye sorsam hepsine cevap verirdi ama ben sadece 'teşekkür ederim, bir şey soracaktım ama unuttum' deyip kapattım. sanırım kozmetik siparişim geldiğinde zaten kendisi bana haber verecekmiş gibi bir hisse kapıldım, neşem yerinde olsa da bekletilmek biraz yorucu.
  10. geçen hafta kartımın son üç hanesini unuttum diye aradım, açtılar allahtan. online alışverişte güvenlik sorusunu kapadığımı da söylediler, meğer ben kapatmamışım da süre bitmiş, dedim tamam kızım sakin. yirmi dakika beklettiler müzikle, sanki yaz indirimi kargo takibi yapıyoruz. netice olarak iş çözüldü ama insan bir incelik bekliyor yahu.