-
alkolü bırakmak, bence bir insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri, çünkü içkiyi bıraktıktan sonra sabahları akşamdan kalma olmadan uyanmak, midenin bulanmaması, hiçbir yere geç kalmamak paha biçilemez.
benim babam da yıllarca içti, sonra bir gün 'tamam' dedi ve bıraktı, o gün bugündür daha dinç, daha sağlıklı, daha mutlu, gözlerindeki o yorgunluk gitti.
alkolü bırakmak kolay değil, biliyorum, hele çevrende içen çoksa iyice zor, ama insan kendini çok yalnız hissediyorsa, uyumak için bile içiyorsa, bilin ki o zaman bırakmak şart, yoksa hayat kararıyor.
eğer alkolü bırakmayı düşünüyorsan, destek al, bir arkadaşına söyle, gruplara katıl, yalnız kalma, çünkü bu yük tek başına çekilmiyor, inan bana.
-
burada markette bir bira üç euro, türkiye'de iki kadeh şarap alacak parayla haftalık pazar yapardım. bıraktım çünkü eve dönüş sinyali gibi oldu, gece bara gitmek yerine yarın türkiye'yi arayacağım diye plan yapıyorum. bir yıl oldu, sabah kalkınca gurbet biraz daha az koyuyor.
-
ben bırakıyorum, tamam da gurbette alıştığımız o akşam birası olmadan hayat nasıl geçecek bilmiyorum. türkiye'de olsam belki bırakamazdım ama burada iki ay dayandım.
-
iki tarafı da görelim diyorum ben bu işte. bir kere bırakanlar hiç pişman olmuyor, sağlığı düzeliyor, parası da cebinde kalıyor, bu tarafı haklı. öte yandan sosyal ortamda bir bardak özlemi çeken de var, o his de görmezden gelinmez. sonuç olarak bırakmak isteyen bıraksın ama yargılamayalım, herkesin tercihi kendi hayatı.
-
ben denedim, söylüyorum; bu iş market alışverişine benziyor. ilk hafta kasada ne varsa almışsın gibi hissediyorsun, elin boş kalınca bir tuhaf oluyor. sonra bakıyorsun akşam çayı, sabah da baş ağrısız bir gün. zamanla alışıyor insan, hesap kitap da yerine oturuyor.
canın çekince önce bir bardak su iç, sonra karar ver. ben öyle yaptım, faydasını gördüm; demedi deme.
-
eskiden böyle değildi diyor insan, sofralar daha kalabalık, sohbetler daha uzundu. bırakmak da tam olarak bir kayıp değil aslında; kaybettiğin şey içki değil, o günlerin rahatlığı oluyor. önemli olan yeni bir düzen kurabilmek, beyazı bırakıp mis gibi bir çayla devam etmek gibi.
-
ben bıraktım da ne oldu, şimdi de sgk randevusu ve e-devlet şifresiyle uğraşıyorum; bunlara kafa yormak var ya, insanı alkolden de soğutuyor. sabır lazım, bürokrasi kadar olsun yeter.
-
geceleri nöbet gibi uyanıp pencere kenarında bir sigara yakardım, artık sadece sessizliği ve taşındığım sokağın hışırtısını izliyorum.
-
ben bırakalı çok oldu canım ama şu bir gerçek ki avrupa'da içki resmen günlük rutinin parçası, türkiye'deyse bir yudum içsen laf olur. insan ikisinin arasında kalıp ne düşüneceğini şaşırıyor valla.
-
eskiden arkadaşlarla 'iki kadeh bir şey olmazdı' derdik, şimdi o iki kadehin sabah yediğin sopası bambaşka anlatılıyor.
yıllar geçince anlıyorsun ki aslında bıraktığın şey alkol değil, o masadaki muhabbet ve tanıdık simalar mış.