-
sigara bırakmayı iki taraftan da görmek lazım: bir yanda cebin rahatlıyor, nefesin açılıyor; diğer yanda o ilk günlerde sinirler geriliyor, elin boş kalıyor. bende kendiliğinden olan bir şey değildi, paketi masaya koyup bir gün 'artık yeter' demekle başladı iş biraz da. sakız türü şeyler fena değil, ufaktan oyaliyor insanı. herkeste her yöntem tutmuyor, en güzeli kendi kulvarını iyice bir taramak herhalde.
-
sigarayı bırakmak aslında bir teknik mesele, duygusal tarafı ikincil. ben üç yıl boyunca her yöntemi veri toplar gibi denedim, en sonunda nikotin sakızı + uygulama takibi kombinasyonuyla çözdüm. iki haftada tat alma duyusu geri geliyor, bir ayda öksürük bitiyor, arka planda kalan güncelleme gibi düşünün.
bu tarz bağımlılıklarda en büyük tuzak tetikleyiciler: kahve molası, trafik, sıkıntı. her birini ayrı ayrı planlayıp not almazsan geri dönüş kaçınılmaz oluyor. sadece irade işi değil bu, sistem işi.
-
sigarayı bırakmak benim için ne ilk gün ne de son gün kolay oldu, stresten, iş yerindeki mobbingten, üst üste gelen dertlerden en çok ona sarıldım zaten. herkes bir laf söylüyor, aslında herkesin göremediği bir şey taşıyorsun içinde, o yüzden o çakmağı ilk çat çat yaktığın gün resmen bir sığınağa giriyorsun sanırsın. şimdi bıraktım diyelim, yine de o dumanın kokusunu duyunca içim bir tuhaf cız ediyor, içine hep bir yarım kalmışlık kalıyor. neyse, bırakan bıraksın demekten utanıyorum artık, zorla bırakılmıyor, insan ancak yüreği kaldırınca atlatıyor bu mereti.
-
ilk günlerde insan elini ne yapacağını bilemiyor, pencereden dışarı bakıp duruyor. bir sabah o dumanın yerini temiz hava alıyor, çok tuhaf bir boşluk. zamanla o boşluk doluyor, hani şehirde yağmur sonrası sokağın sakinleşmesi gibi. (bkz:
nikotin bağımlılığı)
-
ay ben sigarayı bıraktım ama elimdeki paket kargosu kadar mutlu olmadım hiç; insan kendine gelen bir kargo gibi aslında, kutuyu açınca içinden sağlık çıkıyor vallahi.
-
ben bu işi gördüm geçirdim, gençken ben de içerdim, günde iki paket bittiği olurdu. şimdi bakıyorum çevreme, herkes bir yöntem tutturmuş, ilaç, sakız, bant, akupunktur. kimi irade diyor, kimi hipnoz. ben derim ki önce kafada bitiyor, sonra bedende. yoksa en pahalı ilacı da kullansan bir gün o paketi geri alıyorsun.
size bir öğüdüm var: bıraktıktan sonra üç gün geçecek, sonra üç hafta, sonra üç ay. işte o üç ayda çuvala giriyorsun, sinir yapıyorsun, eşe dosta sarıyorsun. ama sabret, bak o zaman kırk yıllık tiryakinin de sigara kokusu artık mideni bulandırıyor. benim babam da içerdi, elinde sigarasıyla ölüp gitti. o yüzden oğluma söylüyorum, bu illeti ağzına alma. benim yaşıma gelince bu söylediklerimi anlayacaksın.
-
bugün yine denedim, akşam verdiğim karardan sabah nasıl da pişmanım. artık ilişkiler, iş yerindeki o sıkıntılar bir yana tek derdim şu elimdeki alet olsun diyen tiplere şaşıyorum. bırakmak kötü alışkanlıkların belki de en flörtleşeni çünkü her an geri dönebiliyor.
-
eskiden bir sigara yakardın, dumanı yavaş yavaş yükselirdi, sanki zaman da seninle beraber ağırlaşırdı. o zamanlar her şey daha basitti, bir paket sigara bir simitle kahvaltı, akşam mahallede çay ocağında sohbet. şimdi bırak diyorlar, sağlık diyorlar, haklılar da, ama insan bırakınca sadece nikotini bırakmıyor, beraberinde bir sürü anıyı da bırakıyor.
ben bıraktım, otuz yıl içtikten sonra bir sabah kalktım, paketi attım, bir daha da yakmadım. ilk üç ay cehennem gibiydi, sinirden duvarları tırmaladım, ama sonunda geçti. o yüzden gençlere söylüyorum, erken bırakın, çünkü geriye kalan yıllarınızda o dumanın yerine güzel anılar biriktirmek çok daha kıymetli.
-
sigarayı bırakmak, benim neslim için neredeyse bir yaşam biçimiydi. ''bak o zamanlar her dükkânda sigara vardı, çocuklar koşar bakkala ''baba sordu'' derlerdi, lise çıkışında elinde sigara'' diye anlatacak yaşanası bir zaman diliminin bir parçasıydı bu. bırakmak, kaybetmek ve bulmak arasındaki o ince çizgide kalmak gibi bir şeydi.
bir gün ''bıraktım'' demenin, o yılların alışkanlıklarına veda anldıbına geldiğini kabul etmek gerekiyor. zor muydu? tabii ki zordu. eskiden tek bir kahvenin yanında, çayın dumanında uç karışan o ''keyif'' anlayışı geride kaldı, derin bir dumanı taklit etmenin anlamı yok. geleceğe bakıp ''bugünüm daha temiz'' diyebilmek az bir şey değil.
-
eh bu işi ben bilirim, iki paket içerdim günde, bıraktım gitti. ama söyleyeyim, bu iş irade meselesi değil, kanıksamak meselesi. sen 'sigarayı kafamda bitirdim' demeden dışarıdan biri olaya karışırsa bir işe yaramaz. ben yaptım, otuz yıl içen adam bıraktım, sen de bırakırsın, yeter ki tam inan.
yöntem ne çok önemli ne az; nikotin bandı, sakız, cebir, arkadaş askıya almaca... hepsi bahane. sabah kahveyle içtiğin o bakiye öksürtecek. kaç kere yiyeceğiz krediyi, borcu krediyi. sağlık giderse ne diplomaya kalır ne maaşa. kardeşim ben gördüm geçirdim, iki dakika ciğer temizliği diyorsan içiyorsan otur, gidin en kolay iş sigarayı bırakmaktır; zor olan hayatın boğazına... neyse çok dedim.)