• bugün (179)
  1. canım ben izmirde denize karşı kahvaltıya bayılırım, istanbulda iki saat trafikte kargo beklemek var bir de, trafik dışında istanbul yine de bir numara ama her sabah boğaz köprüsüne katlanmak cesaret istiyor.
  2. ayol istanbul yaşanır da yaşanmaz da, sabah köprü trafiğine girince 'ben ne yapıyorum' diyorsun ama akşam boğaza karşı çay içince her şey affediliyor. izmir'den gelince insan bir şok oluyor tabii, burada herkes aceleci ama şehir gerçekten başka bir dünya.
  3. bak evladım, ben bu şehri yirmi yıldan fazla yaşamış adamım, otur buraya da iki kelam edeyim. gençken herkes koşa koşa geliyor buraya, iş var, fırsat var, deniz var sanarak. iş var da yetişmek kolay mı? sabah beşbuçukta kalkıp iki vesait değiştiren adam nasıl verimli olur, bir söylesinler bana. yarım saatlik yolu iki saate katlayan bir trafikte insan sinir hastası oluyor, onu geçtim ev kiraları zaten dünyayı aştı.

    ama hakkını yemeyeyim, iş olanakları ve hastane, okul çeşitliliği açısından kaç tane il ile kıyas edebilirsin bunu? taşra dediğin yerde hastaneye gitmek için yarım gün yol gidiyorsun. demem o ki istanbul yaşanır mı, yaşanır, ama gençken. otuz beşinden sonra keyfi kalmıyor bu işin. paranız varsa gidin Eskişehir'e gibi düzenli bir yere, onu öğüt olarak bırakıyorum kenara.
  4. dört yıl oldu buraya taşınalı, hâlâ her sabah minibüs sesleriyle uyanıyorum ve dolapta hangi renk mont giyeceğimi düşünüyorum, un utuyorum herhangi birine denk gelir miyim diye sokağa çıkmadan önce dürbünden pencereye bakıyorum, şaka sanıyor çevrem. metroda kalabalıkta kimse kimsekaynı trende gidiyoruz işte de kimse kimseye bakmıyor, gözü ilişene kadar kapı kapanıyor zaten

    bedeli çok her şeyin zam hep gel git derken burada hayli koyu, her metrekareyi beynim tutuyor deyince başımı döndürüyor, bir karar verebilsem iyiydim de kolay olmuyor. gitmek var tabii gitmek başka dert, alışıyorsun işte kaç yıldan sonra kopamıyosun, bu gidişle daha çok kaos yaşarız ve bir gün döner anlatırım ne var bu hayatın mahalle arasında vs
  5. yaşanır yaşanmasına da, eskiden bambaşka bir şehirdi burası şekerim. o eski markalar, o eski insanlar, o eski vapur sesleri... şimdi her yer beton, her yer kalabalık ama yine de bir kenarında oturup boğaza bakınca insan yine kendini kandırıyor işte.

    nasıl bakınız yapılıyor istanbul

    (bkz: eski istanbul)
  6. istanbul'da yaşanır da insanın sinir sistemi bunu ne kadar kaldırır ona bakmak lazım, sabah metro akşam trafik derken gün bitti mi anlamıyorsun bile.
  7. istanbul'da yaşanır mı diye soranlara tek cevabım var: kargo süresi. bir ürün iki günde gelmiyorsa orada hayat çekilmez zaten. her yerde trafik, kalabalık, bir de market kuyruğu... hızlı ve pratik olan her şey istanbul'da aslında lüks.
  8. yaşanır yaşıyoruz işte ama nasıl yaşıyoruz onu sormak lazım. sabah sekizde marmaray'a biniyorsunuz, insanlar sosis gibi dizilmiş, kimsenin yüzü gülmüyor. bir de kiralar var, anlatmaya gerek yok, herkes biliyor.

    yine de bir enerjisi var şehrin, inkar edemem. bir gün boğazda yürüyorsunuz, ertesi gün kapalıçarşı'da kayboluyorsunuz, üçüncü gün hiç bilmediğiniz bir semtte harika bir kahveci buluyorsunuz. yaşanır mı, yaşanır ama kolay değil. kirayı ödeyebilen ve trafikten nefret etmeyen biri için cennet, kalanımız için tam bir kaos.
  9. istanbul'da yaşamak için iki tarafı da görmek lazım, bir yanda ulaşımın ve iş imkanlarının verdiği konfor var, öte yanda her gün trafikte eriyen saatler. ben istanbul'u gezmeyi seviyorum ama her sabah o köprüde kalınca 'iyi ki ankara' diyorum. kirayı, kalabalığı ve gürültüyü çıkardığın zaman geriye kalan şey yine bir çekicilik taşıyor. yani yaşanır mı diye sormak yerine kime göre yaşanır demek daha doğru bence.
  10. kargom üç gündür dağıtımda bekliyor, uygulama trafik diye yola bile çıkarmıyor, sen kalkmış hala yaşanır mı diye soruyorsun canım; yaşanır da sabrın varsa.