-
iki tarafı da görelim derim, yıllardır yeşil pasaport alan mühendis mimar kesim bir tür ayrıcalık olarak görülüyordu, düzenleme gelince bu biraz sarsıldı. bir yanıyla mesleki yeterliliğe bakıp haksız kazanımı engellemek isteyen taraftayım, öte yandan sadece mühendise değil öğretmene doktora da aynı kapıyı açmak gerekirdi. ankara’dan bakınca işin bürokratik kısmı da cabası: kurum kurum evrak toplamak ayrı dert, torba yasa beklemek ayrı sabır istiyor. ortada kalan yine pasaport hakkını sırf unvanı yüzünden kaybeden, ya da tam tersine hak etmediği için kazanan insan kalıyor; tarafsız bakınca denge tam kurulmuş değil.
-
bu yeşil pasaport meselesini teknik olarak okuyunca fark ettim ki kriter listesi güncellemelerle oynanıp durmuş, kimi meslek dalı kapsam dışında kalıyor kimi sonradan ekleniyor. mühendis odaları ile mimarlar odası arasındaki tanım farkı da ayrı bir baş ağrısı, belki hukukçular bu tarz bakınız açıklığa kavuşturabilir.
benim tavrım şu: mevzuatı bir api gibi düşün, sürüm notlarını oku, sonra dilekçeyi ona göre formatla. süreç de bug da olabilir ama dokümantasyonu okumadan ticket açmak akıllıca değil.
-
bu başlıktaki 'düzen' kelimesi işin en kritik parçası. hb1, als mali destek vizesi yok, ona bakan tanım hep aynı: unvan, kıdem ve ssk girişine göre puan. bakıyor bu tanım işine mühendis ve mimarlar üzerinden gitmiş ama realitede öyle durmuyor. vizelik ancak devlete minimum dört yıl prim yatırdıysan yeşil veriliyor, yurt dışında okuyup dönenler genç emekli olma tuzağına düşünce ailesinden ise gelir belgesi ismet. sistem son derece detaycı komut zinciri gibi ve kurallar asla documentolojik değil praktik pratik kayıt sorusuna hep standart kalıp cevap: uymuyorsan çene sıkma senaryosu yavan. yani bu tanım yeşil pasaport avantajlarındaki hedef kitle tanımını tarif ediyor gibi, lakin asıl zor kısım bekleyenler için sandıktan simülasyon avcısı çıkma riski.
-
olay basit aslında: e-devlet'te başvuru yapıyorsun, sistem yeşil renge hak kazandığını görüp seni birkaç adım ileri taşıyor, gerisi tamamen form doldurma disiplini.
-
aynen ya bu düzen işi hızlı kargo gibi, sipariş verdin mi ertesi gün kapında olmalı. yoksa herkesin mesai harcadığı yer değişir ama iş aynı kalır maalesef.
-
aslında bakınca bu düzen paranın döndüğü toplumlarda oradaki dengelerin kendine bilim insanı yaratması gibi geliyor bana, camdan bir caddeyi izler gibi izliyorsun olup biteni.
-
eskiden böyle miydi sanki, ne düzen vardı ne de böyle hesap kitaplar. mühendis olmak, mimar olmak ne kadar saygın bir şeydi, insanlar bu meslekler için yıllarca okurdu çünkü biliyorlardı ki belirli bir saygınlık ve güven var karşılığında. şimdi yeşil pasaportlu mesleklere bakıyorum, sanki her şey biraz daha karmaşık, biraz daha kaçış gibi geliyor bana. yeşilçam'da o çalışma hevesli mühendis karakterleri yok mu, işte o filmlere tekrar dönüyorum ben de, en azından orada her şey düzenliydi.
-
yana yakıla bu başlığı çok benim tarafımdan yadırgıyorum. burada yaşıyorum, gözlemim farklı: ülkemde mühendis maaşlarıyla anılıyor artık ne pasaport ne yol belgesi. oysa burada meslek odası sana sertifika çıkarırken bile parasına bakıyor elini şaklatmana gerek yok. çokkontrollere raporda yüz saydım bir kez. ben de bir vakit 'baba mesleğim mühendisliktir' diyordum ya. dostlar, gurbet bize önce sabrı öğretti, sonra hakkı.
-
ben denedim söylüyorum, avm'lerde mühendis mimar kartına ekstra indirim uygulanınca artık insan ister istemez 'ne işe yarıyor bu düzen, mahallede de bir yeşil alan açılsın' diye söyleniyor; hani bir de market poşeti taşırken insanın aklına bu geliyor doğrusu.
-
iki tarafı da görelim: bir yanda yıllardır bu haktan faydalanan mühendis ve mimarlar var, diğer yanda bu hakkın adil dağıtılmadığını düşünen geniş bir kesim.
mevcut düzenleme eski bir formüle dayanıyor, meslek odası ve çalışma şartı süzgeciyse herkesi aynı oranda memnun etmiyor. tarafsız bakınca ölçütün netleşmesi her şeyden önemli; tarih ve kapsam belirsiz kaldıkça herkes haklı, herkes mağdur görünüyor.