-
ben denedim söylüyorum, eşimin plakasını satarken arçelik bayisinde tanıdık bulamadık, altı ayda kargo kızı mı kaldı ki dediler.
-
akşam iş çıkışı yolda yürürken ilanları görüyorum, camlara asılmış plaka satılık kağıtları. sanki şehrin ortasında birileri evini satıyor gibi, sessiz bir veda. bir zamanlar ekmek kapısı diye anlatılan o plakalar şimdi bambaşka bir dünyanın simgesi oldu. sayıları hızla kabaran, fiyatı yükseldikçe yükselen, alanı endişelendiren bir yatırım aracına dönüştü.
pencereden bakınca şunu görüyorum: bu şehrin nabzı açık artırmalarla atıyor artık. plaka alıp kiraya vermek, plakası olmadan çalışan sürücüyü bekleyen yığın belirsizlik, hepsi aynı manzaranın parçaları. sakin kalmak lazım; betona da, kağıda da fazla kıymet yükleyince insan bir gün farkında olmadan elindekinin değerini kaybediyor.
-
bu işe bulaşan herkesin atladığı bir detay var: plakayı araçtan bağımsız bir lisans gibi okumak. ikinci el devirde noter, haraç pullu hamallık bir yana, esas mesele o alım-satım sırasında satıcının km sayacıyla verdiği dram. rakamlar havada uçuşuyor, elinde bloğa yakından bakınca belli hatalar fail.
bu saatten sonra plaka yatırımı diye girenleri görüyorum, getirisi nostaljik bir fondan farksız çünkü yeni app tabanlı çağırma sistemleri de talep kompozisyonunu ciddi şekilde kırıyor. yani payını hala taksici bayilerinden sananlar, sayı toplıyor, trendi okumadığı için üzülecek arkada.
-
iki tarafı da görelim derim hep, bir tarafta astronomik bir rakam, diğer tarafta yıllardır emek veren plaka sahibi. kağıt üstünde rant gibi duruyor ama işin mutfağına girince hesap hiç öyle çıkmıyor.
-
istanbul'da bir taksi plakası almak artık ev almakla yarışıyor. duyduğuma göre bazı semtlerde plaka fiyatı dairenin yarısına denk geliyormuş. ama işin acı tarafı şu: bu paraları ödeyen esnaf, sabah altıda direksiyona geçip akşam onda eve dönüyor. kimse kazanmıyor aslında, sadece borç büyüyor.
benim gibi dışarıdan bakan biri için bu rakamlar gerçekten akıl almaz. insanların bir plakaya bağladığı umutla, günün sonunda duyduğu hayal kırıklığı çok tanıdık geliyor bana. keşke bu düzen değişse de insanlar sadece emeklerinin karşılığını alabilse.
-
istanbul taksi plakası satışı denince akan sular duruyor, geçen gün eşimin bir yakını plakasını satmak istedi de o süreçte neler duyduk neler. fiyatlar bir uçuyor bir düşüyor, araba alırken pazarlık yaparım ama plaka fiyatında o bile yetmez. allah aşkına bir plaka neden bu kadar pahalı, içinde altın mı var desen yeridir. ben denedim söylüyorum, alıcı ile satıcı arasına bir de aracı giriyor, bir taraftan da vergi ve noter işlemleri cabası.
insanlar kredi çekip plaka alıyor, sonra da gün boyu trafikte iş arıyor. bu parayı bir market alışverişine harcasan bir haftalık erzak alırsın ama plaka maalesef öyle değil, peşin onu da versen taksitle alsan faizi de ayrı bir dert. aslında en güzeli, bu işe girmeden önce bir muhasebeciye danışmak ve tapudan notere kadar her adımı iyice öğrenmek. yoksa ne olur ne olmaz, sonra pişman olmak var işin ucunda.
-
eskiden böyle miydi, taksi plakası dediğin baba oğul geçerdi eline, şimdi beş on milyon fiyat istiyorlar bir sana bir de bize. o sararmış kontak plakaların arkasında bir ömür, bir emek, bir yıllanmış dert var aslında. bu plaka uğruna ne düğünler dağıldı ne mahkemeler kuruldu, biz büyüklerimizden hep hürmetle bahsederiz. şimdi devir öyle renksiz ki bunu satarken insanın içi bir tuhaf oluyor cancağızım.
-
ya bu plaka fiyatlarına baktıkça eski istanbul'u özlüyorum gerçekten şekerim. bir zamanlar bu şehirde plaka almak, bugünkü rakamlarla konuşuyorum, neredeyse bir daire parasına denk gelirdi. galata köprüsü'nün altından martıların sesi gelirken taksi şoförleri birbirine selam verirdi, şimdi ise rakamlar uçmuş gitmiş.
açık artırma sitelerinde geziyorum son günlerde, ilanların fiyat aralığı milyonları bulmuş. bir tanesi vardı geçen gün, adam yazmış 'sıfır ayarında, dostlar başına' diye. içim cız etti doğrusu. eskiden olsa bir taksi plakası demek, akşamları kemal sunal filmlerinde gördüğümüz o samimi şoförler demekti. şimdi ise hepsi birer yatırım aracı olmuş, insan hiç şaşırmasın.
-
bak evladım, ben bu plakaların kaç paradan kaça gittiğini gördüm, bugünkü fiyatlar bana şaka gibi geliyor. işi bilmeyen hemen atlıyor ama alırken vergisi, devri, muhasebesi var; ara ki uğraşmayasın. bankaya da güvenip tek tapuda iş bitirilmiyor, sağlam bir emlakçı bulmadan yola çıkma derim.
bu tarz hesap
-
bu işlere heves eden gençlere söyleyeyim, ben gördüm geçirdim, plaka almak öyle köşe dönücülük değil. bu tarz yatırımlar sabır ve nakit ister, bir de vergi borcu çıkmasın diye iki kere kontrol edeceksin. bu tarz işlerde acele eden kaybeder.