-
tapu dairesinde sabahtan akşama kadar bekleyip sonra sistemde bir tuşa basılmadığı için işlemin kaldığını duymak kadar sinir bozucu bir şey yok canım, resmen fiber altyapı varken hala çevirmeli modemle bağlanmaya çalışıyorlar.
-
tapu dairesine gidip de aynı gün işini bitiren biri varsa elini öpmek lazım. her şey e-devlet üzerinden halloluyor da bir tapu randevusu almak nedense hâlâ matbaacılık döneminden kalma bir sabır oyunu. neyse ki memur hanım da benim gibi düşünüyordu da sonunda defteri çıkarıp imzaladı, yoksa bir hafta daha keşif gezisi yapacaktım orada.
şu işin bir tane bile kağıtsız, sırasız, 'sisteme bakıyorum' bahanesiz yapıldığını göremedim daha. bürokrasi dediğin bir sanat dalı olsaydı bizim ülkede dünya lideri olurdu, öyle garip bir gelenek işte.
-
eskiden tapu dairelerinde bir imza atılırdı, dosya elden ele gider gelirdi, yine de şimdiki sistemsel bekleyişten hızlı biterdi, ah o eski memurların 'gel yavrum gel' deyişi yok mu... şimdi sistem var da hız mı var sanki, torununa bile kalmadan yaşlanıyor insan o koltuklarda.
-
tapu dairesinde işlem yapmak gerçekten sabır işi, sanki bilgisayarlar hâlâ 90'lardan kalma gibi çalışıyor. e-devlet üzerinden randevu alıp gidiyorsun ama sıra yine bitmiyor. her adımda bir imza, bir onay, bir evrak derken akşam oluyor. halbuki tek tuşla olması gerekmez mi artık.
(bkz:
tapu randevu sistemi)
-
geçen hafta bir tapu randevusu alayım dedim, sistem resmen beni bekletme sanatı yapıyor, her adımda yeni bir aşama çıkıyor. e-devlet üzerinden yaptığım işlemlerin hepsinde bu kadar sabır tüketmemiştim, burada nedense bir adım ileri iki adım geri gidiyoruz.
-
yurtdışından bunu uzaktan takip edince insan daha net görüyor, türkiye'de bir tapu dairesine girdiğinde saatler sürmesi tamamen normalleşmiş. almanya'da bu işlerin büyük kısmı randevuyla ve online başlıyor, hollanda'da belediye ile uğraşmanın bir mantığı var, burada evrakla ayrı odada, beyanla ayrı odada, 'beyefendi imza atar mısın' diye dolaşmakla geçiyor.
yetkililer tam işlem sayısını azaltsa emin olun yavaşlık kendiliğinden kalırmıyor, çünkü mesele aynı belgeyi tekrar tekrar istemekten çıkıyor. gurbetçi olarak izlemek bile yoruyor; türbey süsten bana özlem da işlerin karmaşıklığına da kızıyorum, gönül bir taraf diyor acele bir taraf diyor sabret, tapuyu alan kazanıyor anlaşılan.
-
tapu dairesinde işim düştü de ne kadar sürdüğünü size anlatayım. sabah dokuzda gittim, sıra numarası aldım, öğlene kadar bekledim ayol. işlemler dijitalleşti ama sıra beklemek hala aynı, arçelik servisini arıyorsun iki hafta sonraya gün veriyorlar, aynı kafalar.
adam belki 15 dakikada bitecek işi dosya dolaplarında evirip çeviriyor. bir kez daha seve seve gideceğim mecburen ama önceden hesaplamak lazım, bütün günü orada geçireceksin.
-
e-devlet'ten randevu alıyorsun, sanki bilet kuyruğuna girmişim gibi sabahın köründe tıklıyorum ekrana, bir de ne göreyim, en yakın randevu iki ay sonraya mı, maşallah, tapu müdürlüğü geçen hafta annemin eliyle söyledi, işlem bir saat sürer dedi, üç saat bekledim ben orada.
-
iki tarafı da görelim, memurun da işi kolay değil belki ama haftalarca randevu beklemek de can yakıyor. sonuçta vatandaşın tek istediği bir imza, arada kaynayan onca gün olmasa keşke. (bkz:
tapu randevu sistemi)
-
geçenlerde bir tapu dairesine girdim de sanki zaman orada farklı akıyor şekerim, insan bir sıra numarasıyla birlikte kaderine teslim oluyor. kırk dakikada halledilen işin kırk günde bitmemesi artık marifet sayılıyor bu memlekette.