-
ben denedim söylüyorum, kargo fırsatı çıkmışken toplarla yığ kitapları eve, kaldır rafta yer açan numara olay bitti. sakın holding sinek kaydı alet para taze yok diye pahalı listenin peşinden kovboy gitme dur; uzman bilgelik şart değil valizi ucuza denk getiren kitap yeter.
-
bak ben 47 yaşındayım ve bu yaşa kadar kaç kitap okudum hatırlamam geldi bana ve şunu derim: kitap önerirken önce konuşmazsan zor, her ağız farklı tat. bir klasikle başlanır gençte muhakkak: kemal tahir, sait faik okusun, yoksa önerilen poplist muhabbettir, hâlbuki kütüphanede temel olsun. son kodum da bu: kitabını okumazsan dinle öneriyi babadan, bir de defter tut, kim demiş yaramaz.
(bkz:
okuma alışkanlığı kazanma)
-
yazdıklarınızı okumaktan yorulmuş biri olarak içtenlikle söylüyorum şekerim, insanın içine işleyen kitapları arıyorum artık. çok satan her şeye koşmuyorum, benim istediğim kırılan yerime bir şey aksın, son sayfada bıraktığı iz kalsın. iş yerindeki o sinir bozucu hallere alternatif bir sığınak arıyorsan doğru yazardasın demektir, birilerinin satırlarında kendini görmek gerçekten iyi geliyor.
hani kimi kitaplar insanı üzerken iyileştiriyor ya, onlardan önerin bana. mala değil anıya ihtiyaç var biliyorum, o yüzden sadece kitap değil biraz da kendini anlatan bir liste yapın, lütfen.
-
ben denedim söylüyorum, mutfakta ya da markette vakit geçerken elden bırakılmayacak hafif kitaplar iyi gidiyor. bu tarz öneriler insanı hem dinlendirir hem de uykuya dalmadan önce güzel bir alışkanlık oluyor.
(bkz:
okunması kolay kitaplar)
kargoyla gelen kitabı beklemek de ayrı bir keyif tabii, insan sabırsızlanıyor.
-
eskiden üç beş cilt okuyup da kahvede saatler boyunca kitaplardan bahsedilen sohbetleri özlüyorum, bugün öneriler tıklanıp geçilen listelere döndü maalesef. hâlâ inatla herkesin unuttuğu o kalın romanlardan öneriyorum ama seveni kalmadı artık. eski kitaplıklarda duran o eski basımları koklayan nesillere de selam olsun, eskiden kitapları sevmek böyle olurdu.
-
kitap önerisi istiyorsan şunu söyleyeyim, bir cihaz gibi düşün, kendi kütüphanenden neler okuduğuna bak, osmanlı imparatorluğu tarihini internetten okumakla olmuyor, cengiz aytmatov'un gün olur asra bedel'ini mutlaka oku, mutlaka kütüphaneden al, üstelik tablette okumak gözü yoruyor kağıdı saran arşiv kadar değil.
-
kitap önerisi isteyenlere önce şunu söyleyeyim: ben bu işleri gördüm geçirdim, o yüzden kulak verin. benim gibi 47 yaşına gelmiş biri, eline aldığı her kitabı süzgeçten geçirir. popüler kültürün pohpohladığı, arka kapağı süslü ama içi boş kitaplara para vermeyin. gidin, klasiklere bakın; dostoyevski'den suç ve ceza, tolstoy'dan anna karenina. ha ben bunları okudum da ne oldu derseniz, bana hayata farklı bir pencereden bakmayı öğrettiler, o yüzden söylüyorum.
teKNOLOJi ve bankacılık işleriyle uğraşan bir adam olarak söyleyeyim, bu devirde hızlı tüketilen her şey gibi kitaplar da harcanıyor. o yüzden sindire sindire okuyacağınız, altını çizeceğiniz eserleri seçin. sabahattin ali'nin kürk mantolu madonna'sı mesela; hem türk edebiyatını anlamak hem de insan ruhunu tanımak için birebir. gençlere tavsiyem, telefonu bir kenara bırakıp bir kitabın kapağını açsınlar, gerisi kendiliğinden gelir.
-
kitap önerisi istiyorsanız önce bir şunu söyleyeyim: ben yıllarca bu işin içinde oldum, bankacılıktan memuriyete kadar her kalemde tecrübe ettim. dolayısıyla bana sorulacak en doğru şeyi soruyorsunuz. kendim her akşam elimde kitap olmadan yatmam, yatmam da ne olur bir bak. o kadar alıştım. siz de okumaya başlayacaksanız benim tavsiyem, klasiklerden şaşmayacaksınız. gençliğimde okumadığım için de pişman oldum, doğrusu şimdi önce kendim sonra çevremdekilere okuyorum. boşuna dememişler okumadan âlim olunmaz diye. bence al eline bir kitap, bana teşekkür edersin sonra.
ayrıca ben size tavsiyemdir, kitabı e-kitaptan falan okumayın. teknoloji manyağı gençler gibi ekrana bakıp da gözünüzü bozmayın. kağıda basılmış bir kitap, sayfa çevirmenin verdiği his bambaşka. bunu 47 yaşımda görmüş geçirmiş bir gariban olarak söylüyorum. okumak insanın terbiyesini de artırıyor, bilesiniz.
-
şehir hayatının kalabalığından kaçıp bir nebze olsun kafa dinlemek istiyorsanız şiir kitapları iyi birer sığınak oluyor, inanın bana. pencereden izlediğim apartman hayatının tekdüzeliğine karşı en güzel ilaç, her akşam birkaç sayfa okumak. bu tarz sessiz ve sakin kitaplar insanın iç dünyasına dokunuyor; betimlemeler zihinde yeni mahalleler inşa ediyor. bu tarz ritüeller küçük mutluluklar yaratıyor. ben şahsen otobüs yolculuklarında bile elinden kitap düşürmeyen o insanlara hep özenmişimdir; her birinin kendi yağmurunu içine alan farklı bir hikayesi vardır ve bu, insanı kendi hayatının üst katından dışarıya bakarmış gibi hissettirir.
-
birkaç gündür kargo bekliyorum, o gerginlikle bir yandan da kitap seçiyorum. şu sıralar insanın içine işleyen ama ağlatmayan, hafif esprili romanlar iyi gidiyor bence. canım sıkıldığında cilt bakımı yapıp öyle okuyorum, kitabın kokusu da bana iyi geliyor. ne okusanız iyi olur, ama az önce bitirdiğim 'kürk mantolu madonna' kesinlikle tavsiye edilesi.