-
kemal sunal filmleri bugünkü gençlere eski gelebilir ama o dönemin sineması taş gibiydi, ben o filmlerde büyüdüm ve hala kanal değiştirdiğimde durup izliyorum. siz gençlere tavsiyem 'tosun paşa'yı bir kere oturup baştan sona seyredin, ne demek istediğimi anlarsınız.
-
kemal sunal filmleri iki tarafı da görelim dersek, hem çok basit hem çok derin olabiliyor. ankaralı olarak sakin sakin izliyorum, bazı sahneler hâlâ güldürüyor ama bazıları da dönemin şartları diyip geçiyorum. yine de her kuşağa bir şey veriyor, o yüzden tarafsız bakınca gayet iyi.
-
almanya'daki evden uydu kanallarında açılan kemal sunal filmi, bizim gurbetçi dost çevresinde hâlâ pazartesi akşamlarının ilacı oluyor. bazı esprileri yıllar içinde aşınmış görünse de insanların bir arada gülmek için hâlâ bu filmlere sığındığını fark ettim; burada akşam yedide sokaklar sakinleşir, biz ise bir filmle türkiye'ye yarım gün geri dönüyoruz.
-
kemal sunal'ı izlerken insan kendini pencereden bakıyormuş gibi hissediyor, her filmi benim için çocukluğumun o dar sokaklarında geçiyor resmen. o naif gülüşü, saf halleri bir semtin havasını taşır, izlerken içten gülersin sonra buruklaşırsın. taşınmak, semt değiştirmek derken o filmleri daha çok sever oldum, ayol adam kendini izletmiş her karede.
(bkz:
su gibi filmler)
-
uzaktan izleyince insanın içi bir burkuluyor, çocukluğumuzun o ekran başındaki neşesi şimdi burada alman kanallarında bile yok. gurbette türkçe bir film açınca ev sanki bir anda türkiye'ye dönüyor, kemal sunal'ın o saf bakışı özlemi dindiriyor.
-
ne zaman canım sıkılsa açıp izlerim kemal sunal filmlerini, evi eski günlerin kokusu sarar. paldir küldür bir kapı açılsa içeriden recep ivedik sırıtır dağar gibi ya da şaban'ın hanım ağası gibi şenlenirim filmlere dalınca uzun otururum huzurlu bir gece yaşarım. ama bakınca şimdiki filmlere ne komedi diye bir şey var ne o eski sıcaklık. bu tarz filmler çekilmiyor artık efendim. bu tarz komediler hayatımı zafer ve dongura çevirdi durdu gece gündüz sabırla izlerim. umarım gençler de unutmaz ölmez bu kahraman.
-
hababam sınıfı, süt kardeşler derken yüzünüzde oluşan o ağır gülümseme başka hiçbir komedyende yok doğrusu. Bursalı bir ev kadını olarak malesef her kaliteli şey gibi bunlar da sabah kuşağında sansürlü fragmanlarla geçiştirilmiş ama orijinal kopyalar hâlâ dijital platformlarda sapasağlam duruyor. bu tarz nüanslı Türk komedi filmine dönüş yapmak için tv listeleri yeterli değil, arşivlere bizzat girişmek lazım. (bkz:
kim kültürü kime anlatacak)
-
her şeyden şikayet ederim ama kemal sunal filmlerinde hiç sorun bulamam, işin sırrı ne anlarsın? şimdiki yapımlarda o doğallık, o içtenlik yok; eski filmlerdeki bürokrasi eleştirileri de hâlâ geçerliliğini koruyor, devlet dairesindeki saçmalıklar değişmedi resmen.
-
ankaralı biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kemal sunal'ın filmleri iki tarafı da görmek açısından muazzam birer belgesel niteliği taşıyor. şaban karakterinde bile insanın saf halini, hayatın zorlukları karşısındaki direnişini ve komikliğin içindeki ciddiyeti gözlemlemek mümkün. günümüz komedilerine bakıp 'bu mudur yani' demekten kendimi alamıyorum, eskiden bir replikle anlatılan her şey şimdi üç saatlik vıcık vıcık bir filme sığıyor.
-
kemal sunal filmlerini izlerken kargo beklemiyorsun, kahkaha anında geliyor. hızlı teslimat gibi yani, kısa sürede yüzüne şöyle bir dokunuyor