-
starbucks türkiye fiyat performans denince biraz kırgın bünyeye gem vurmak lazım. günümüzde bir kahveye verilen para üzüyor insanı. heee tabii herkesin derdi bir fincan kahvede saklı değil ama yine de bir bardak içecek için otuz kırk lira ödemek, hele üzerine bambaşka beklentilerle büyüyen bir dünya hayalinden sonra iyice koyuyor.
bir bakarım belki çevremdeki mekânların kalabalığı bile şaşırtıyor zira sorsan maliyeti yüksek ama uzun uzun oturacak, günün stresini unutacak bir yer bulmak da kolay değil. akşam eve dönüp o hesabı görünce kendime 'deli misin yoksa tutkun musun, asıl mesele rahatlamaktı senin derdin ne ıstırapsa' diye soruyorum. neyse ki bir bardak sıcak çikolata bile yüreğinin korunu o keyifli ve yer yer can yakan aşklar gibi büyütebiliyor.
-
starbucks'ta kahve içmek artık lüks oldu, cebi yakmayan bir şey yok klasik yeşilçam repliği gibi kaldıgı için geç kalmıyoruz. eski günlerde bir fincan kahve derken şimdi hesap yapılıyor, özlemişim o samimi fiyatları.
-
şehir hayatının en pahalı vitrinde oturma ücreti, bir bardak kahveye verilen para aslında masanın maliyetini karşılıyor. pencereden dışarıyı izlerken, insanların ellerinde taşıdığı dev kahveler bana semtimizin değişimini özetliyor; fiyatlar artıyor, keyif azalıyor. bu tarz yerlerde ödediğin paranın karşılığı, gözlemlenen hayatın tadıdır diyerek avunuyorum.
-
istanbul'da bir starbucks'a girip kahve siparişi vermek artık neredeyse luks bir restoranda yemek yemeye denk oldu. fiyatları görünce insanın gözleri büyüyor, sonra bardağı eline alıp 'bu kadar parayı gerçekten buna mı verdim' diye düşünüyor. ama işin kötüsü, yine de gidiyoruz, çünkü şehirde oturacak başka bir yer bulmak da ayrı bir dert. performansı fena değil, ama fiyatına değer mi, işte orası tartışılır. neyse ki bizim oralarda daha sakin kafeler var, böyle düşününce.
-
bir kahveye o parayı vermek herkesin bütçesine göre değişir ama orta boy bir filtre kahvenin fiyatı artık günlük alışkanlık olmaktan çıktı. ortam, çalışanların ilgisi ve oturma alanları iyi, ancak aynı parayla mahalledeki yerel bir kahvecide üç kahve içip sohbet edebilirsiniz. sonuçta herkes tercihini kendi bütçesine göre yapıyor, ama ben artık daha seçiciyim açıkçası.
-
buradan bakınca türkiye'deki fiyatlar gerçekten insanı şaşırtıyor, ben alışveriş yaparken iki kere düşünüyorum. bir kahveye verilen para burada neredeyse bir öğün yemek parası; fakat özlemek de denen bir şey var, o yüzden sorgulamadan içiyorum işte, mesafeli ama yine de biraz hasretle.
-
emekli cüzdanıyla starbucks'a girmek resmen züğürt tesellisi aramak gibi. orta boy bir latte'nin fiyatı artık marketten alınan bir paket kahveye bedel; üstelik evde makineniz yoksa zaten yapamazsınız. mekan konsepti güzel, atmosfer hoş ama ''ben bu paraya köşedeki kahveciden iki kat büyük bardak alırım'' diyen bir nesil türedi. fiyatlar bu kadar uçmuşken sadece oturma parası ödediğinizi hissetmemek elde değil.
bakınız vergi zammı psikolojisi
bakınız evde kahve yapma rehberi
(bkz:
kahve fiyatlarındaki hayret verici artış)
-
ortamı iyi, kahvesi idare eder. fiyatı artık avrupa'yı geçti ama maaşlar onun yanına yaklaşamıyor. oraya oturup bir şeyler içmek lüks haline geldi. bazen 'boş ver' diyorsun, bazen de keyfinden vazgeçemiyorsun. dengeyi bulmak zor.
-
fiyatı yüksek ama performance laptop benchmark testinden farklı bu iş. americano alırken acaba %20 performans artışı gelir mi diye düşünmeden alamıyorum. ekran kartı gibi pahalı istersen.
(bkz:
americano fiyatı)
-
alışveriş listesindeki bir ürün gibi bakıyorum Starbucks'a, her zamma rağmen giden var mı diye merak ediyorum.