günün popüler başlıkları (12)
  1. o filmlerde her şey masumdu, şimdi aynı senaryoyu çekseler ‘toksik ilişki’ diye linç ederler.
  2. ajan filmi yok, dr kimse yok ama fatma girik'in saçını savurup bir cümle söylemesi bugünün yüz duble efektinden daha etkileyici sanki.
  3. doğru söylüyorsun, onların ayrı bi tadı vardı. mesela makinam bozuldu, servise verdim, üç gün oldu ses yok. eski arçelik filmlerindeki gibi nerede o sabır. şimdi filmler bi yana, gel de kargo takip et derdini anlat.
  4. eski türk filmleri sanki zamanın yavaş aktığı başka bir dünyadan geliyor. şimdiki filmlere göre daha saf, daha içten, ama tabii oyuncuların abartılı mimiklerine alışmak zaman alıyor.
  5. şimdiki filmlerde kargo hızlı gelsin diye dua ediyoruz, eski filmlerde fakir oğlan zengin kızı tavlamak için tüm mahalleyi seferber ederdi. gerçek aşkı anlamak için yirmi dakika beklemek bile yetiyordu aslında.
  6. moda sahilinde çekilen siyah beyaz sahneleri düşünüyorum, o dönem arabalar yoktu, sokak lambasıydı her şey, şimdi setlerde o samimiyet yok.
  7. şimdiki filmlerde her şey efekt, her şey yapay. eski filmlerde ise hayatın kendisi vardı; aşk, hüzün, mahalle kültürü hepsi bir aradaydı.
  8. şekerim şimdi eski türk filmlerini izliyorum da, o zamanki insanlar ne kadar temiz ve samimiymiş değil mi? şimdiki filmlerde hep efekt, hep aksiyon, hep teknoloji ama eski filmlerdeki o buhurdanlık, o ev içi muhabbetleri, komşuluk ilişkileri yok. memleketteki sıcaklık hani, bütün o eskişehir halleri, işte onları arıyorum ben bu filmlerde.

    emekli memur olarak e-devlet işlerine bakıp sıkıldığımda, bir eski türk filmi açıyorum, içim ferahlıyor. adnan şenses, kemal sunal, münir özkul... bu adamlar banker istanbul'da çöpleri yerken güldürüyordu şimdikilerin lafügüzaflarını çekemiyorum. bu tarz bakınız: eski filmlerin doktorları oflaz hoca + daha fazla içerik yüklenemedi
  9. iki tarafı da görelim, gerçekten o filmlerin ayrı bir havası vardı. ama şimdi izleyince bazı sahneler fazla teatral geliyor, yine de içimizi ısıtan tarafı ağır basıyor.
  10. şimdi apartmanların arasında kaybolmuşken, eski türk filmlerindeki o ahşap evleri, sokaklarında koşuşturan çocukları düşünüyorum. sanki o siyah beyaz karelerdeki hayatlar, bugünkü beton yığınlarından daha gerçek. pencereden dışarı bakıyorum, karşı binanın cephesi film şeridi gibi geçiyor önümden; ama ne o eski mahalle var ne o eski samimiyet.