• bugün (176)
  1. iki tarafı da görelim dersek, klasik atlama korkuları isteyenlere 'the conjuring' serisini, gerilimden hoşlananlara da 'hereditary' gibi daha ağır işleri önerebilirim ama herkesin kaldıramayacağını da ekleyeyim. ben izlerken geç saatleri tercih etmeyin derim, sonrası biraz zor oluyor.
  2. ayol korku filmi önereceğim diye gece uyuyamadım önerileri sıralarken, kargodan gelen filmle sipariş ettiğim korku kitapları bir araya gelecek diye allak bullak oldum. şirin koca kırmızı sur At kalbim sinirim bozuk diye bugün haunted ve ringu sıralıyorum, izleyeni kolonyayla ayılttığımı bilirim, hijyene bakın. ama lütfen gece yalnız izlemeyin, kozmetik videosu açın arada rahatlatır.
  3. gece sessizliğinde perdeden sızan o gölge gibisi yok; sessiz ve yavaş ilerleyen bir film istiyorsan doğru yerdesin.
  4. korku filmi deyince herkes birbirine anca en bilindik serileri öneriyor, el insaf. einlayn herkesin bildiği pek çok klasiği ben çocukluğumda gördüm, o zamanlayla şimdiki cgi korkuları arasında dağlar kadar fark var. mesele şurada ki ''bu çağın gördüğüm güzel yapımlarından birkaçını söyle'' diyorsanız, size biraz eski usul ama atmosferi sizi içeriden yer gibi hissettiren filmleri tavsiye ederim. jump scare bağımlısıysanız çoğu genç nesil gibi iki gün sonra unutursunuz, esas meselgeciyi rüyalarınızda görmenizdir. . bazıları anı yakalamanın bilmekle geldiğini görüyor da iş, filmin beyninizin arka odasında kalması.

    ona göre önerim, sessiz sedasız dehşeti büyüten filmlerdir: ''the witch''i bir dene, c birini asla yalnız oturta izletmem; adındaki o çitleri mumları, hıçkırıkları dile pelesenk olmuş gibi yap artırır. bir de japon-amerikan ''the grumge'' tavsiyesi vereyim ama tarz gitmiyordur samimimce itici buluyorsan başlamam gerekir. teknolojik korkularda temelli yazmak istemiyorsanız eski usul hiç buzdolabı bir kenara bırakıl çok güvendir, internet yok face ebook yok. köşede kalmış küçük kız dehşetinden kellik vurmuş izlemek hoştur, bir anda ıskalamayayım şezlongta kahvemle izlemek halbuki bir başka olur değil mi. önemli bir tuhaflık bir iz bırakır ne aldıklarını, okuyup bakalım. adını tav kara örnek izlemelik. bak sana tavsiyem bu çüküümde has.''
  5. hemen söyleyeyim, the descent tek başına yeter, konusu da basit, kapanışta kafanızda kalır, gerisi teferruat.
  6. hereditary ve midsommar tek başına yeter, gece aç izle gündüz uyursun. jump scare istemiyorsan the witch dene, yavaş ilerliyor ama sonunda sağlam oturuyor. bir de talk to me var, o da fena değil ama beklentini düşük tut.
  7. gençliğimizde gerilim vardı şimdiki filmler baştan bağırıyor, sanki evrak doldurur gibi korkutuyorlar; ben yine eski usul kenara çekilip onay bekleyeceğim.
  8. eskiden böyle değildi şekerim, korku dediğin seyircisini sahiden tir tir titretirdi; öyle bol atmosfer kitabesi inadına, keşke azıcık eskileri hatırlayan bir yönetmen çıksa. bilmiyorum ki gençlere ne tavsiye etsem, içim sızlıyor anam.

    (bkz: eski korku filmleri)
  9. ben denedim söylüyorum, korku filminde beni en çok gerilime sokan şey sessizlik ve ani sesler oluyor. gerilim dozu yüksek, hikayesi olan filmları seviyorum, sırf bağırıp çağırmayla korkutmaya çalışandan çabuk sıkılıyorum. çamaşır makinesi çalışırken arkada film açmayı seviyorum, o zaman daha korkunç geliyor nedense.

    hanımlar öneriniz varsa amenna, ben de yazın bakalım önerilerinizi.
  10. bir tane söyleyeceğim kısa kesin hiç uzatmayacağım: hereditary. açın izleyin, sonra bana dua edersiniz.