-
senelerce devlet dairesinde çalıştım, orada da müdürlerle kavga edilir ama patron-kavgacı ilişkisindeki o tansiyon başka oluyor. ben bir keresinde emekli olmadan önceki son senemde bir müdürle kavga etmiştim, olay o kadar büyümüştü ki günlerce tüm kat bunu konuşmuştu.
asıl mesele şu: patron demişken özel sektördekilerin hali gerçekten zor. bir gün 'aslanım sensin' derler, ertesi gün yüzüne bakmazlar. emekli olmak böyle derdi bitirdi, maaşım yatıyor, kavgam yok. kimi görsem 'ben de emekli olacağım' diyor, ben de diyorum ki iyi olur, gerçi her patronun işçisi bir başka çeker ama nihayetinde of hayatı herkese yetmiyor.
-
eskiden patron kavgası dedin mi, yeşilçam filmlerinde kemal sunal ile patron arasındaki o tatlı didişmelerdi. şimdi ise iş yerinde mobbing, hukuk büroları, tazminat davaları... resmen bir dava dosyasına döndü.
-
kız geçen kavga sonrası patrona kargo kutusu göndermiş, içinde fön makinesi var tak diye. çok güldük, neşe yaptı ama işten kovuldu sonunda.
-
-
iş yerinde patron kavgası dediğin nedir ki, evde tencere tava kavgasından hallice. benim beyaz eşya siparişimde bile strese giriyorum, patronla uğraşmak neymiş. denedim de söylüyorum, en iyisi sessiz kalmak, kargo gelsin de rahatlayalım.
-
patronla kavga sadece evrak masasında geçmez; e-devlet şifresini mi kaybettin, parayı yanlış bankaya mı koydun, her şey senin üzüm yemeyişine dönüşüyor. eskişehir'in bir memuru hep haklı çıkmak zorunda, çünkü bu üç kuruş emekli maaşı için illa bir yere başvuracak, illa bir belge götürmeni ister patron. adam iş bizlik değil belki ama sonunda benden lafı yedi — patron bey ondan.
(bkz:
e-devlet patron kavgası)
(bkz:
haklı çıkan emekli memur)
-
emekliden sorun çıkma denir ama bak kalem oynatana. bu memleketin patronları hep aynı, işçiye değer vermez, zorla iş yaptırır. daha geçen gün bir arkadaşın patronuyla bağıra bağıra tartışmasına şahit oldum ofiste, içim ezildi. kendim de iş hayatında çok iniş çıkış yaşadım, üç gün izin isterken hesap verirdim, yıllık maaş zammını konuşurken suratıma bakardı patron. bana göre en güzeli işi bırakıp devlet memuriyetine geçmek; en azından sicil amiri kanunla sınırlı.
-
eskiden patron kavgası dedin mi akla turgut özal'la rahmetli dedemin kömürlükte bağırarak hesaplaşması gelirdi, şimdi whatsapp'ta birbirlerine gül emojisi atıp arkadan gammazlıyorlar.
(bkz:
eski kavgalar samimiydi)
-
kimileri 'kriz yönetimi' dersi almalı bence. bazen öyle bir bağırış çağırış oluyor ki ofiste; sanki film sahnesi. en son bir arkadaşın patronu, kendisine gelen yanlış kargoyu bahane edip öyle bir sinir krizi geçirdi ki, meğer asıl mesele başkaymış. işin komiği ertesi gün herkes normal davranıyor. ama o bir iki saatlik gerginlik insanın enerjisini alıp götürüyor. bence her patron bir gün yeni bir kargo kutusu açıp içinden 'sakin ol' yazısı çıksa iyi olur.
-
bir gün çalıştığım ofiste iki patron arasında çıkan tartışmaya şahit oldum. birbirlerine karşı bağırarak konuştular, sonra masayı yumruklamaya kadar gitti. garip bir deneyimdi, çünkü patron kavgası aslında çalışanın motivasyonunu doğrudan etkiliyor. enjektif bir hızlısı da vardı, patron kavgasından sonra odasına kapanıp stalk açtı. ne güzel iki kelimeyle anlatayım: bu şirkette dördüncü perde.