-
ayol ben doğduğumdan beri izmirdeyim, taşınmak üzereyken insan arabın kaskolu piyanosu gibi inleyen mobilyalarıyla, üstüne bir de decathlon çantası almaksızın uğraşırmış. üç yıl bahaneler üstüste gelir, sonunda ya kuyruklu piyano olur ellerinde alır beuyüleytim vüü. bir koca valizle, samanyolu bahçesi hayaliyle günaydın derken elbette kira faturası endişesi hiç bitmez, bilmem şefim. taşınma aslında bir kartal şarkısı.
-
ankaralı olarak izmir'e taşınmayı düşünen biri için işin iki tarafı var. bir yanda deniz, sahil, daha rahat bir hayat tempası; diğer yanda iş imkanlarının sınırlı oluşu ve belki de alıştığın düzenin bozulması. ankara'nın kuru havasından sıkıldıysan izmir ilaç gibi gelir, ama iş bulmak konusunda kendini tanıman gerek.
karar verirken sahil manzaralarına aldanmamak lazım; en az üç ay önce orada yaşayan insanlarla konuş, maliyetleri sor, sonra taşın. her şehir güzeldir ama kesesi ağır olana.
-
aman şekerim sanki istanbulda hayat kolaydı, iki valizle geldim ama emekli maaşımla burada geçinmek için hangi daireye taşınsam diye hâlâ hesap kitap yapıyorum.
(bkz:
e devlet üzerinden adres değişikliği)
-
izmire taşınmak demek valizi toplayıp o güzelim deniz kokusuna karışmak demek şekerim, ama gel gör ki o güneşin altında her gün ter atmak da ayrı bir dert, insan yine de o huzuru bırakamıyor.
-
eskiden izmir'e taşınan için bir yıkım gibi hayır demezlerdi; şimdi ise kalabalık, kirası ve trafiğiyle ayrı bir dert. bizim zamanımızda kemeraltı başka bakardı, kordon'da bank nedir bile nasip görmezdi insan. şimdi burnumda o eski koku, gözümün önünde o dingin sahiller...
(bkz:
eskiden böyle değildi)
fakat yine de atan kalp yaşı değil sevgide belli olur derler. izmir sevenin, hiç taşınmadığı hâlde içinde yaşadığı yaz aşkı gibi kalır.
-
izmir'e taşınmak ayol romantik bir film sahnesi gibi başlıyor ama gel gör ki hürriyet bulvarında trafik sana 'hoş geldin bebeğim' demeye başlayınca her şey değişiyor. yine de o imbat yüzüne vurduğunda gurbet acısı bir nebze hafifliyor.
-
eskiden bir şehre taşınmak ne güzel bir heyecandı, mahalle bakkalı seni tanırdı, komşu kapı çalardı. şimdi izmir'e taşınmak deyince aklıma hep kordon, boyoz, bir de o eski yeşilçam filmlerindeki vapur sahneleri geliyor. insan yaşı ilerleyince böyle kararları daha bir düşünüyor, çünkü taşınmak sadece valiz toplamak değil, koskoca bir geçmişi de yanına almak demek.
oraların rüzgarı insanı dinlendirir derler, doğrudur belki ama her güzel şeyin bir de kirası, bir de kalabalığı var. eskiden izmir daha sakindi diye anlatırlar, şimdi ne olduysa büyüdü, kalabalıklaştı, biraz da o masumiyetini kaybetti sanki. yine de insan bir kıyıya yerleşip denize karşı kahve içmeyi düşünmeden edemiyor.
-
iki yıl önce denedik biz bunu, tüm beyaz eşyayı nakliyeye verdik ama arçelik servisini bir türlü eşleştiremedim yeni adresle.
yani demem o ki kolileri açmak ayrı dert, doktor ve market alışverişini baştan kurmak bambaşka bir dert.
-
eskiden istanbul'dan izmir'e giden her insan sanki bir romanın son sayfasını çevirmiş gibi huzura ererdi, şimdi öyle mi ya. her yer apartman, her köşe avm, o eski izmir kokusu kalmamış. kordon'da yürürken bir zamanlar elinde simit satan amcaları hatırlar oldum.
gene de denizi var bu şehrin, o yetiyor insana. taşınmak isteyene derim ki, hayallerinizle gidin ama eskiden oraya gidenler gibi huzur bulacağınızı sanmayın, orada da sistem aynı sistem.
-
off bu içimdeki taşınma heyecanı yine depreşti! bornova'da olsam şimdi kordon'da yürüyor olurdum. yalnız o güzel hayalleri kurarken kargo firmalarının depo yoğunluğunu da planla a canım, çünkü iki valizinle gelirsen kolilerin mudanya'da bekleyebilir. keyifli yine de, ben seviyorum bu şehri.