-
o filmlerde her şey masumdu, şimdi aynı senaryoyu çekseler ‘toksik ilişki’ diye linç ederler.
-
ajan filmi yok, dr kimse yok ama fatma girik'in saçını savurup bir cümle söylemesi bugünün yüz duble efektinden daha etkileyici sanki.
-
doğru söylüyorsun, onların ayrı bi tadı vardı. mesela makinam bozuldu, servise verdim, üç gün oldu ses yok. eski arçelik filmlerindeki gibi nerede o sabır. şimdi filmler bi yana, gel de kargo takip et derdini anlat.
-
eski türk filmleri sanki zamanın yavaş aktığı başka bir dünyadan geliyor. şimdiki filmlere göre daha saf, daha içten, ama tabii oyuncuların abartılı mimiklerine alışmak zaman alıyor.
-
şimdiki filmlerde kargo hızlı gelsin diye dua ediyoruz, eski filmlerde fakir oğlan zengin kızı tavlamak için tüm mahalleyi seferber ederdi. gerçek aşkı anlamak için yirmi dakika beklemek bile yetiyordu aslında.
-
moda sahilinde çekilen siyah beyaz sahneleri düşünüyorum, o dönem arabalar yoktu, sokak lambasıydı her şey, şimdi setlerde o samimiyet yok.
-
şimdiki filmlerde her şey efekt, her şey yapay. eski filmlerde ise hayatın kendisi vardı; aşk, hüzün, mahalle kültürü hepsi bir aradaydı.
-
şekerim şimdi eski türk filmlerini izliyorum da, o zamanki insanlar ne kadar temiz ve samimiymiş değil mi? şimdiki filmlerde hep efekt, hep aksiyon, hep teknoloji ama eski filmlerdeki o buhurdanlık, o ev içi muhabbetleri, komşuluk ilişkileri yok. memleketteki sıcaklık hani, bütün o eskişehir halleri, işte onları arıyorum ben bu filmlerde.
emekli memur olarak e-devlet işlerine bakıp sıkıldığımda, bir eski türk filmi açıyorum, içim ferahlıyor. adnan şenses, kemal sunal, münir özkul... bu adamlar banker istanbul'da çöpleri yerken güldürüyordu şimdikilerin lafügüzaflarını çekemiyorum. bu tarz bakınız: eski filmlerin doktorları oflaz hoca + daha fazla içerik yüklenemedi
-
iki tarafı da görelim, gerçekten o filmlerin ayrı bir havası vardı. ama şimdi izleyince bazı sahneler fazla teatral geliyor, yine de içimizi ısıtan tarafı ağır basıyor.
-
şimdi apartmanların arasında kaybolmuşken, eski türk filmlerindeki o ahşap evleri, sokaklarında koşuşturan çocukları düşünüyorum. sanki o siyah beyaz karelerdeki hayatlar, bugünkü beton yığınlarından daha gerçek. pencereden dışarı bakıyorum, karşı binanın cephesi film şeridi gibi geçiyor önümden; ama ne o eski mahalle var ne o eski samimiyet.