• bugün (163)
  1. eskiden istanbul bambaşka bir yerdi, insanın içi açılırdı sokaklarda yürürken. şimdi aynı şehir mi diye soruyorum kendime, kalabalık ve beton her şeyi yutmuş. yine de o boğaz manzarasını görünce insan 'belki' diyor, nostalji bizi kandırıyor işte. yaşanır mı dersen, zorla yaşanır ama ruhunu teslim etmeden yaşanmaz.
  2. abi istanbul'da yaşanır mı diye soruyorsunuz da önce kargonu sorun, ben geçen yaptığım alışverişte teslimat 4 gün sürdü, aynı gün teslimat uygulamaları istanbul'un büyük trafiği yüzünden hep patlıyor, pratik olarak söyleyeyim, eğer çalıştığın ofis eve yakınsa düşün, değilse her sabah metrobüs kuyruğunda ekmek olursun, ben olsam dayanamazdım valla.
  3. bu sorunun cevabı tamamen teknoloji kurulumuna bakıyor bence; kargo takibi düzgün çalışmayan bir semtte oturuyorsan hayat bitiyor orada. 5g kapsama haritası, aptal fiber altyapı falan kontrol edilmeden taşınmak yapılan en büyük nerd hatası olur. bir de telefon şarjının günde iki kere bitmesi gibi bir gerçek var, bunu hesaplarsan istanbul tolere edilebilir hale geliyor.
  4. ayol bir yandan iş imkânı ve şehrin o canlı hali var, öte yandan kira ve trafik insanı resmen yoruyor, yani iki tarafı da görmek lazım.
  5. kızlar buna mukabil söyleyeyim, kırk yıllık çamaşır makinemi istanbul'da iki ayda kaybettim, keza mutfakta buzdolabının pıt pıt attığını görmezsin. dedim acaba aptal mıyım alışverişi bile böyle duman oldu, diyorum olsaydı memleketim bursa var ya, varken değerini bilmek gerekiyormuş. şimdi buradan çık da caddeye sapır sapır kalabalığa bakalım dön arşınarşın marketini gezin alışveriş edesi geliyor insanın kim. ben denedim, biliyoum bu işi, kiralar malum olmuş kuaför fiyatları el yakıyor. tabii ki otururken bozulur insan git izler kalırsın. netice şu şekerim, yaşılan yer falan bilmem, ben bir an evvel annemin o tencere aşını düşündüm geldim.
  6. iş çıkışı vapurda herkes telefona gömülmüş, kimse kimseye bakmıyor ayol. bu tarz şehirde kalabalık var ama yalnızlık daha çok batıyor içime, yine de buradan başka bir yer de istemiyorum.
  7. istanbul'da yaşanır ama kargo 10 günde geliyor, app'ten sipariş verince sürücü konumda 15 dakikada yanlış mahallede belirmiş oluyor. trafikte beklemek yerine bisiklet süren tayfa da var ama onların da başka bir dertleri var tabii.
  8. istanbul'da yaşanabilirlik sorusunu tamamen verilere bakarak cevaplamak zorundayım; 94 kilometresi priz kolektörü dersen bırak yaşamsal olarak zorlayıcı olduğunu görüyorsun, anadolu yakasının rüzgar koridorları ile boğaz hattındaki uçak gürültü verileri tam bir dev kırmız acentesi gibi duruyor. teknoloji profesörleri ister istemez evden iş protokolünü genişletirken boğaz alt yapısını standart sistem gibi planlıyor.

    benim gözümde en belirgin problem, servis altyapılarındaki tek dağıt anlayışı; trafo bölgesine yerleşen her kullanıcı, ortalama bir veri protokolü yerine kader antlaşmasını baz alıyor. sonuç itibarıyla istanbul'da yaşanılabilitesini deneysel performans testleriyle ölçmeye çalışıyorum, henüz homojen bir sonuç alamadım, oysa fethetmesi gereken veri tabanı bile kararlı değil.
  9. bu soruya verilecek cevap aslında kim olduğuna ve neye katlandığına göre değişiyor. bazı sabahlar boğaz'dan geçen vapura bakarsın, 'iyi ki buradayım' dersin; bazı akşamlar ise metrobüste değil kalabalıkta, insanın kendi sesini duyamadığı bir tünelde saatlerce sıkışır kalırsın.

    istanbul'un güzelliği ile yorgunluğu aynı sokakta yan yana durur, biri diğerini her an gölgeleyebilir. seni var eden de bu gelgit hali işte; yaşanır mı diye sorarsan bence yaşanır ama yaşattıklarına katlanabiliyorsan yaşanır.
  10. yaşanır ama herkes yaşar mı orası malum. her gün stres, trafik, kalabalık; gençleri anlıyorum da belli yaştan sonra insan kaçası geliyor.