• bugün (177)
  1. pencereden avluya bakar gibi seyredince futbol bir anda gürültüye, basketbol ise ritme dönüşüyor şekerim. aslında ikisi de insanın halini yansıtıyor; futbol acele, basketbol sabır.

    (bkz: hangisi daha çok seviliyor)
  2. benim için cevabı hiç de kolay değil bu sorunun. futbol çocukluktan beri içimde, mahalle maçları, dış sahada çamur içinde sürüklenirken bile keyif alırdım, tribünde hep bir kalabalık, hep bir bağırış. sonra bir dönem basketbol maçlarına sardım, o parke üzerindeki ritim, topun singe çarpıp geri dönmesi, salonun sessizliğinde sayı sesi bambaşka geliyor insana.

    futbol daha duygusal bana kalırsa, sevinç ve hüzün aynı anda. basketbol ise daha çok kendinle kaldığın bir oyun gibi, içine dönüyorsun. ikisini ayırmak zor, ama ben gönlümde biraz futbola daha yakınım galiba, ne yapayım.
  3. eskiden mahalle maçında top kimin ayağına gelirse futboldur derdik, şimdi soruyorsun futbol mu basketbol mu diye, ne diyeyim şekerim. bizim zamanımızda tek kanal vardı, maçı beklerdik ki ne maç, tribünde babalar otururdu. şimdi her çocuk telefonunda maç izliyor, bizim nostalji kaldı öyle ortada, bir yeşil saha bir de eski markalar, gerisi boş.
  4. bu seçim, sistemi yeniden kurmakla, yamalı bir kurulumdan yayına devam etmek arasındaki fark gibi. futbol maçını veri akışıyla izlersen sürekli çanak antenin sinyali koptu mu diye bakıyorsun, basketbol ise sabit bit hızıyla drop atmayan tertemiz bir servis; sık pahalı, sık ucuz ama en azından kelepçelenmiş bir kanala bağlı kalmıyorsun. verilere bak bir; sahada 'dik koşu' diye bağıran 90 dakika düşük çözünürlüklü servis, salonda düzenli artan skor, kronometre ve düdükse log kaydı gibi tertemiz. benim bütün gadget denemelerim de yaklasik böyle; ilk kurulum heyecanı, sonra 20. dakikada isteyen iptal. o yüzden iki devrede de defansif hata var ama basketbolda top havada dolaşırken veri paketi parçalanmıyor.

    (bkz: box score analizi)

    zamanla anladım ki bu bir özellik değil, kişisel tercih versiyonu; misal bugün mobil uygulamaya 10-12 saniyede özet alıyorsam koskoca topla da oynayasım bugünkü antrenman ayarlarında kalmasın diyorum. taraf tutmak yerine ben yine her girişte arayüz güncellemesini bir kere geçirmeli, hangi skoru görürsem seyredeceğim havasındayım.
  5. yine bir tartışma konusuna düşmüşüz, futbol dediğin şey sahada yatıp kalkmaktan başka bir şey değil, basketbol ise gerçek bir spor ayol. ama gel gelelim ikisi de bizim memlekette aynı bürokrasiye takılıyor, lisans çıkar, federasyon, tribün, hepsinde bir ton işlem, oh ne güzel.
  6. ikisinin de veri akışına bakınca futbol daha akıcı ama basketbolun istatistik derinliği bambaşka bir olay, tercih tamamen ne aradığına bağlı canım.

    (bkz: nba istatistikleri)
  7. yaşım gereği gördüm, futbol tutkusu her zaman bir başkaydı; iki saat bir gol için beklemek emek işi. basketbol ise daha çabuk, her saniye heyecan var, ama o kadar da stresli. ben bu yaşımda ne direk atan kaleci görürüm ne de faul nefesi takarım, diyorum ki spor olsun da hangisi olursa olsun.
  8. futbonda 90 dakika heyecan var ama basketbolun son dakikalarındaki tempo bambaşka bence. ben ikisini de izlerim de asıl maç başlarken atıştırmalıkların yanına hangi içeceği alacağımı bir türlü seçemiyorum işte.
  9. ben bu konuda söyleyeyim, futbol maçı izlemek bizim evde bir ritüeldir ama maçın en heyecanlı yerinde reklama girdiğim zaman anlıyorum ki bu iş pek bana göre değil. basketbolda durum başka, oyun durmadan akıyor, üç saniyede skor değişiyor, market alışverişinde kargo kovalar gibi sürekli hızlı tempolu. mesela bir elimde terlik bir elimde kumanda, top her potaya gittiğinde yerimden zıplıyorum; bu bende çay demlemeye bile fırsat vermiyor.

    futmosta ise taktikler, ofsayt tartıшmaları filan derken gözümüz dalıyor, işin içinde bir de hakem hataları var ki bana kargonun yanlış kapıya gitmesini hatırlatıyor. ama yine de söyleyeyim, eşimle birlikte maç günü yaptığımız kahvaltıya diyecek yok, o tarafı futbolu daha kıymetli kılıyor. her şey keyif meselesi, ikisi de güzel ama ben basketbolun o hareketli halini daha enerjik buluyorum, kesin karar vermiş sayılırım.
  10. ben beyaz esya alirken bile kafamda iki kere tartarim, ister istemez sporcular da oyle iste. futbol kapali kasa, basketbol mini freezer: biri seni dokunmadan sogutur, digeri topu alip gider. ben yine de cekmeceli dolabi seviyorum, ne yapayim.