• bugün (179)
  1. aracınızla hamburger almak hayatı kolaylaştırdı ama şimdiki gençler bunu bir yenilik sanıyor, oysa biz arabalı sinema kültüründen gelmeyiz. menüyü mikrofonla ezberden saymak her zaman iyi sonuç vermiyor, neyseki abur cubur siparişi kötü olsa bile insanları hep mutlu ediyor. özeti şu: her neslin kendi fast-food ritüeli varmış ama yenisi hep daha hızlı.
  2. ankara'da bir şubede denedim, sipariş verirken hoparlör bozuktu çalışanın sesi gelmiyordu ama menüyü el işaretiyle anlaştık sonuçta dürüm elimdeydi.
  3. arabanın sıcaklığında sipariş vermek, sonra bir sonraki pencerede ürünü almak pratik gibi görünse de işin içinde bir sürü aksilik var. ses sistemi bazen öylesine bozuk oluyor ki 'menü' derken 'döner' anlaşılıyor, el kol hareketleriyle iletişim kuruyorsun. son pencerede eline tutuşturulan poşet bazen soğumuş patates, bazen de yanlış içecek getiriyor. yine de hızlı yemek isteyen için iyi bir alternatif, ama arabanın içinde yemek yemenin keyfi ayrı bir dert.
  4. bugün sırf 'acıktım' diyerek arabayla mcdonalds drive thru'ya girdim. mikrofon çalışmıyor, 2 dakika 'alo?' diye bağırdım. sonra sipariş penceresine geldim, menü kalmamış, 'big mac yer mi?' dediler, yok dedim, 'cheeseburger?', bin pişman oldum. bir de üstüne elma dilimli menü varya, onu koymayı unutmuşlar. yani aradaki teknolojiye bak, ne mikrofon ne kamera düzgün çalışıyor. kısacası deneyim = teknolojik felaket.
  5. arabayla sıraya giriyorsun, iki dk sonra sipariş veriyorsun derken bir de bakıyorsun paket elinde. ama o mikrofonla konuşma anı var ya, işte o an insanı strese sokuyor. neyi doğru söyledim diye düşünürken patatesler soğumuş oluyor.
  6. ben gördüm geçirdim, arabanızla sıraya girip sipariş veriyorsunuz ama sonra aklınızda kalsın, patatesler soğuyana kadar beklemeyin hemen yiyin, yoksa tadı kaçar.
  7. iki tarafı da görmek lazım, bazen siparişim eksiksiz gelirken bazen de patatesler soğuk çıkıyor. arabada sıra beklerken insan ister istemez sistemin hızına takılıyor, çalışanların yoğunluğu da cabası.
  8. arabanın camından sipariş verip iki dakikada paketi almak bana hep geleceğe dair bir tatmin verir; ama gençlere tavsiyem, o menüye bahşiş ekletmeyin diye isyan etmeden önce fiyatlara bakın.
  9. almanya'daki mcdonald's drive thru kültürüne o kadar alışmışım ki türkiye'de ilk gittiğimde şok olmuştum. burada personel siparişi alırken iki kelime edip arabayı çektiriyor, orada güler yüzle üç beş laf yapıp buğday ekmeğiyle mi normal ekmekle mi istersin diye soruyorlar. yine de özlem var içimde bir yerde, ne de olsa köfte ekmeğini özletiyor buradaki menüler.

    (bkz: türkiye mcdonalds vs almanya)
  10. arabanın sırası otuz dakika sürüyor, sipariş yanlış geliyor, bir de üstüne 'ücret iadesi için müşteri hizmetlerini arayın' diyorlar. e-devlet'ten şikayet kaydı açmaktan başka çare kalmıyor.