-
ben denedim söylüyorum, bir fincan kahveye verdiğim parayla marketten koca bir paket kahve alıp evde haftalarca içiyorum. ama dışarıda oturmanın, birinin getirmesinin de ayrı bir keyfi var, onu da inkar etmeyeceğim. yani tamamen kötülemek haksızlık ama ucuz demek de mümkün değil, arada bir kendine hediye gibi.
çocuklarla girince hesaplamak daha bir can sıkıcı oluyor tabii, büyük boy yerine orta boy alıp tartışması da cabası. durumu olana güzel, olmayana lüks; ama gidip de pişman olmadım. yine de evde kendi kahvemi yapmayı tercih ediyorum çoğu zaman, açık konuşayım.
-
yurtdışında yaşayıp türkiye'yi uzaktan takip eden biri olarak söylüyorum, almanya'daki fiyatlarla karşılaştırınca türkiye'deki starbucks resmen lüks tüketim olmuş. hollanda'da 3 euroya içtiğim latte türkiye'de 100 lirayı geçmiş, gurbetçi olarak içim acıyor ama memlekete gelince yine de dayanamayıp alıyorum, özlem böyle bir şey işte.
-
izmir'den selamlar, bu starbucks'ın bu fiyatları resmen içimi bayıyor ayol. kozmetik kargolarıma o kadar para vermiyorum, bir latte için koca bir market bütçesi harcıyorum. geçen giderken arkadaşıma dedim ki bu ne haliniz, eskiden buradaydık şimdi elimiz boş dolanıyoruz. yine de köşe başında bir gülümseme için mecbur kalıyoruz bakalım.
-
valla ben gördüm geçirdim bu ülkede nelerin fiyatını, kahve dediğin nedir ki diyordum ama artık o da lüks oldu. gençler sabah akşam orada takılıyor, benim zamanımda bir çay üç kuruştu. tadı güzel hoş da bu paraya iki ekmek alınır, temkinli olun derim.
-
berlin'de aynı boy kahveyi üçte bir fiyata içerken türkiye'deki etiketi görünce gurbetçi olarak içim bir tuhaf oluyor; memlekete dönüşte bir türk kahvesi bana daha dost geliyor açıkçası.
-
bir kahvenin bu kadar paraya değer olup olmadığı düşüncesi kafamda dolanırken starbucks'a giden o geniş kalabalığı görmek beni biraz kırıyor. biz çalışanlar olarak pahalı bir alışverişin ne olduğunu en iyi biliriz, ofiste patron da var, baskısı da var. insan bazen vazgeçemese de bir yudumda da mutlu olamıyor.
ürünler zaten bence eskisi gibi canlanmıyor, ölçüp biçilmiş, nedense ne kendimi ifade edebiliyorum ne de rahatça oturabiliyorum. illa gitmiyor demiyorum ama adil bir değerlendirme yapacak olursak her yudumda içim burkuluyor desem yanlış olmaz.
bu tarz bakınız için bkz: kahveye para vermek
-
ayol sabahın köründe bir latteye kırk lira vermek resmen bilezik gibi geçiriyor ama yine de o yeşil logoyu görünce bacaklarım beni oraya götürüyor şekerim, internetten saysam rakamlar uçuyor ama kafede o ambiyansı da satıyorlar sanki.
-
iki tarafı da görelim, öđlen kalabalığına gelince tüm şubeler tıklım tıklım. kaliteli kahve konusunda kimsenin itiraz edeceğini sanmam, hizmet de genel olarak iyi. ama fiyat kısmına gelince gerçekten insanı bir durup düşündürüyor, günde bir iki tanesi bütün ulusal para birikimine denk geliyor. indirim kartları ve puan sistemleri aslında fena durmuyor ama herkes avantajlı olduğu kadar mağdur da olabiliyor. sonuçta tercih meselesi, herkes kendi hesabını iyi bilir.
-
ben denedim söylüyorum, dışarıda kahve alışverişi söz konusu olunca hesabını kitabını yapmayı severim. starbucks türkiye'de boy boy fiyatlar kabarmış, orta boy bir şey neredeyse evde bir haftalık filtre kahve parası olmuş. damak tadı ayrı tabii ki ama fiyat performans soruyorsan cevabım net: iç mekânı sıcak ve güzel, servis temiz, çalışanlar kibar; ama içerik için aynı performansı söyleyemem. bence o parayı sokağındaki yerel kahveciye ver, hem lezzet hem içtenlik olarak iki elin kanda değilse bile içen parmakların yanar havasında,
-
bir çay ile bir kahvenin aynı bardakta bu kadar pahalı olması anca bizim ülkede denk gelir, ödeyen de millet.
eskiden olsaydı bu fiyatlara kuyruk olmazdı, ben denedim diyorum aynen böyle.
''bu tarz'' konularda şikayet de iş bitmiyor, kese boş.