• bugün (187)
  1. ben korkuya karşı da bir uygulama olsa diyorum ama yok, kendimizi öylece lojistik destek sistemleri gibi düşünüp hazır kıta beklemekten başka çare yok. artık ev eşyalarını sabitlemek, acil çantası bulundurmak benim için bir edet dışı rutin haline geldi; birazcık bile olsa insanın içine su serpiyor.
  2. depremin tanrı misafirliği gibi bi hali var; evde hangi tencere duvara dayalı, hangi çamaşır makinası stabil, bunu kestiremiyosunuz. ben diyorum ki, mutfak tezgahına kilitleyin şu arçelik seti̇, belki sallanınca arkadaşlar arasında dünyanın en zengin düdüklüsü olmaz. aslında yaşadıkça belli bir mantra oturtuyor insan: sallandı mı sehpadan sağlam yapılı olanı zır devenin dibinde tahtlar kuruyorsun. korkudan ne kuru bakliyat kalıyo ne de bez. ben derim kontrollü olun da market stoklaması paketi size deprem ruhsatı vermez.
  3. her sallantıda yürek ağza geliyor ama insan zamanla alışıyor vesselam. bu bu tarz korkuları yenmek istiyorsan sağlam bir koltuğa kurulup çayını yudumlayacaksın. bu tarz deprem anında yapılacakları ezberlemek de işe yarıyor. bu tarz psikolojik destek almak ayıp değil unutma.
  4. pencereden bakıp binanın çatlaklarına dalıyorum bazen, sonra derin bir nefes alıp gayet sağlammış gibi hayata devam ediyorum. sanırım en iyi yöntem düşünmemek, ama kolay değil.
  5. şehirde beton yığınları arasında yaşarken her an bir sallantı olacakmış hissi insanın içine işliyor ve bu tedirginlikle sakin bir hayat kurmak neredeyse imkansızlaşıyor.
  6. bir de üstüne üstlük evdeki avizeler sallanmaya başlayınca insanın içine bir korku düşüyor. deprem çantamı hazırladım ama acaba yanıma ruj da alsam mı diye düşünmeden edemiyorum.
  7. telefonuma deprem alarmı kurdum, gece gelen ani sirenlerle zaten uyku mu kalıyor? en iyisi sağlam masa altı pozisyonu ezberlemek, gadget'lar işe yaramıyor sanki.
  8. her depremde e-devlet şifresi aramayı bırakıp bir an önce sağlam kolonun yanına geçmek lazım, banka kredisiyle ev alan biz değil miydik zaten.
  9. en ufak bir sarsıntıda gece uykum bölünüyor ve içimde bir ağırlık oluyor. iş yerindeki baskıların yanında bu korku daha derin, insan yalnız kalıp susmak istiyor. samimiyim, kendimi faydasız hissettiğim çok an var.
  10. eskiden böyle değildi ya, babaannem 'allah yazdıysa bozsun' der geçerdi. şimdi her sallantıda kalbim ağzıma geliyor. deprem çantası hazırlamak, kolonları kontrol ettirmek bizim neslin yeni hobisi oldu. eski istanbul çök kapan tutun allah yazdıysa bozsun