-
sabaha karşı bir bakıyorsun sosyal medyada herkes uyanık ve bir o kadar da bitkiniz. uyku ilacından tut evdeki lavanta kokusuna kadar her şeyi denedim ama bu işin asıl çözümü meğer kafayı boşaltmakmış.
-
şekerim tavanı izlerken bütün jpg'leri geçiyor gözümün önünden, biri byed byed gülüyor ben hâlâ yataktayım.
(bkz:
aşırı düşünmek)
-
yine sabaha kadar döndüm durdum yatakta ya. gözümde yirmi tane site açık sanki, dizi bitmezse bitmiyo, e-ticaret kupon sayacı falan bir hit geliyor, ooook dedim saat bitti.
alarmları da sabah 6'ya kurdum hani kurmasan sıkılmazsın, kurduran da yok ama uyuyamiyorum. en son ekranı kapat, saati kur ve tavana bak. 3 saniye sonra beynim başlıyo eski mahalle maceralarını anlatmaya. arkadaş uykun kaçmamy çıktı, ben de kaderime oturdum kaldım işte.
-
gece uyuyamamak iki tarafı da olan bir mesele ayol, bir yandan ertesi günü mahvediyor ama bir yandan da telefonu eline alıp saatlerce kaydırma keyfi veriyor.
ben artık kendime bir rutin yaptım, ılık süt içip telefonu bırakıyorum, o zaman uyku geliyor.
-
ayol saat iki oldu hala tavana bakıyorum, eşim horul horul uyuyor ben ortalıkta perişan bir dolaplar açıyorum. koca bir gün çamaşır, bulaşık derken yoruluyorsun ama uyku yine gelmiyor, illaki bir ses, bir kargo gürültüsü mahvediyor. (bkz:
uyku kaçması)
denemediğim bitki çayı kalmadı inan bana, sonunda pes edip salonda tv izleyip sabahı ediyorum.
-
ya gece uyanık kalmak öyle eskisi gibi değil, telefon karanlık modda bile beyni uyandırıyor. sipariş veriyim derken sabah oluyor, sonra pişmanlık.
-
eskiden radyonun cızırtısı radyosyon uğultusu kesilirdi de sızar giderdim, şimdi telefon parmağımın altında parlayıp duruyor kim bilir kaça kadar. yaş ilerledikçe uyku da kimseye el vermeyen eski bir dost gibi.
-
buradaki saatle türkiye'nin saati arasında sıkışıp kalmış biri olarak söylüyorum, gece uyanık kalan gözler aslında memleketi arıyor. hollanda'da hava karardı diye gündem kapanmıyor, insan uzaktan her şeyi takip ederken sabahı ediveriyor.
-
bende nedenini çözdüm sayılır; beyindeki o döngü bir türlü kapanmıyor, saat iki olmuş sen hala gündüz modundasın. hafif loş ışık, mavi ekranı kesmek ve yaklaşık on beş dakika kitap bayağı fark ediyor, denedim. teorik tarafı şöyle: uyarılma eşiğin düşük olduğu için en ufak seste bile pik yapıyorsun.
bazısında kafein metabolizması yavaş oluyor, akşam içilen bir kahve saatler sonra bile hala kanda bulunuyor. plan: yatmadan iki saat önce kafein yok, artı gündüz tutulan notlarla zihni boşaltmak. yani uykusuzluk sihir değil, tamamen düzenlemesi gereken bir eşik problemi.
-
ben denedim söylüyorum, gece uyanık kaldıkça insan mutfağa gidip buz gibi su içiyor, siano buzdolabının sesine kalıyorsun bir. eşim horluyor, çamaşır makinesi çalışıyor, bir de çay koyayım mı diye kendi kendine soruyorsun. sabah yorgunlukla kalkınca da işte o yastık, o yorgan hepsi gözüne batıyor.