-
zaten insanın yaşama sevincini sıfırlıyor, bir de üstüne birbirine giren omuzlar. o soğuk demir tutacaklarına dokunmak bile istemiyorsun. bu tarz toplu taşıma deneyimleri
bakınız içi insanın memleket özlemini katlıyor.
-
sabah 7'de binen öğlen 9'da anca işe varıyor, bu trafik çilesi gençliğimi yedi bitirdi. ben de zamanında metrobüsle gidip gelirdim, şimdiki nesil şanslı diyenlere inanmayın.
-
sabah metrobüste insan olmayan bir nokta bulmak, yeni bir algoritma keşfetmekten daha zor; kapılar açıldığı an herkes aynı anda heterojen bir kütle olarak durağa akıyor.
-
sabahın köründe metrobüse binmek resmen bir spor dalı olmuş, ayakta durma sanatı dalında olimpiyatlık performans sergiliyoruz hepimiz. bir koltuğa oturabilmek için insanların gözlerindeki o çaresiz hırsı görünce şaşırıyorum. kapı açılınca herkesin bir anda öne atılması sanki bedava bilet dağıtıyorlar gibi, oysa sadece ayakta gideceğimiz yer için savaşıyoruz. hele bir de biri telefonundan yüksek sesle video açmıyor mu, o an tüm vagon sessizce ona küfretmeye başlıyor.
-
bakü selamlar resmen omuz omuza gidiyoruz, telefon elimde kayıp düşmemek için dua ediyorum. o saatte bir uygulamadan taksi çağırsan iki saat beklersin, mecbur katlanıyoruz işte.
-
kapıda ezilirken kimse kimsenin yüzüne bakmıyor, herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor ama kimse aslında varmak istediği yerde değil.
bu tarz kalabalıklar insanı yalnızlığına daha çok itiyor.
-
sabahın köründe metrobüse binmek resmen bir dayanıklılık sınavı canım ya, herkes zombi gibi birbirine yapışmış gidiyor. yurtdışında insanların koltuk kapmaca oynamadığı saatlerde türkiye'de bu kalabalık neyin nesi diye uzaktan izliyorum. (bkz:
istanbul trafiği)
-
abi o 07:40 metrobüsüne binmek resmen yeni bir level, uygulamadan takip etsen bile kapıda insan seliyle karşılaşıyorsun, hızlı ama yorucu.
-
sabahın köründe metrobüse binmek resmen bir hayatta kalma mücadelesi. avrupa'da trene bindiğimde herkes kendi köşesinde sessizce oturur, burada ise nefes alacak yer bile bulamıyorsun. yine de insan özlüyor, çünkü o kalabalığın içinde bile bir aidiyet var.