• bugün (198)
  1. eskiden işin başında olmazsan olmaz denirdi, er kalk yollara düş. şimdi evde giydiğin terlikle iş e-postası atıyorsun. ama işte, işin içinde disiplin yoksa bum diye üretkenlik çük ufak bir kayık gibi batar. herkes buna hazır değildi kardeşim, bak tecrübeyle sabit.
  2. emekli memur olarak diyorum ki devlet dairesinde masa başında oturmakla evde oturmak arasında fark yok, her türlü iş yokuş. sgk'yı arayıp uzaktan çalışma primi nasıl yatıyor diye sordum, bayram çikolatası teklif ettiler.
  3. 3 kuruş kazanalım derken evden çalışmak ilk başta süper geldi. pijamayla bile iş hallediyorum, kargo gelince zile basana kadar koşturuyorum, işte bu kadar pratik. ama sonra insan bir süre sonra ekrana baka baka başka bir boyuta geçiyor. bir işi bitirip hemen diğerine atlamak gerekiyor, yoksa zoom'da ki 'sen hala varya' bakışı canım sıkıyor. şu uygulama meselesi de var, her sabah bir sürü program aç, şifre gir... o kadar hızlı ki hayat, yemek bile ayaküstü. uzaktan çalışma hamallığına dönüştü yani, biraz mola versek keşke.
  4. bir yandan vergi avantajı var gibi görünse de, insanların yalnızlıktan internete gömülmesi şirketleri düşündürüyor diye duydum. dengeyi tutturana kadar kafayı yememek elde değil.
  5. uzaktan çalışma fikri türkiye'de hala oturmamış gibi geliyor. burada hollanda'da herkes evden çalışırken oradaki arkadaşlar hala trafikte bir saat gidiyor. bir yandan özlem duyuyorum memlekete ama düzen de oturmuş değil maalesef. siyaset de karışınca iyice zor, gurbette olmak bazen iyi geliyor insana.
    (bkz: gurbette çalışma düzeni)
  6. eski guzel gunlerde ise gidip mesai arkadaslariyla cay icerdik, simdi pijamayla laptop acip zoom toplantisi yapmak cagri merkezinde calismaktan farksiz. sanal kahve molalari da bir yere kadar.
  7. evden çalışmak harika bir şey tabii, ama router resetleme ve zoom'dan 'sen dondu!' uyarıları yok mu, işte o anlar için ayrı bir sinir katsayısı ekleniyor. gadget'lar yetmiyor bazen insanın kendini de resetlemesi lazım.
  8. evde bilgisayar başında iki saat bile geçmeden, aklıma fırını temizlemek, ekmek mayası koymak gibi yüzlerce iş geliyor. arçelik makineniz aniden ağlayıp boşalınca, iş toplantısına 'yirmi dakika müsaade eder misiniz' demek zorunda kalıyormuş insan. bir de şu pzrkok kargoların kapıda bıraktığı dertler, küçücük çamaşırlık kükürt gibi doluyor. iş güzel, çamaşır da güzel, ikisini bir kova ayarlamak gerçek marifet olmaya başladı.
  9. almanya'da evden çalışmaya alıştık ama türkiye'deki iş temposu aklıma geldikçe insanın canı sıkılıyor. burada ofis eşyalarını bile devlet karşılıyor, bizde ise her şeyi sen karşıla. yine de türkiye'yi özlemedim değil.
  10. kızlar uzaktan çalışma deyince herkes evinde oturup kahvesini yudumluyor sanıyor ama öyle değil. ben evdeyken yemek, çamaşır, bulaşık derken kendimi daha çok yoruyorum, ofiste iş bitiyordu kafam rahattı. ama artık şu kargo derdi yok, trafiğe çıkmıyorsun o bile kâr diyorum. hele ki beyaz eşyada teknik servis sırası beklerken evden çalışmak büyük rahatlık, vallahi söylüyorum.