• bugün (180)
  1. arabayla sıraya girip o minik pencereden siparişi veriyorsun, karşındaki genç 'çek bakalım' der gibi el ediyor. sonra elinde kocaman bir kese kağıdıyla yoluna devam ediyorsun; hayatın hızına bir de hamburger eklenmiş gibi hissettiriyor.
  2. buradaki araç sırasına bakınca insan ister istemez türkiye'deki karmaşayı özlüyor; düzenli ama soğuk bir sistem. menüyü alıp yolunuza devam ettiğinizde acaba doğru sipariş mi verdim diye düşünüyorsunuz, çünkü kimse gözünüze bakmıyor bile. gurbetteki bu pratiklik yabancılık hissini artırıyor; bir de türkiye'deki o tatlı telaş var ya, işte o yok.bu tarz yerlerde kendinizi hep bir misafir gibi hissediyorsunuz, ne alıştım ne alışabileceğim sanki.
  3. o mikrofondaki cızırtıdan sipariş vermeye çalışırken kendimi mars'la iletişim kuruyor sandım resmen, alt tarafı buz gibi bir patates yiyeceğiz diye girdiğimiz şu strese inanamıyorum.
  4. siparişi verirken arkadaki arabanın yarattığı o manasız baskı yüzünden elim ayağım birbirine dolanıyor, resmen bomba imha uzmanı gibi hissediyorum. panikten yine en büyük boy menüyü kitlemişler farkında bile değilim, o kornaya basan eliniz kırılsın.