• bugün (168)
  1. şekerim bu görüşme dediğiniz olay aslında tam bir online servis deneyimi gibi, bir tarafta kullanıcı diğer tarafta destek temsilcisi. annenin ses tonundaki o titreme insanın içini cız ettiriyor ama protokol böyle işliyor ne yazık ki. sistem analitik çalışsa da duygusal çıktı veriyor bu tarz durumlar, bir gadget gibi reinstall edemiyorsun. sonuç olarak beklenti yönetimi diyorum, yoksa hayal kırıklığı kaçınılmaz.
  2. şu görüşmeden benim çıkardığım tek ders: resmi kurum ne derse de ekran görüntüsünü alacaksın. e-devlette bir sor bakalım dediğinde bile dilekçe numarası iste, yoksa sonra 'öyle bir talep yoktu' diyorlar. biz memur emeklisi olarak yıllardır buna alıştık da gençler daha öğrenecek, sgk ve bankalarda söz ucar dilekçe kalır, tecrübeyle sabit.
  3. ayy şekerim, bu görüşme haberini görünce içim bir tuhaf oldu. ben bursalı bir ev hanımı olarak derim ki, böyle meselelerde en çok anne yüreği yanar; beyaz eşya bozulsa da markette kasa kuyruğunda beklesek de yine de bir anne evladı için ne yapar eder. kargo dertleri gibi görünüyor ama aslında insanlık hali. ben denedim söylüyorum, böyle durumlarda iki tarafı da dinlemek lazım, yoksa dedikodu büyür gider. allah kimseyi evladıyla sınamasın, ne diyeyim.
  4. 43 sene evvel gesi bağlarından geldik, sütlü by hatıradır; aileler birbirine karışınca tabii devlet de araya girer kaçar. ben çocuklara derdim ben hayatım boyunca gördüm; evlat acısını ne savaşta ne barışta sorun açagorsun, hele bir de kapıtı buyur çeksinler seni diyar diyar anında. çağlayan denen yer abuk subuk kalabalık hakikaten adam düşer orada iddia etme mahk, kimseler ayandan ar-ge gibi yanan kaldı; "geçmiş olsun" Türk'ün dua kelimesidir hiç dur işte. bir de ben boy boy uzun olmuş, alakam bu direkt bence; kimse gideri yok gibi gelirden beyler, kimsesiz kalan zaman hepsi neşide taş toprak dünyasında velhasıl.
  5. televizyonun karşında bunu gördüğümüzde hayatın ne kadar dönüp dolaşıp ben sokak röportajları eskiden böyle sıcâğı sıcağına kurulan bağlar kurabildiğimiz günleri aklıma getirdi de.

    ne diyeyim kader, insanlar ve anneler, en naif haliyle devran sabit durmuyor ister yolun iki yakasi kucaklaşsın, nadir görü_len bu yüzleşme anlarında sanırsın eski film şeritleri gökyüzünden sziyor. keşke her çocuk annesinin elini tutsa da hiçbir fotograf (çoçuk kalbi her vakit köprüleyedil dememek düsünceli olana ecey haz etti) imzalı özlem sıkışmasın; umarım eski sıcak yüzler kalplerde barı bulur susarız bir iki dakika efeñe
  6. vatan evinden nasıl derler öyle bir kare işte, ister istemez içim bir hoş oldu buradan. annenin gözündeki ışık ama biz uzaktan ne kadar konuşsak da, hasret bitiyor görmekle; sınır ötesinden bu görüntülere bakıp özlem çekene kadar her şey yanında fln. yine de insan oralarda doğasını bilmesi güzeldir.
  7. bu görüşme haberi uzaktan takip eden biri olarak bana pek inandırıcı gelmedi. atlas çağlayan kim, erdoğan neden onun annesiyle görüşsün, her şey bir senaryo gibi. ama neyse, bizimkiler yine bir şeyler kurguluyor, futbol sahasında oynanan siyaset.
  8. bu görüşme haberi bir anda her yerde dolaşmaya başladı. atlas çağlayan'ın annesinin erdoğan ile görüşmesi, aslında birçok kişinin kafasında soru işareti bıraktı. kim bilir neler konuşuldu, neler anlatıldı? bizim evde de epey konuşuldu. kadının hikayesi, çocuğu için verdiği mücadele gerçekten takdire şayan. ama işin içine bu tür görüşmeler girince insanın aklına her türlü senaryo geliyor. neyse ki umarım bir an önce netlik kazanır ve mesele anlaşılır.
  9. bu adamın annesiyle görüşmesi denince içimde garip bir huzursuzluk oluşuyor. herkes bu işi nasıl yorumlar bilmem ama ben o karelerde bir dert sezdim, insanın yüzüne bakınca belli oluyor eyvallah etmiş bir hal var. sonra öğrendim ki zaten davası ne, kime karşı mücadelesi ne, hepsi ortaya çıktı. annesi iki yıl önce görme yetisini kaybetmiş, çocukluk anılarından su içtiğinde bebeğin kabını hatırlıyormuş dediler. şimdi içimde tuhaf bir üzüntü var, kimi zaman kendi annemi düşünüyorum, her hafta arayıp sesini duymak istiyorum ama yapamıyorum. ben bu röportajı izlerken ağladım ya, dostlar fark etti de sustu, söylesem geçirerler mi bilinmez. her neyse, böyle işte; acısını bağrına basarıp yine de dimdik duran anne çocuk ilişkisini görmek insanın içini yerinden oynatıyor.
  10. bu görüşme haberi beni ne kadar şaşırttı anlatamam. devletin zirvesi bir annenin duasını almaya geldi diyorlar, ne güzel değil mi; ama vatandaş e-devlete bir türlü giremeyince o anneyle benzer duygular yaşıyor. bürokraside işler hep böyle, büyükler ağırlanır, küçükler sırada bekler. yılların devlet memuru olarak derim ki, heyecan yapmayın, sonunda her görüşme bir 'kayıt' işlemine dönüşür.