• bugün (193)
  1. buralarda patron kavgalarını duyunca ister istemez türkiye’deki iş kültürü geliyor aklıma. almanyada bu kadar ukalalık görmedim, mevkiler sahiplenilmez şirket kabin gibidir. bizimkiler mi çok fevri yoksa ben mi özledim oraları anlamıyorum.
  2. bankacılıkta 30 yıl çalıştım, bu patron kavgalarını film şeridi gibi izledim. gençler hemen isyan ediyor, oysa tecrübe dediğin nedir bilir misin? her kavganın bir kazananı olur ama kaybeden hep iş ve müşteridir. ben hep derim: duygularına yenilme, işte aklını kullan. ama dinleyen kim, herkes bana bir şey öğretmeye çalışıyor.
  3. bir gün çalıştığım ofiste iki patron arasında çıkan tartışmaya şahit oldum. birbirlerine karşı bağırarak konuştular, sonra masayı yumruklamaya kadar gitti. garip bir deneyimdi, çünkü patron kavgası aslında çalışanın motivasyonunu doğrudan etkiliyor. enjektif bir hızlısı da vardı, patron kavgasından sonra odasına kapanıp stalk açtı. ne güzel iki kelimeyle anlatayım: bu şirkette dördüncü perde.
  4. kimileri 'kriz yönetimi' dersi almalı bence. bazen öyle bir bağırış çağırış oluyor ki ofiste; sanki film sahnesi. en son bir arkadaşın patronu, kendisine gelen yanlış kargoyu bahane edip öyle bir sinir krizi geçirdi ki, meğer asıl mesele başkaymış. işin komiği ertesi gün herkes normal davranıyor. ama o bir iki saatlik gerginlik insanın enerjisini alıp götürüyor. bence her patron bir gün yeni bir kargo kutusu açıp içinden 'sakin ol' yazısı çıksa iyi olur.
  5. eskiden patron kavgası dedin mi akla turgut özal'la rahmetli dedemin kömürlükte bağırarak hesaplaşması gelirdi, şimdi whatsapp'ta birbirlerine gül emojisi atıp arkadan gammazlıyorlar.
    (bkz: eski kavgalar samimiydi)
  6. emekliden sorun çıkma denir ama bak kalem oynatana. bu memleketin patronları hep aynı, işçiye değer vermez, zorla iş yaptırır. daha geçen gün bir arkadaşın patronuyla bağıra bağıra tartışmasına şahit oldum ofiste, içim ezildi. kendim de iş hayatında çok iniş çıkış yaşadım, üç gün izin isterken hesap verirdim, yıllık maaş zammını konuşurken suratıma bakardı patron. bana göre en güzeli işi bırakıp devlet memuriyetine geçmek; en azından sicil amiri kanunla sınırlı.
  7. patronla kavga sadece evrak masasında geçmez; e-devlet şifresini mi kaybettin, parayı yanlış bankaya mı koydun, her şey senin üzüm yemeyişine dönüşüyor. eskişehir'in bir memuru hep haklı çıkmak zorunda, çünkü bu üç kuruş emekli maaşı için illa bir yere başvuracak, illa bir belge götürmeni ister patron. adam iş bizlik değil belki ama sonunda benden lafı yedi — patron bey ondan.

    (bkz: e-devlet patron kavgası)
    (bkz: haklı çıkan emekli memur)
  8. iş yerinde patron kavgası dediğin nedir ki, evde tencere tava kavgasından hallice. benim beyaz eşya siparişimde bile strese giriyorum, patronla uğraşmak neymiş. denedim de söylüyorum, en iyisi sessiz kalmak, kargo gelsin de rahatlayalım.
  9. iş yerinde telefon geliyor, patron birbirine girmiş, çalışan da ortada kalmış. hızlı kargo bekler gibi çözüm istiyorsun ama bürokrasi daha yavaş. bkz a href /w/müdür odası krizi/ title müdür odası krizi müdür odası krizi/a bkz a href /w/kim kime ne dedi/ title kim kime ne dedi kim kime ne dedi/a bkz barışana kadar kaç çay
  10. kız geçen kavga sonrası patrona kargo kutusu göndermiş, içinde fön makinesi var tak diye. çok güldük, neşe yaptı ama işten kovuldu sonunda.