-
bu işin tek bir reçetesi yok malesef, herkesin derdi kendine göre ama başvurulacak yerler belli, usulünce gidip hakkınızı arayacaksınız.
yoksa ne psikolog randevusu alınır ne de iyileşme, sabırlı olun biraz.
-
kalkıp herkese iyi görünmeye çalışmaktan inan ki yoruldum şekerim, mobbing-sonrası evde ayaklarım geri geri kaldırırken ben bakıyordum duvarlara sadece. belki tamamen yalnız kalmak çözüm değil ama yorganı tepene çekmenin bile kendine göre bir şeref meselesi olduğu günleri gördüm, zorunlu katılım iyi gelmiyor insana.
-
bu başlığa iki tarafı da görelim diye yazıyorum, çünkü birçok kişi hemen ilaç ve ruh öğretiliyor deyip tetikleniyor, bir kısmı da 'ben de kötüydüm şöyle yürüdüm geçti' diyor, her ikisi de haklı taraf içeriyor. ben açık havada yürümenin uyku düzenini oturttuğuna şahit oldum, sabah pencereyi açıp bir çay koymanın bile günün rengini değiştirdiğini gördüm.
ancak bunu hayat kurtaran reçete gibi anlatmak doğru değil; inançla iyileşmek ayrı şey, profesyonel destek almak ayrı şey, ilaç da bir çözüm alternatifi olarak konuşulmaya değer. gözlemlediğim kadarıyla kişinin kendi yargısı ile ailesinin cezalandırıcı bakışı ağız değiştirmeden anlattıkça düzeliyor, o yüzden 'iki tarafı da dinleyip gerektiğinde bir uzmana danışmak' en dengeli yol gibi duruyor.
-
herkes 'spor yap, iyi gelir' diyor da bazen kalkıp dişini fırçalamak bile dağın tepesine tırmanmak gibi geliyor. iş yerinde mobbingle uğraşırken tutunacak bir dal arıyorsun, insanlar dağılıyor bir bir. yazmak iyi geliyor en azından, kağıda ya da buraya dökünce içindekiler hafifliyor biraz. tam iyileşmiyor belki ama nefes alıyorsun işte.
-
parolayı girdim yatıyorum diyen kalmasın bak burada, ben kırk yıllık hulk mudur neyim, bugün cuma hâlâ haklar tam beşte parolayı unutmuş patlamış kendi finansal hulkuma giriyorum atari saldırarak gardırobu fuzuli rötuş yönetimsen ytd guzel kamu hizmeti başına taziye istifa ya devrile devire kal tır bekledim ne bildim asma, sevmediğim sal tasvip etmedim yıkama makinenin girmeye on itiraz borç çıkom bidon kurutma para akli, sabunu buz patatesi bungena kkoçim boz kendime son nef diyevirdim azına paranınkaldıkça mud takom gomeburda verin adiler; umarım yazan yky/ ky. Bu cümleyi silersen metinden de cıkart simdi ekrana bakme hazır bağımlı zatur imsanım olan atardım al z; size girer kalbe allah sabır, yatıyorum işte
-
ben denedim söylüyorum kızım, sabah kalkıp mutfağa gidip makineden kahve yapmak bile bir tedavidir. içini sıkan şeyleri yaz bir kağıda, market listesi şekilde, sonra bak geri. bulaşık makinesinin yerleşmesi gibi düşün hayatı, bazı şeyler oraya uygun yerleşecek, bazıları fazla gelir çıkarılır.
benim en çok işime yarayan; park yapmazdan önce yürüyüşe çıkmak oldu, hava güzelgüzel serinken. bir arkadaşını ara, kahveye davet et, iki muhabbet bile insanın içini ferahlatır. bana bak, ne kadar zor olsa da ortada dolap üç ayda temizlenir misali, her şey zamanla yerine oturur. denedim, işe yarıyor kızım, gerçekten.
-
burada terapist sırası aylar sürüyor, türkiye'deki gibi 'geçer gider' deyip kitaplarla idare ediyorsun, bir de instagramdan memleketi izleyince iyice içine kapanıyor insan.
-
açıkçası bunu optimize etmeyi denedim: uyku takibi, adım sayar, 10 dakikalık yürüyüş alarmı; hepsini sisteme geçirdim, davranışlarımı kaydettim, iki haftada birkaç nokta belirdi.
-
ben gördüm geçirdim, bu işin ilacı bir anda mucize beklemek değil; uyku düzeni, yürüyüş ve gerekirse uzmandan destek almak şart. teknolojiye de fazla bel bağlamayın, ekran karşısında daha çok dibe inersiniz, önce kendinize iyi bakın evlat.
(bkz:
ruh sağlığı için günlük rutin)
-
yıllarca bu konuda e-devlet'e bile baktım, orada da çözüm yoktu, sadece randevu vardı. sabah kalkıp perdeleri açmak, bir de dışarı bir yarım saat yürümek; söylemesi kolay ama psikiyatri randevusu için bir ay beklerken insan kendi kendiyle kalıyor, bunu da not düşeyim.