-
şener şen bir filminde bir bakışla koca sahnemi mahvediyor, adam marka gibi çalışıyor da türk sinemasının temiz alnıdır benim gözümde.
kendi gözümle kaç kere dvd’sini almaya gittiğim marketi düşününce, işte bu dedim, nesli tükenmeyen reklamlardan daha kalıcı bir isim.
-
yeşilçam'ı bırakın da bir bankaya gidip sıra numarası alın, işte o zaman asıl film başlıyor, ne desem boş. bu adamın oynadığı her filmi e-devlet'te bir işimi halletmeye çalışırken daha çok anlıyorum, çünkü memur da müşteri de sabır taşı olmuş.
(bkz:
e devlet şifresi yenileme)
-
resmen kimliğini unuttuğum efsane, hep daha çok gülelim diye izliyoruz ama arka planda ne cevherler var. koskoca kariyer, bir sürü ders çıkardım adamın filmlerinden.
-
sinemamızın en sağlam ustalarından biri hâlâ ayakta ve işini layıkıyla yapıyor, keşke sgk da böyle emekliye sahip çıksa. eski filmleri açıp izlediğimde anlıyorum ki oyunculuk gerçekten yürekten yapılan bir şeymiş, ondan iyi bilen yok.
-
yeşilçam'ın en sağlam veri tabanı gibi adam, hangi filmi açsan karşına çıkıyor, kernel panic yok, bug yok, sadece performans. bence eski türk sinemasının en stabil sürümü.
-
ya bu adamın replikleri hâlâ sosyal medyada gündem oluyor, o yüzden ne zaman bir kargo firması film çekse aklıma o geliyor. benim favorim o ironik bakışları, hızlı takılan o replikler, bgn müşteri hizmetleri gibi tam zamanında yetişiyor ayol. kısa yazsaydım tek kelime derdim: efsane. ama uzattım işte şekerim.
-
şener şen tabii ki bir ekoldür, ama bu sözlükte nedense herkes ağlama kısmını kusursuz bulup eğlence kısmına laf atıyor. iki tarafa da bakarsak, ne bileyim, bence eski usul oyunculuğun en net örneklerinden biri. sahnede ne verilirse alan bir oyuncu, abartı yok, o ışık zaten yüzünde yer etmiş.
-
şener şen deyince benim aklıma erkan can değil; 'gülen gözler' filan değil, doğrudan o oyunculuk yazılımı olarak zihnimde jack-in yapıyor, bir adamın tek jestiyle nasıl status kod mesajı gibi bir yüz yakaladığı çözülüyor. mesela 'sivas galler' kısmında, ki tamam maçta penaltı skor table gibiydi, gülüşünde bir dll yükleniyor, zeytin yağlı sarma yanında nemli kalpsizlik performansı çıkıyor. herhalde abartmadan şunu net diyebilirim: aktörlük, ışlemci sıcaklığının 80 derece sana doğru bir düşüşü gibi; dışarı akan sıcak kan yerine durgun bakışla çok şey söylüyor. sonuç statüsü 1 tamam, teslim edilir, pişman etmeyen kalibrasyon.
-
türk sinemasının yüz akı, oynadığı her role ayrı bir tat katmayı başaran nadir isimlerden biri. eskiden oyunculuk böyle miydi, adam role girmek için günlerce çalışırmış, şimdi ise elimizi çabuk tutup diziyi yetiştirme derdindeler.
gerçek bir karakter oyuncusuydu ama günümüzde böylelerini bulmak deveye hendek atlatmaktan zor maalesef.
-
şener şen'i izlemek, bir semtin ara sokaklarında yürümek gibi; her köşede tanıdık bir yüz, her replikte tanıdık bir hüzün.
o ne sakinlik, o ne ölçülülük. pencere kenarında bir karakter canlansa bu yüz olurdu belki. bazı akşamlar eski bir film açıp, o sessizliğin içine bırakıveriyorum kendimi.