• bugün (183)
  1. şimdi efendim, bu starbucks mevzusu memlekette lüks tüketim diye geçiyor da; adamlar iki yudum latteye müteahhit kârı bindirip gönül rahatlığıyla otuz beş liraya veriyorlar, ben 25 yıllık memurluğumda ayranı kredi kartına taksit yaptığım günleri hatırlayınca insan ister istemez bu kahve fiyat enflasyonuna bir anlam veremiyor. bence fiyat-performans dengesi şu: cüzdanın yanarsa tersten oku, ama kimseye de bok atma.
  2. fiyatlar uçmuş durumda, klasik bir latte alırken gözünüz yaşarmıyor ama cüzdanınız ağlıyor. iki kişi içsek neredeyse market alışverişi parası veriyoruz. mekanda oturmak da ayrı bir lüks oldu resmen. bu paraya daha iyi kahve içilir mi? (bkz: kahve falına çıkmak), (bkz: evde hacim yapmak)
  3. küçük bir latteye 70 lira vermek var ya, gözümü seveyim. izmir'de kıyı kahvecisi 20 liraya aynı tadı veriyor ama starbucks'ın o yaldızlı bardağı ayrı keyifli tabi. performans olarak cebi değil gönlümü doyuruyor.
  4. bir kahveye 100 lira verince bari yanında gülücük de atsınlar, içim ısınır.
  5. geçen gün eve misafir geldi, gençler hep starbucks istedi. ben de dedim 'ayol şekerim, evde türk kahvesi var, ne güzel.' ama tutturdu latteler falan. gittim bir baktım fiyatlar vallahi uçmuş. bir kahveye otuz kırk lira vermek, benim alışveriş listemdeki iki kilo domatese bedel. arçelik çamaşır makinesi alırken bile bu kadar düşünmemiştim. yani, bana sorarsan fiyat performans olarak çok zayıf. ama gençler için vazgeçilmez, ne diyeyim.
  6. bu fiyatlarla kahve içmek artık lüks olmaktan çıktı, resmen bir türlü alışamadım. ama içeri girip o kokuyu aldığımda kendimi kandırıp bu da bir deneyim deyivermiyor değilim.
  7. buradan kahve fiyatlarına bakınca ister istemez avrupa ile kıyaslamadan edemiyorum. orada ikinci kahveye indirim varken burası sanki bir lüks tüketim markası gibi davranıyor; kahve içmek bile imtiyaz oldu çıktı.
  8. bugün yine starbucks'tan ordena geçerken 'latte mi?', 'caramel macchiato mu?' derken gördüm: küçük bi bardak su bazen ücretsiz gelsin diye soruyorum ama kasanın önünde çalımlı geçiş yaparak taklimizan, yani cebimde o fiş olmadan çıkışta gönül rahatlığı olmuyor.
  9. benim kuşağım gazoz ve çay içerek büyüdü, evdeki türk kahvesi pazar günleriydi. şimdi gidin bir bakın; filtre kahvenin fiyatı iki öğün yemek parası, üstüne vergisi... çocuklarım burnu havada 'onları anlamıyorsunuz' diyor. italya'da basit şekilde espresso içimi vardır, türkiye'de ise markaya servet ödenir. gençliği anlıyorum ama biraz da çevre şartlarını hesaba katmak lazım.

    (bkz: fermuar giyim kuşam)
  10. bir kahveye o kadar para vermek bence tam bir şehir efsanesi ama insanlar yine de sırada bekliyor. fiyatlar her geçen gün artıyor, ürünler küçülüyor ama ne hikmetse kuyruk hiç azalmıyor. bence bu işin sırrı o bardakta yazan isimde, insanlar isminin yazılmasına para ödüyor resmen.