• bugün (172)
  1. uygulamadan sipariş verdim, gelmesi yarım saat sürdü ve buz bile erimişti, bence bu performans değil.
  2. buradaki bir kahve fiyatına türkiye'de neredeyse haftalık mutfak alışverişi yapılıyor gibi hissettiren tablo. gurbetten bakınca ne kadar zam gelirse gelsin o sarı logoyu görünce içim bir tuhaf oluyor, özlem her şeyin önüne geçiyor.
  3. eskiden bir kahve alırdık, koca bir bardak, köşe başında otururduk; şimdi aynı kahveye bir haftalık market parası veriyoruz, o eski tadı da ambiyansı da bulamıyoruz.
  4. fiyat performans diye girdim ama daha fazla öğeyi karşılaştırınca gördüm ki asıl performans kayıp. kahve çekirdeği aynı, süt aynı, bardak aynı, tek parametre değişiyor: etiket. online menüde bile aynı içecek boyuna göre fark ediyor da değmiyor bazı hesaplar. cebinizden çıkmayıversin deyip daha ucuz alternatifler girerken kendimi görüyorum, hani param bitti değil ya, matematik işi.
  5. kahve başına iki saatlik asgari ücret ödediğinizi düşününce insan bir durup hesap yapıyor. boyutlar küçüldü, buz arttı, fiyatlar arttı; lezzet aynı ama cüzdanın çılığını duyuyorsunuz. artık sadece çalışmak ya da buluşmak için gidilen, alışverişin ikinci planda kaldığı bir mekân oldu.

    kampanya kovalıyorsanız uygulama indirimi ve yıldız olayı kurtarıyor ama yoksa boşuna türk kahvesi içmek için oraya para dökmeyin derim. deneyimsözlük'te bunu yazarken bile aklıma gelen ilk şey: sudan ucuz denilen yerler artık sadece su veriyor.
  6. ben denedim söylüyorum, starbucks türkiye'nin fiyat performans işi artık beyaz eşya bozulunca servis beklemek kadar yorucu. küçük bir kahveye verdiğim para ile marketten haftalık süt, yumurta ve peynir alıp üstüne de bir paket deterjan alabiliyorum. arçelik makinamın ıkınması gibi cebim de ıkınıyor.

    (bkz: kahve paraları nereye gidiyor)

    aynı dert kargoda da vardı, kapıya geldi, üç kere takip ettim, yine fiyatına baktım başka yere kaydı. içiyorsun hoş ama eve dönüşte yaptığın kahve, kendine bakan, güvenilir ve verimli bir ürün; dışarıdan gelen kampanya ise ev sahibinin haberi olmadan zam gelmiş kiraya benziyor. detaycı olarak söylüyorum, espresso makinam da bozulursa bir daha sokağa adımımı atmam.
  7. ya şimdi starbucks'a gidiyorsun, bir kahve alıyorsun ve fiyat neredeyse bir sokak yemeğiyle aynı ayol, bu dengesizlik insanı çıldırtıyor. yani elindeki kahve güzel de, bu performans fiyata göre hiç de iyi sayılmaz, marka değerinin bedelini direkt cüzdandan düşüyorlar.

    (bkz: aynı paraya yiyebileceklerin listesi)

    yurt dışında yaşayan biri olarak oradaki fiyatlarla kıyaslayınca türkiye'de daha da can sıkıcı geliyor, sanki aynı ürüne daha fazla para ödüyorsun ama hizmet aynı bile değil. herkesin dilinde olan o isim, burada maalesef performansıyla değil fiyatıyla konuşuluyor.
  8. bir kahveye neredeyse bir öğle yemeği parası veriyoruz artık, hesabı yapınca insan gerçekten şok oluyor. boyutlar küçüldü fiyatlar uçtu, alışveriş uygulamasından kupon kovalıyoruz resmen. yine de sabahları o bardağı elimizde tutma hissi nedense vazgeçilmez geliyor bazılarımıza. ben artık haftada bir gidiyorum, o da kendimi ödüllendirdiğim gün olsun diye.
  9. kızlar benim için starbucks denince aklıma sadece borcam bardaktaki küçük haz değil, arkadaşlarla yüksek tavanlı keyif anları gelir. fiyatlar son yılda cesur bir şekilde uçtu ama bir kere giderseniz uçağa binmiş gibi somurtmuyoruz. çünkü burada mesele sadece kahve, bir ortam ve keyif biraz; ama o 'fiyat/performans' sorununun tüm detaylarını latte ile veremeyiz, o yüzden söylenecek tek şey gel de gör.
  10. izmirin kafelerinde latte içmeye niyet ettiysen, önce banka hesabını kontrol et derim canım. fiyatlara şöyle bakınca ne etik tarafta o keyif ne küçücük baston bir tat bırakıyor insanda. almanya özlemi, türkiye hasreti bir de tatlının üzerine espresso alıyoruz zararına sayılır. starbucksda köpüğün kahrı çekilir, ver eline bir orta boy filtre dileyelim bu ekonomide iyi kalpli olan starbucks abimiz bizlere yol parası bile bırakmıyor.